Bu sayımızda 1 Mayıs ve "Hayır" cephesinin asli güçlerinin önünde duran görevlerin irdelenmesini bulacaksınız
Bu sayımızı iki ana eksen üzerinden şekillendirdik.
Bunlardan biri yaygınlığı, kitleselliği ve coşkusuyla yığınların duygularına tercüman olan 2017 1 Mayıs’ıydı. DSB köşesinde yer verdiğimiz “İki ayrı 1 Mayıs, iki ayrı duruş” yazısı Taksim ısrarını sürdürenlerle devletin icazet sınırlarına boyun eğen sendika ağaları ve onların arkasına mevzilenen ’sol’ cenahın içler acısı irade kırılmasını irdeliyor.
İşçi sınıfı ve emekçi kitlelerin sistem değişikliğine “Hayır”da dile gelen karşı çıkışları, hayatlarını cehenneme çeviren OHAL yasaklarına, tırmanan işsizliğe, taşeronlaştırmaya, kıdem tazminatının gaspına ve yeni saldırıların habercisi olan uygulamalara öfkesini yansıtıyordu.
16 Nisan referandumunda akıl almaz hilekarlıklarla ucu ucuna çıkarabildikleri “Evet” karşısında gerçekte “Hayır”ın kazandığı gün gibi ortada. Kitlelere özgüven ve cesaret aşılayan bu sonuç büyütülmelidir. Şimdi “Hayır” cephesinin asli güçlerini ortak talepler doğrultusunda örgütleyip harekete geçirmek gerekiyor. Bu, belli bir çözülme içine giren, “Evet” deseler de sistemle çelişkileri derinleşecek olan AKP tabanında da karşılık bulacaktır. Sayımızda bu konudaki değerlendirmeleri bulacaksınız.
Türkiye’nin güncel siyasal gelişmelerini özellikle CHP’nin sefaletini, liberal sularda kulaç atanları “CHP iflah olur mu?” “Demokratik tepkilerin altını oyanlar”, “Makyajı akan sol siyaset” yazılarında ele aldık.
Emperyalistler arası dalaşma ve Hamas’ın söylem değişikliğinin anlamına da değindik.
Dersim Tertelesi’nin 80. yılı ve kadın cinayetlerinin dayandığı temellere dair çözümlemeler de yine sayfalarımızda…
Gelecek sayımızda buluşmak üzere...
