3. grup duruşması sona erdi, bir sonraki duruşma 10-11 Temmuz 2017 tarihinde görülecek
Mahkeme Heyeti 3. grup duruşmanın ara kararını açıkladı: “Sanıkların tutukluluklarının devamına…”
Duruşma sonunda bir sonraki duruşma tarihi ise 10-11 Temmuz 2017 (Pazartesi ve Salı) olarak belirlendi.
Karar şimdiye kadar yapılması gerekirken yapılmamış olan pekçok konuda araştırma yapılması, dosyaların birleştirilmesi gibi ayrıntılar taşıyor.

- İnfazın beklenmesine
- Haklarında yakalama kararı bulunan bir kısım sanıklar hakkındaki yakalama emirlerinin devamı ile infazın beklenmesine
- Haklarında interpol vasıtasıyla kırmızı bülten çıkartılan sanıklar hakkında yazılan müzekkere cevaplarının beklenmesine
- Halil İbrahim Durgun, Yunus Durmaz ve Mehmet Kadir Cebel'e ait ölüm, muayene ve otopsi tutanaklarının temini için müzekkere yazılması
- Elazığ 3. Ağır Ceza mahkemesinde derdest olan davada sanık olan Nihat Ürkmez yönünden de dosyanın dosyamız ile birleştirilmesine muvaffakiyet verilmesine
- Diğer sanıklar yönünden tevkif taleplerinin reddine
- Bir kısım müştekilerin katılma taleplerinin suçtan zarar görme ihtimaline istinaden kabulüne
- Avukat Murat Kemal Gündüz'ün talebinde belirtmiş olduğu ev, depo ve işyerlerini gören mobese kayıtlarının temin edilebilmesi için Antep emniyetinin talimat cevabı gelmeyen bir kısım müştekilerin beyanlarının talimat cevaplarının beklenmesine
- Katılan vekillerinin bir kısım kamu görevlilerinin tanık olarak dinlenmeleri taleplerinin reddine
- Dijital materyallerin incelenmesine yönelik bilirkişi raporlarının beklenmesine
- Katılan vekillerinin taleplerinde belirtmiş olduğu bir kısım sanıklar üzerinden devir işlemi gören tüm araçların trafik tescil kayıtlarının temin edilmesi için EM'ne müzekkere yazılmasına
- Sanıklara isnat edilen suçların vasıf ve mahiyeti kuvvetli suç şüphesinin varlığına mevcut delil durumu, delillerin henüz tam olarak toplanamamış olması, isnat edilen suçların katalog suçlar kapsamında olması
- Öngörülen ceza dikkate alındığında sanıkların kaçacaklarına ve saklanacaklarına dair şüphe bulunması
- Uygulanan tedbir ile isnat edilen suçun orantılı bulunması
- Adli kontrolle serbest bırakılmalarının yetersiz görülen bir güvenlik önlemi olması nedeniyle tutukluluklarının devamına nazara alınarak tahliye edilmesi kamu adına mütalaa edilmiştir.
[Esin Altıntuğ'un ifadesine sataşıyor]
"İfadesinde çelişkiler var. Bu kadının iyice sorgulanmasını istiyorum."
Savunma yapmadı
Suçsuz yere buradayız. Suçlular belli. Çoluğumuz çocuğumuz mağdur. Araç alıp satarken parmak izim içinde kalmış olabilir. Galericilik yapmıştım.
Burada manavlık büyük bir suçmuş gibi gösterdi bir avukat, sanki idamımı isteyecekti. Benim 7 çocuğum var. Beni haksız yere burada tutanların vebali boynuna olsun.
IŞİD'in finansçısı olduğum iddia ediliyor. Hiç delil yok. Bana sosyal çevremle ilgili sorular sorulmuş hiç delil yok. Olayla hiçbir ilgim yok. Bana toplamda 274 soru sorulmuş.
Halil Durgun'la tek ilişkim bir araba satışı olması. Onun noter devrini yapmamışım, hepsi o kadar. Ne bir MOBESE, ne bir kayıt hiçbir şey yok.
Söyleyecek çok şey var ama ben söylersem buralar karışır. Adaletli olmanızı istiyorum.
Davamın Antep'e sevk edilmesini ve dosyaların birleştirilmesini istiyorum.
04/05 17:57 Sanık Hakan Şahin
Sırtını dağlara yaslayan Figen Yüksekdağ ve kardeşi dağlarda sürten Selahattin Demirtaş... Bunlar onun rövanşını almaya çalışıyorlar. Cevap vermememle ilgili konuşacağım.
Geçen bunların [avukatları kast ederek] annesi olduğunu söyleyen birinin annesi vardı burada. Buradakiler senaryo okuyor burada, her şey çok açık. Tüm bunlardan dolayı bunlara cevap vermiyorum, bunların sorularına da cevap vermiyorum.
[salondan tepkiler]
[Hakim: hakaret içeren her söz için bir dava konusu olacaktır.]
[Sanık devam ediyor]
Bunlar kendilerine emir veren örgütten öğrenerek konuşuyorlar. Bunlar konuşunca öğretilmiş olmuyor, ben burada 5 sayfa savunma yaptığımda öğretilmiş oluyor.
Bana IŞİD'in kimyacısı diyorlar, ben Kimya bölümü nerede onu bile bilmem.
Hakkımda herhangi bir örgüt üyesiyle irtibat görülürse her türlü cezaya razıyım. Savunacak bir durumum yok. Bütün delilleri mahkemenize sunmuştum. Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin de size göndermiş olduğu delillerle bellidir."
Avukat [Özcan Karakoç] bey, bunları bırakamazsınız diyerek emir verir gibi konuşmaktadır. [Sanık dini telkinlerde bulunuyor]
Sanık Hüseyin Tunç: "Önceki ifadem geçerlidir. Suçlu değilim."
Olay günü bilinçli olarak bir şey yapmadım. İstediğim belgeler cezaevine eksik gönderiliyor.
Bir takım avukatlar ve müştekiler, benim ve avukatım hakkında şahsi şeyler söylemekteler. Müşteki avukatları CMK'dan, TCK'dan maddeler gösteriyorlar. CMK, TCK beni de kapsar. Özellikle Özcan Bey benim Bağdadi'ye mektup yazdığımı söylüyor. Benim böyle bir şeyim yoktur. Ben milletimi satan bir insan değilim. Beni de, avukatları da GBT yapın, hakkımda açılmış başka dava var mı diye bakın.
Kendiniz de söylediniz, dediniz ki "15 yıldır Ağır Ceza 'da hakimlik yapıyorum". Bir sinek uçsa sizin bundan haberiniz olması lazım. Avukat Özcan buradaki jandarmayı kaldırıp oturuyor. Ben böyle bir ortamda hakkımı nasıl arayayım. Müşteki avukatları yalan konuşuyor. Resmi belge ile bir avukatın el yazısıyla size sundu. Av. Nuray Özdoğan şöyle demiş, "Mehmeddin Baraç, IŞİD 'le bağlantılı ..." demiş. Benim IŞİD'le değil askerle bağlantım var bir pazarlamacı olarak. Pazarlamacının çalışma stili budur. Elimde bıçakla Gaziantep EM'ye giriş yapabildiğimi söylediler. Öyle bir şey yoktur. Av. Nuray Özdoğan hakkında işlem başlatılmasını istiyorum.
Başka bir delil de benim olduğu söylenen Arapça yazışmalar. Ben Arapça bilmiyorum. İstediğiniz gibi test edin. Ben iki dil biliyorum. Zazaca ve Türkçe. Başka bir husus da, flash bellekten çıktığı iddia edilen belgeye göre benim hakkımda ne bir fotoğraf, ne bir tespit vardır. İstihbarat raporunda, fotoğraftakinin Kasım Demir adlı kişi olduğu söyleniyor."
[Mehmeddin Baraç, önceki duruşmalarda verdiği ifadeleri aynı sözcüklerle tekrar ediyor. Epilepsi hastalığı olduğunu, gözaltındayken İlaçlarını alamadığını, ifadesini ilaçlarını almadan verdiğini ... ]
"Benim Yunus Durmaz, Halil İbrahim Durgun'la ya da burada bulunan sanıklarla hiçbir ilgim yoktur. Olay gününe gelelim. Bu tarihte yaptığım görüşmeler mahkemenizde var. Bu tarihte görüştüğüm kişilerin hiçbiri terör listesinde değil. Bingöl'de baz istasyonları kayıtlarına göre sadece hastane bölgelerinde bulunduğum bellidir."
[Sanık sürekli hastalığından bahsediyor. Annesinin hasta olduğunu söyleyerek serbest bırakılmayı talep etti]
Suçlamaları kabul etmiyorum. Söylediğim hiçbir şeyi kabul etmiyorum
Sanıkların savunmalarının dinlenmesine devam edilecek
H: "Deniz Duman'ı tanır mıydın?"
E: "Tanıyorum. Eşimin yanında çalışıyormuş."
H: "Evinizin altındaki depoyu gördün mü?"
E: "Hayır. Polis boşalttığında gördüm."
H: "Daha önce depoya malzeme getiren kimseyi gördün mü?"
E: "Hayır, benim depodan haberim yoktu. Eşim garaj kiralamış."
İddianame elime geçene kadar ben IŞİD'den suçlandığımı düşünüyordum. İddianame elime geçince Halil İbrahim Durgun'a yardım ve yataklıktan yargılandığımı öğrendim. Halil patlamadan sonra beş gün rahatça şehirde dolaştı. Sonra tekrar gitti. Resul Demir'in evinden yastık yorgan alıp gittiğini öğrendim. Sonra Resul'ün eşi Ceren Durgun beni arayıp polisin Halil'i aradığını söyledi. Benim evime de geldiler, şöyle bir bakıp arama yapmadan bir şey yok deyip çekip gittiler.
Ceren dedi ki Halil'i oradan Yakup Karaoğlu götürmüş. Halil'i aramaya devam ettim.Yakup bana Halil'in Suriye'ye gittiğini aramamamı söyledi. Bana 200 lira verdiler. Bir daha gelme dediler. Cuma Dabanıyassı'yı ararayarak sordum ve Suriye'de olduğunu öğrendim. Cuma eve geldiğinde benim aramam çıktığını söyleyip bana daha fazla yardım edemeyeceğini söyledi. Beni yan komşusu Korkmaz'ın evine yerleştirdi.Eşimin yanında çalışan Deniz orada bana not gönderdi, arabayı satmamı dolara çevirmemi ve Resul'un evindeki çekleri almamı söyledi, ben de harfiyen yaptım. 3-4 gün sonra Halil Durgun beni aradı. Bana Deniz'le bir cep telefonu gönderdi.11'de beni arayacağını aradığında sokağa çıkıp sağa dönmemi beni izliyor olacağını söyledi. O zamanlar ben eşimin bunları yapmış olabileceğine inanmıyordum, şimdi inanıyorum.
Beni Deniz karşılayıp kocamın yanına götürdü. Beni taksiyle başka yere götürdüler. Üzerimde telefon tablet saat vs olup olmadığını sordu, kendi gönderdiği telefon vardı onu aldı benden. Halil beni motorla patlama olan eve götürdü,orda Hatice Akaltın vardı. Halil beni bırakıp Metin Akaltın'ı almaya gideceğini söyedi. Halil Durgun kırmızı bültenle aranıyor olmasına rağmen, ben de onun eşi olmama rağmen polis bizi aramıyormuş. Çünkü özgürce ben de onlar da geziyorduk. Takip edileceğimizi düşünmüştüm ama polis gelmedi. O gün sabaha karşı Halil Durgun ile konuştuğumda "yapmak zorundaydım daha fazla soru sorma bilmen gereken kadar biliyorsun" dedi. Bana Halil'in Suriye'ye geçtiğini söyleyen Yakup'un eşi ve Cuma Dabanıyassı yalan söylemiş, hiç geçmemiş Suriye'ye.
O gün sabah alışverişe çıkan Metin Akaltın yakalanmış. Eşim ve Metin Akaltın bir ay kadar beraber kalmışlar. Burak Ormanoğlu da sabah bizim bulunduğumuz evdeydi (Akaltın evi) Metin yakalanınca polis bizim bulunduğumuz eve geldi. Halil yukardaydı kapıyı kırmaya çalışıyorlardı, Hatice Akaltın da Halil'e teslim olmasını söyledi. Halil bizi başka bir odaya kapattı. Sonra bir el silah sesi geldi, 3-5 saniye sonra bir patlama geldi. Sonra kendime gelince allah rızası için yardımcı olun diyen birini duydum. Sanırım bir polis balkonun altında kalıp felç geçirmiş. Polis Halil'i canlı yakalamayı düşünmüyordu bence. Öyle olsa sessizce gelirlerdi. Halil Durgun'u ben teşhis ettim, parçalanmış durumda değildi. Yalnızca çenesi çıkmış durumdaydı. Parçalandığını söylediler ama parçalanmamıştı. Sağ yakalansa konuşur diye öldürdüklerini düşünüyorum."
[Hakim gövdesini görüp görmediğini sordu, Esin cevap verdi: "Hayır göğsünden yukarısını gördüm."]
Esin devam ediyor: "Bana üzerinden çıkan 172 lirayı verdiler. Parada hiçbir hasar ve kan yoktu. Polisin ihmali olduğu konusunda müşteki vekilleri haklı, ben de elimden geldiği kadar yardımcı olmak istiyorum.Polisin izlemekte olduğu evimizde patlayıcı için kullanılan maddeler bulundu.Polis orada eylem yapmadığı için bişey yapamadıklarını söyledi bana.
Ben Halil'in IŞİD'li olduğunu bilsem onunla evlenmezdim. Olayların farkına varınca da yakalanması için kendi canımı tehlikeye atarak uğraştım.
Bu ihmalleri göz önünde bulundurmamak mümkün değil. Benim 10 Ekim öncesinden bilgim yoktur. Halil Durgun, adaletten kaçan bir adam; Antep'te AVM'ye gdiyor, dünyanın alışverişini yapıyor [10 Ekim sonrasında]. Alışveriş eşyaları bulunan arabanın içindeydi. Fişleri de beyan olarak sunmuştum."
[Esin Akaltın, Hürriyet ve Evrensel gazetesinde fotoğraflarının çekildiğini söyleyerek sözlü şikayette bulunuyor]
Ben örgüt üyeliğinden yargılanıyorum ama Tren Garı patlamasıyla birleştirilmek isteniyor. "Ebu Talha" kod adı bana isnat ediliyor. Benim çocuğumun adı Talha değil, Süleyman Talha. Bir yıldan fazladır cezaevindeyim. Ben Yunus Durmaz'ın emrinde çalıştım diye bir iddia var. Başka isimler de geçiyor, Yunus Durmaz'ın yanında çalıştı diye, ama onlara aylık verildi deniyor. Öyle bir şey olsa ben niye bedavaya çalışayım?
[Av. Karakoç'a sataşıyor]
Dosyamın bu dosyadan ayrılıp Antep'teki dosyayla birleştirilmesini istiyorum.
Allah tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Bana bir kod adı isnat ediliyor. Benim Ebu-Eymen kod adını kullandığım söyleniyor. Benim Eymen adında bir çocuğum yoktur.
Daha önce Suriye'de olduğum iddia edldi. Size pasaportumun kopyasını gönderdim. O tarihlerde pasaportumda bir işaret yok. Benim kod adım ÇETO deniyor. Bu isimde bir sahabe var mıymış? Ben kod ad kullansam niye bunu kullanayım? Avukatlar yalan söylüyor. Sözü ile ameli bir olmayan münafıktır. Münafıkların yeri cehennemin en dibidir."
[münafık ifadesi üzerine, mahkeme başkanı ifadelerde hakaretlerin de ayrıca savcılıkça değerlendirileceğini söyledi]
Burada kaç yıllık avukatlar bile konuşurken korkuyorsa ben ne yapacağım? Hukuki terimleri bilmem. Buradaki [müşteki] avukatların algı operasyonlarına kanmayacağınızı düşünüyorum. İnsanlar çektirdiği bir resimle terör örgütü üyesi olabilir mi? Burada ölenlerden birinin cenazesinde PKK bayrağı açılsa ona Pkk'lı desem ne dersiniz? Ya da siz hakim bey, bir arkadaşınız FETÖ üyeliğinden yargılansa size FETÖcü desem ne dersiniz? İddia ispat etsem deniliyor, sonra başka bir delil bunu çürütüyor. Ben kaçakçı mıyım? Ben adaletinize güveniyorum.
25 yıldır hakimim. 15 yıldır da Ağır Ceza hakimiyim. IŞİD, PKK, Darbe, FETÖ, hepsinden davamız var. Bizim ne kimseden korkumuz, ne çekincemiz var.
Kararı verecek olan Türk milleti adına mahkemedir.
Müvekkilerimin bir kısmı Antep'tedir. O yüzden müvekkilerimle görüşme şansım olmamıştır.
Mahkeme boyunca da aynı şekilde, jandarma komutanı müvekkilimle görüşmeme, can güvenliğimi gösterek izin vermemiştir. müvekkilerime dava delilleri verilmemiştir.
Av. Demet Kay - Metin Akaltın'ın müdafii
Av. Zeynep Demiryürek -Mehmeddin Baraç müdafii :
Av. Tuğçem Şahin - Burak Ormanoğlu, Yakup Karaoğlu, Resul Demir müdafii:
Av. Tansu Çiller ... -
Müvekkilimin delilleri karartma ve kaçma şüphesi yoktur. serbest bırakılmasını talep ediyoruz"
Abdülmüttalip, Abdülhamit, bunların kimlik bilgileri birbirine uymuyor. Aslında biz burada çok savunma yapmak da istemiyoruz. Sayın mahkeme ve savcınızın ideolojiniz etkisinde kaldığınızı düşünüyoruz. Mahkeme başkanının ve cumhuriyet savcısının görevi mahkemede güvenliği sağlamak ancak burada güvenliği polis ve jandarma sağlıyor.
[Avukat, peygamberler tarihinden vs örnekler vererek konu dışında konuşuyor]
Dosya kalabalık gösterilmek için sanıklar buraya toplanılmış. Kimi dini inancından, kimi yaşayışından dolayı toplanılmış. Gar saldırısı meydana gelirken bu sanıklar birlikte olmuş olsaydı başka bağlantılar olmalıydı.
[Avukat FETÖ ile ilgili bir önek veriyor ancak anlaşılmıyor]
Müvekkilim 1 yıldan fazladır tutukludur. Türkiye genelinde 1 yıldır IŞİD üyeliğinden yargılanan kaç kişi vardır merak ediyorum. Elazığ (Ağır Ceza Mahkemesi / 346) dosyasında, müvekkilimin yargılandığı davadaki dosyada var. Sizin elinizde bir fotoğraf var, Elazığ dosyasında belki 100 fotoğraf var. Müvekkilim Ankara'ya gelmediğini defalarca söyledik. Fotoğraf gerçekten müvekkilime aitse, onun da gerçekten yeri ve zamanı da belli değil. Müvekkil Elazığ'da gözaltına alınmış. Ankara'yla ilgisi yok. Hakimlik mesleği cesur olmayı gerektirir. Müvekkilimin dosyasının, Elazığ'daki dosyayla birleştirilmesini talep ediyoruz. Ne takdir ederseniz, müvekkilim 1.5 yıldır tutuklu bulunmaktadır. Çocukları ve ailesi var. Elazığ'daki dosyada adli kontrol uygulanıyor ve oradaki adli kontrole günü gününe uyulmuştur. Adli kontrol ve tahliye talep ediyoruz. Müvekkilimle ilgili iddialar sadece örgüt üyeliği, bunu tekrar etmek istiyorum.
Müvekkil hakkında anayasal üzeni yıkmaya teşebbüs etmek, silahlı terör örgütüne üye olmak gibi ağır suçlamalar olsa da somut deliller yoktur, soyut deliller vardır. Tutuklanmadan beklenen sosyal yarar sağlanmıştır. Deliller toplanmıştır, delllerin karatılması ihtimali yoktur. Duruşma salonunun çok güvenli olmaması nedeniyle tutukluluk halinin sona erdirilmesini talep ediyoruz."
Müvekkilim sadece Halil İbrahim Durgun'un eşi olduğu için buradadır. Daha önce müvekkilim görüldüğü gibi açık bi bayandı, eşiyle evlendikten 1 yıl sonra eşi zorla kendisine çarşaf giymeye zorlamış ve ailesine anlattğında ailesi ikinci evliliğinden dolayı ve çocuğu olmasından dolayı evli kalmasında ısrar etmiştir. Esin, IŞİD'in fikirlerini hiç benimsememiş, onlara uyum sağlamamıştır. Örgüt üyeleri tarafından -eşi dahil-, kendisine yalan söylenmiş. Kendilerinin duyulmaması ve görülmemesi açısından kendilerine engel konulmuştur. Müvekkil kaçmak isteseydi kaçardı. Kendisi gelip ifade vermiştir.
Müvekkilim hakkında, 10 Ekim patlaması ve IŞİD üyeliği dosyasının ayrılmasını istiyorum. Benim müvekkilim hakkında bir delil yok. Bütün deliller zaten toplanmış durumda.
CMK ya göre haklar nefaset ölçüsünde olmalıdır. Burada avukat bey, sanıklar hakkndaki iddiaları tekrar sıraladı, savcı beyin bile uykusu geldi. Bu salonda baskı altındayız. Böyle yargılama yapılamaz. Salonun boşaltılmasını talep ediyoruz. Mahkeme başkanının bile çekindiği bir davanın sonucu bellidir, müvekkilim burada atılan ağır su şişeleriyle yaralanabilirdi. Buradaki sanıklar baskı hissediyorlar.
Biz burada bu olayı düzenleyen, tertip komitesinin isimerinin araştırılmasını ve neden erken saatte ısrar edildiğinin araştırılmasını talep ediyoruz. Suruç'ta da aynı şey oldu. Suruç patlamasında halktan seçilen insanlar zarar gördü, milletvekilleri zarar görmedi. Hem devlet hem istihbarat örgütleri tarafından planlı bir şekilde gerçekleşiyor bunlar.
Müzekkerelerle ilgili talepler vardı. Bilirkişi raporunda eksikler var diye itirazlar geldi. Neresi eksik bunu sormak istiyoruz? İstediklerini araştırabilirler. Yeter ki insanların vicdanı soğusun. Kendi müvekkillerini de kandırıyorlar. Erman Ekici'nin facebook hesabı konusu gündeme geldi. Herkes birbiri adına hesap açabilir, şifresi kırılabilir. Sonuçta facebook resmi bir şey değildir. Savcı bey yeni atandığı için belirtmek zorundayı, Esin buraya zorla getirilmedi, kendisi geldi. Anlatmadığı bir olay yok. Samimiyetle ifade verdi. Esin istese olaydan sonra kaçardı. Parası da vardı. Herhangi bir örgüt üyesiyle bağlantısı bulunmamaktadır.
Hukuki bir yargılama süreci için buraya geldik. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük kaliam davası duruşmasındayız ve çok üzgünüz. Müvekkilim kadın ve evli olduğu için dosyaya dahil edilmiştir.
Fezlekede: "IŞİD üyeleri evliler ise eşlerinin de örgütte olduğu" ifadesi vardır. Ancak kişi ancak işlediği suçtan sorumludur. Öğle arası eşimle görüştüm, Gar Patlaması dosyasına geleceğimi eşim bilmiyordu. Şimdi siz eşimi Gar patlamasıyla ilişkilendirebilir misiniz? Tüm akrabalarını mı çağıracak IŞİD'e? Herkes karısına ne iş yaptığını söylemeyebilir, işiyle ilgili detaylarını söylemeyebilir.
[salonda bulunan müştekiler tepki gösterdi. Hakimin uyarısının ardından devam ediyor]
Müvekkilim, DAEŞ terör örgütü üyesi olmaktan burada yargılanmaktadır. Dosyada eşimin örgüt üyesi olduğuna dair hiçbir delil yoktur. Ceza sistemimizde ithama yönelik bir suç yoktur. Var olmayan bir şeyi ispat etmemiz mümkün değildir. Belgelerde aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz. Biz terör örgütü üyesi değiliz diyoruz, Mahkeme terör örgütü üyesi olmdığımızı ispat etmemizi istiyor.
Müvekkilimin kaçması mümkün değildir. "
Avukat savunmasında kış günü ankaraya ifadeye gelmesi nedeniyle mağdur olduğunu, tutuklama kararı çıkması üzerine "kendi isteği olmaksızın" terörle mücadele şubeye götürülüp psikolojik işkence görmüştür diyor.
Hatice Akaltın'ın kendi sözleriyle gördüğünü kabul ettiği evdeki valizin içinde ne olduğunu bilmeyebileceğini savunuyor. Söz konusu valiz aynı gece patlamıştır. Avukat savunmasında birinci gün Hatice Akaltın'ın eşinin talımatıyla sorulara cevap vermeyi kesmesinin üyelik ile değil kocasından korkusuyla alakası olduğunu iddia ediyor. Hatice Akaltın da eşi de farklı cezaevlerinde tutukludur.
Avukat gelecekte davadan cekilebileceğini ve bunun müvekkilinin suçlu lduğunu düşündüğü anlamına gelmediğini söyleyerek tahliyesini talep etti. Tahliye olamayacaksa gaziantep cezaevinden alınmamasını istedi.
[Avukatın müvekkilin çocuklarının mağdur olduğunu söylemesi üzerine salonda bazı aileler tepki verdi.]
***
10 Ekim 2015’te Barış Mitingi ’ne katılmak üzere pek çok ilden gelerek Ankara Garı’nın önünde toplanan on binlerce işçi ve emekçinin ortasında patlatılan bombalarla gerçekleşen katliamda tam 101 insanımız ölümsüzleşti. Bu göz göre göre gelen katliamı önlemek konusunda devlet hiçbir önlem almadığı gibi, daha sonra basına da yansıyan bilgilerden de anlaşılacağı gibi “kolaylaştırıcı” bir rol oynadı. Katliamla ilgili Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmalarında müşteki avukatlarının çabasıyla ortaya çıkan yeni bilgiler de bu gerçeği pekiştiriyor.
Katliamla ilgili davanın 3. Duruşmasının son celsesi devam ediyor.
18 sanığın tutuklu 17 sanığın ise firari durumda olduğu davanın Şubat ayında görülen duruşmalarında, davaya bakan Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından katliamda kamu görevlilerinin sorumluluğunun olup olmadığı konusunun araştırılması için müzekkere hazırlamış ve 21 Nisan günü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmişti. Şimdiye kadar müzekkerelerle ilgili herhangi bir cevap verilip verilmediği mahkemeye yansımadı.
Duruşmanın ilk gününde Şubat’taki 2. duruşmada hakkında tutuklama kararı çıkarılan ve en son kendisi karakola giderek teslim olan Hatice Akaltın dinlendi. Akaltın tutuklu katillerden Metin Akaltın’ın eşi aynı zamanda. Çelişkili ifadeleri ve Antep’teki söylediklerini geri alan tutumuyla Hatice Akaltın IŞİD katliamlarına nezaret ettiği, IŞİD’in mali işleriyle ilişkili olduğu izlenimini pekiştirdi.
Bu ilk günde müştekiler de söz alarak katliamın devlet ilişkilerinden bağımsız olamayacağına dair gözlem ve düşüncelerini anlattılar, polisler ve diğer yetkili kamu görevlilerinin yargılanmasını istediler.
Dünkü celsede ise tanık olarak ifade veren Miting Tertip Komitesi yetkilileri, miting öncesinde defalarca emniyet yetkilileriyle görüştüklerini, saat 08:30’da başlayacak miting öncesinde en az 100 bin kişilik tedbir alınması gerektiğinin defalarca vurgulanmasına rağmen, miting günü hiçbir güvenlik önleminin alınmamış olduğunu gördüklerini, tertip komitesine hiçbir yetkili polis dahi atanmazken, Ankara Emniyeti’nin adeta katliamı kolaylaştırdığını belirtti.
Müşteki avukatlarının verdikleri ifadelerin sonrasında ise özellikle Antep ve Suruç patlamalarıyla ilgili IŞİD bağlantılarının Antep Valiliği tarafından korunduğu, hatta bir ihbarla yakalanan İbrahim El Bakhouri’nin, serbest bırakılır bırakılmaz Belçika’da bir Havaalanını patlattığı hatırlatıldı.
Delliler toplanmış değil, deliller tartışılmış da değil.. Pek çok delil çözümlenmiş de değil. Bu yüzden tutukluluk hallerinin devamı önemlidir.
Deliller ortaya çıktıkça farklı ilişkileri, farklı patlamalarla ilişkileri ortaya çıkar.
Kaçma ihtimalleri var mı? İhtimalleri demek yanlış, kaçmaları kesin.
Hatice 2 ay ortaya çıkmadı. Babamda kaldım dedi, ya polis görevini apmadı, ya kaçtı.
Esin başka bir örnek, Suriye'ye gidiş yollarını biliyor.
Burak Ormanoğlu Çeto 10 Ekm katliamını da biliyor.
Tutuklamaya yönelik karar çıkartılan fakat yakalanamayan sanıklar var. eğer bu tutuklu sanıklar serbest bırakılırsa diğerleri üzerinde baskı kuracaktır. Kaybedilen canların telafisi yok. Bunlardan birinin tahliye ihtimalinde, tekrar bir katliama neden olabilirer. müştekileri ve mahkeme heyetini tehdit eden insanlar bunlar.
Kimse IŞİD eylemcileri erkek olur, kadınların işi olmaz demesin.
Evli eylemcinin eşi mutlaka örgütsel ilişki içineddir [emniyet raporunda var].
Eşinin ölmesi halinde, örgütten başka biriyle evlenme izni verilir, IŞİD'in belgelerinde var.
Kadınların üzerinden 9-10 bin paralar çıkıyor. cep telefonu kullanmıyorum diyen kadının üzerinden 3 tane telefon çıkıyor. eğer bu bir taktikse, erkekler kötüdür, kadınlar iyidir demenin bir yolu ise, bunun yolu yok, dosyada çok sayıda belge var.
Eğer emniyet görevini yapmış olsaydı ne 10 ekim ne de 20 temmuz suruç katliamı olacaktı.
Metin'in kimliği 20 Mayısta ele geçirilen içi bomba dolu bir çanadan bombalarla birlikte çıktı. Katliamın planayıcılarından yunus durmaz'ı evinde saklayan da Metin.
10 Ekim'de Suriye'deydim ben diyor. 11'inde döndüm diyor. Ama kamera kayıtlarına göre 10 Ekim'de Ankara'da.
Burak Ormanoğlu günlerce canlı bomba olmaya teşvik ediliyor, 3 ay münzevi hayatı yaşıyor.
--
Ormanoğlu, Hatice Akaltın'ın evinde 3 gün şofben tamiri yaptığını iddia ettiği isim.
.. tek bir kere bile nakliye taşıması yapmadığı ortaya çıktı. Depolar arası bomba yapım malzemesi taşıdığı ortaya çıktı.
Sanık Nihat, Suriye'de silahlı eğitim esnasında çekilen fotoğraftakinin kendisi olmadığını söyledi. Fotoğraf bilirkişiye gitti, 7 aşamalı doğrulamadan sonra kendisi olduğu ortaya çıktı.
Suphi çok ev ve depo kiraladı. Çünkü Antep'teki hücre yapılanması sıkça ev ve depo değiştirdi.
2 bombalı araçta parmak izleri çıktı.
Suphi'yi savunan avukat, "Suphi'yi masum olduğu için savunuyorum. Suçlu olduğunu düşünürsem istifa ederim" demişti, istifa etti.
Kardeşi IŞİD'çi. Hakan Şahin'e, "Ankara bombasını sen mi patlattın yoksa" dedi.
101 kişinin hayatını kaybettiği bir davada bunları hatırlatmanın önemli olduğunu düşünüyorum.
İlk duruşmada birbirlerini tanımadıkları ifade eden sanıkların aslında bir çetenin parçaları olduğunu üçüncü duruşmada öğrenmiş olduk.
[Sanıkların ifadeleri ve soruşturma sonucunda ortaya çıkan kod adlarıyla bağlantıları kuruyor]
[Sanıklardan biri, "Bizi IŞİD'çi olmakla itham ediyor" diye müdahale etti. Mahkeme başkanı ise, "Buna hakkı var zaten" diyerek sanığı durdurdu.]
"Duruşma dosyasının tamamı benim bilgisayarımda da var, ben dosyayı incelerken o fotoğrafları karşılaştırma imkanına da sahibim, o yüzden [Av. Karakoç'a yönelik olarak] açıklamanın zaruri olmadığını düşünüyorum" dedi.
Sanıklar, Av. Karakoç'a yönelik, "Sen bize bakma, bakamazsın bana" diyerek bağırdı. Salon gerildi. Aileler ayağa kalktı, jandarma barikat kurdu.
Mahkeme başkanı, "sakin olun" diyerek ailelerden sessiz olmalarını istedi. Aileler: "çocuklarımız öldü nasıl sakin olalım" diye karşılık verdi.
Av. Karakoç, "Sanıkların masum olduklarını savunurken neler dediklerini ve aslında nasıl suçlu olduklarını anlatacağım" dedi. Ardından sanıklardan birinin sözle ve el işaretiyle tehditte bulunmasının ardından salon karıştı.
Mahkemeniz tarafından yazılmış kararlara karşı bazı kamu kurumlarından bazı yöneticilerin hala direndiğini görüyoruz. İstenen dökümanların verilmediğini, eksik verildiğini, yanlış verildiğini görüyoruz.
Savcıların, bu olayın arka planının ortaya çıkmasını engellediği görülmektedir.
Mahkeme tarafından talep edilen pek çok belge gönderilmemiş, gönderilmemesine rağmen bu konuda herhangi bir yasal işlem başlatılmamıştır. Mahkemenizin, müzekkereleri ihtarlı olarak yazmasını talep ediyoruz.
Bunca sivil insanın askerin ve polisin ölümüne sebep olan bu saldırıların gerekli araştırma yapıldığı taktirde önüne geçilmesi kesin iken, bu saldırıların önünü açan bu kamu görevlileri kimler? Bunun derinlemesine araştırılması gerekiyor. Bu ilişkiler olmasa İlhami Balı ve diğer sanıklar bu kadar rahat hareket ediyor ve saklanıyor olamazlardı.
Ortaya çıkan manzara şudur; eylemlere katılan tetikçiler, eylemlere kimin katılacağı ve kimlerin yakalanıp kamu önüne çıkarılacağı daha önceden bazı karanlık eller tarafından belirlenmiştir. Bunu sanıklar da duysun diye söylüyorum. Burada oturacakları, onlar daha eylemlerini yapmadan belirlenmiştir. Biz kanıtları takip ede ede bu işbirliğini ortaya çıkarmaya kararlıyız. Bu ilişkiler bize kamu kurumlarında işbirlikçileri olduğunu gösterdi, artık sadece kim olduklarını bulmamız gerekiyor. Bulacağız
Av Ahmet Özdel, dinlenmesini istediği tanıkların adlarını ve bağlantılarını saydıktan sonra, ifadelerinin talimatla değil, mahkemede alınması gerektiğini, çünkü önceden elde edilen delillere ilişkin soruların da sorulması gerektiğini dedi.
Ara kararda bunun dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Bu örgütün finansal ilişkileri de dava dosyasına yansımalıdır.
Sanıkların ilgili bulunduğu şirketlerin ticari kayıtları ve sanıkların SGK ile banka kayıtları (hesap hareketleri), posta çeki hesapları ve araç kayıtları (satıp aldıkları araçlar, plakalar, ... ) ortaya çıkartılmalıdır.
Esin Altıntuğ'un üzerinden 500 bin liralık çek çıkmıştır. Bu miktar da bu örgüt içi para akışının büyüklüğünü göstermektedir.
Sanıkların ilişkili oldukları derneklerin, Emniyet ve MİT kayıtları ve istihbarat bilgilerinin de dosyaya eklenmesini istiyoruz.
Dosya içinde XXX olarak geçen birçok insan var. Bu dosyada adı X olarak geçen, Emniyette yüz kayıtları tanıma sistemiyle taranarak henüz tespit edilemeyen insanların da tespit edilmesini istiyoruz.
Esin Durgun ve Esin Malkoç adına kayıtlı hatlarla -ki ikisi de aynı kişidir- birbirleriyle dahil birçok görüşme yaptığı görülmektedir. Sanıkların görüşme yaptıkları telefon kayıtlarının - tapelerin çok dikkatli incelenmesini istiyoruz.
Depo kiralayanların kimliklerinin tespit edilmesini istiyoruz.
Yakup Şahin'in eşinin mahkemede tanık olarak dinlenmesini istiyoruz.
Birçok yerde ismi geçen Deniz Duman'ın Enes Plastik'le de ilişkisi vardır, dinlenmesini istiyoruz.
Sanıklara amonyum nitrat satmayan satıcının tanık olarak dinlenmesini istiyoruz.
Resul Demir'in oturduğu evin sahibinin ve yelekleri diktiği iddia edilen kişinin tanık olarak dinlenmesini istiyoruz.
04/05 11:20 Hatırlatma: Düğün Saldırısı olarak anılan saldırı nedir?
"Ağustos 2016 Gaziantep saldırısı", 20 Ağustos 2016'da yerel saatte 22.50 sularında Türkiye'nin Gaziantep ilinin Şahinbey ilçesinde bir sokak düğünü sırasında düzenlenen bombalı saldırı. Saldırı sonucunda 59 kişi hayatını kaybetti, 90'ın üzerinde kişi yaralandı.
Yapılan saldırıda ağır yaralanan ve tedavi altına alınan damat Nurettin Akdoğan'ın annesi 43 yaşındaki Muhbet Akdoğan, saldırıya ilişkin açıklamalarda bulundu. Kına yakıldığı esnada canlı bombayı gördüğünü ve canlı bombanın çocuk olmadığını söyleyen Akdoğan, canlı canlı bombayı görmesi ve bağırması üzerine canlı bombanın kendini patlattığını söyledi. Canlı bombanın çocuk olmadığını vurgulayan Akdoğan, canlı bombanın genç biri olduğunu söyledi.
04/05 10:54 Av. Murat Kemal Gündüz: "Hukukun gereğini uygulayın, tüm hukuki taleplerimizi yerine getirin"
Gaziantep Şahinbey'deki depolar arasında meydanlarda bulunan MOBESE kayıtlarının toplanması talebimiz Valilik tarafından gerçekleştirilmemiştir.
Mahkeme Amonyum Nitrat konusuna 10 Ekim sonrası eğilmiş olsaydı, belki Düğün Katliamı için amonyum nitrat satın alınması ve olayın gerçekleşmesi engellenecekti.
Sanıkların şirket bağlantıları incelendiğinde, şirkette "nakliyeci" sıfatıyla çalışan sanığın [ ] aslında, örgüte malzeme taşımakta kullanılan nakliye aracını kullandığı anlaşılmaktadır. Şirketin kayıtları incelenmelidir.
Canlı bombaların taşınması sırasında, kullanıldıktan sonra atıldığı söylenen telefonların incelenmesini talep etmiştik, bu talebimiz de gerçekleşmedi.
Sanıkların, IŞİD ile tanışmasına neden olduğu düşünülen vakıf ve derneklerden bahsediliyor. Antep Valiliği bu derneklerle ilgili bir bilgi kırıntısı dahi sunmamıştır.
Yakup Şahin ile Hüseyin Tunç, Nizip ve Birecik'te gezerek amonyum nitrat almışlardır. Baz istasyonu kayıtlarında görünmektedir. (28-29-30 Eylül günlerinde)
Örgütün Akkent'teki deposuna, bir kamyonetten malzeme taşındığı görülmektedir. Taşınan malzemeler bilyelerdir, zararı arttırmak için kullanılan bilyelerdir. Ancak bu kamyonetle ilgili müsadere kararı verilmemiştir. Araç sonradan satılmıştır. Bu mavi kamyonet örgüte ait suç eşyasıdır. CMK 128'e göre el konulmasını talep ediyoruz.
Hüseyin Tunç, kendisine ait ruhsatlı silahla birini öldürseydi, sonra o silahı başka birine devretseydi, mahkeme o silaha el koymayacak mıydı? Hukuk biraz varsa bu araca el koyulması gerekiyor.
Sanıkların kullandıkları aracın HTS kayıtlarına ulaşılması gerekiyor. Antep Emniyeti, telefonun IMEI numaralarını karıştırmış. Basamak sayısı bile tutmuyor.
Delillerin bilirkişilerce incelenmesinin uzun sürdüğünü biliyoruz. Ancak, mahkemeniz ilgili belgelerin, kayıtların, raporların, görüntülerin, dökümanların getirilmesini sağlarsa, biz avukatlar olarak bu kayıtların incelenmesi konusunda mahkemenize yardım edeceğiz. Hayatını kaybedenlere bu borcumuz var.
----------
BİLGİ
HTS Raporlarıyla İlgili Hukuki Boyut
HTS raporları doğrudan iletişimin gizliliğiyle ilişkili olduğundan anayasa tarafından koruma altına alınmış bir haktır.Bu durumun tabii sonucu olarak bu dökümler sadece hakim veya savcının talebiyle alınabilmektedir. Kişisel talep bağlı olarak bu kayıtların alınabilmesi mümkün değildir.Bu raporlar adli makamlarca istenmesine rağmen CMK 135′ e göre sadece kanunda ifadesini bulan hallerde, belirli kişilerin, belirli ve sınırlı bir süre ile talep edilebilmektedir. Yine HTS kayıtlarının talep edilmesi için ilgili suçun aşağıda belirtilen kategorilerden birine girmesi icap etmektedir:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten öldürme (Madde 81, 82, 83),
2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (Madde 79, 80),
3. İşkence (Madde 94, 95),
4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, Madde 102),
5. Çocukların cinsel istismarı (Madde 103),
6. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149),
7. Uyuşturucu veya uyarıcı Madde imal ve ticareti (Madde 188),
8 . Parada sahtecilik (Madde 197),
9. (Mülga alt bent: 21/02/2014-6526 S.K./12. md)
10. Fuhuş (Madde 227),
11. Rüşvet (Madde 252),
12. İhaleye fesat karıştırma (Madde 235),
13. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (Madde 282),
14. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302),
15. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
16. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (Madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (Madde 12) suçları.
c) Bankalar Kanununun 22 nci Maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü Maddelerinde tanımlanan suçlar. (CMK/135. Md)
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220 nci maddesinin iki, yedi ve sekizinci fıkralarında yer alan suçların bir terör örgütünün faaliyeti kapsamında işlenmesi hâlinde bu suçlar için de iletişimin dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirlerine başvurulabilir. (Terör örgütüne üye olmak, yardım etmek, propagandasını yapmak)
HTS Kayıtlarının Modern Hukuk ve Kriminolojideki Yeri
İletişim olanaklarının artmasıyla suç ve suçluluların ortaya çıkarılması çok daha çetrefilli hal almıştır. Organize olarak gerçekleştirilen suçların birçoğunda suçlular arkalarında delil ve tanık bırakmadan , çoğu zaman herhangi bir mağdur da olmadan suç işleyebilir olmuşlardır. Hırsızlık, fuhuş, insan kaçakçılığı gibi suçların tespiti ve suçluların yakalanması için teknolojiden istifade etmek kaçınılmaz olmuştur. Bu noktada bahsi geçen suçların engellenmesi ve aydınlatılması İletişim cihazlarının takip edip iletişim sürecine dair verilerin analiz edilmesiyle oldukça kolay hale gelmiştir. HTS dökümleri sayesinde büyük bir doğruluk ve objektiflikle suç gruplarının ilişki soy ağacı ortaya çıkarılabilmektedir.Bu noktada suçun açığa çıkarılması ve suçluların hakkaniyete uygun olarak cezalandırılmalarıyla birlikte herhangi bir mağduriyete ve kayba mahal vermeden suçun önlenmesi de mümkün olmuştur.
Geçtiğimiz grup davasında mahkemeye sunulan talepleri, karşılananlar, karşılanmayanlar ve kısmen karşılananlar olarak aktardık. Bir çok talebin karşılanmadığı görülüyor.