Çarşamba, 13 Aralık 2006 (19 yıl 10 ay önce)
İnsan kaynakları alanında faaliyet gösteren Kelly Services adlı şirket iş yerlerinde çalışanların mutluluğu üzerinde bir araştırma yaptı. 28 ayrı ülkede toplam 70 bin çalışanla görüşülerek yapılan araştırma sonucunda Türkiye sondan 3. oldu.
Merkezi ABD-Michigan‘da yer alan ve Fortune 500‘e dahil olan Kelly Services Inc., 30 ülkede faaliyet gösteren, 2005 yılı cirosu 5.3 milyar dolar olan; ofis hizmetleri, finans, mühendislik, bilgi teknolojileri, hukuk, bilim, pazarlama, üretim, eğitim, sağlık, evde bakım gibi uzmanlık alanlarında yılda 700 bin kişiyi tekellere pazarlayan bir insan tüccarı.Tersten söylersek, araştırma sonuçlarına göre çalışanları en mutsuz ülkeler sıralamasında Türkiye,
Rusya ve
Macaristan'la birlikte ilk 3'ü kimseye kaptırmadı.
Araştırmaya Türkiye'den bini aşkın çalışan katıldı. Türkiye'de iş yerlerinde en mutlu olanlar ise şöyle sıralanıyor:
Seyahat/eğlence (yüzde 71),
profesyonel hizmetler (yüzde 66),
ilaç sanayi (yüzde 65) ve
eğitim (yüzde 61).
Kelly Services, araştırma sonucunun yayınlandığı raporunda Türkiye sermayesine mesajını da gönderdi:
Bu sonuçlar gösteriyor ki, Türkiye'deki pek çok kuruluş çalışanlarını motive edecek iş yeri uygulamaları geliştirme ve iyileştirme ihtiyacı içinde.
Araştırma şirketinin Türkiye'nin hakkını yediği veya araştırmanın güvenilir olmadığı ortada olsa da -mutsuzluk konusunda Türkiye proletaryası bir tek Çinli kardeşleriyle yarışabilir- araştırma sonuçları bilinen/yaşanan bir gerçeğe işaret ediyor. Nice zamandır mutsuzluk homurtuları da başlamıştı keza.
Daha dün emekliler Türkiye'nin dört bir yanında alanlara çıkmışlardı.
DİSK/Emekli-Sen üyelerinin mutsuzluklarının birinci kaynağını ise emeklilerin maaşlarından
yüzde 33’e varan kesintilerin 2007'den itibaren uygulamaya sokulması oluşturuyor. Ayrıca emekliler yaşlılıktan değil de,
GSS'den dolayı mezara girecek olmanın üzüntüsünü de taşıyorlar.
Yarın ise kamu emekçileri Türkiye'nin dört bir yanında alanlara çıkacaklar. Onların mutsuzluğu ise
IMF bütçesinden dolayı. Daha dün 30 yeni F-16 savaş uçağı almayı kararlaştıran devletin, sağlıktan ve eğitimden devasa kısıntılar yapmasına bir anlam veremeyen kamu emekçilerinin bir diğer üzüntü kaynağı ise ücret zamlarında...
Gerçi ücret zamları konusunda bir tek kamu emekçileri değil tüm çalışanlar mutsuz. Devlet ve devleti baz alacak tüm patronlar IMF direktifiyle asgari ücrete ve kamu emekçilerinin ücretlerine
yüzde 4 zam dayatıyor.
Herkesde mutsuz değil tabi, patronlar ve uluslararası mali sermayenin keyfine diyecek yok! Nitekim IMF'nin karar makamı olan İcra Direktörleri Kurulu bugün Türkiye için toplanıyor.
Toplantı sonucunda, Türkiye'nin ilettiği niyet mektubunun kabul edilmesi ve beşinci gözden geçirme döneminin sonuçlandırılması bekleniyor. Özcesi Türkiye'deki gelişmelerden memnun olan IMF, yaklaşık 900 milyon dolarlık yeni kredi diliminin püskürtüleceği hortumun ucunu Türkiye işbirlikçi tekelci burjuvazisine doğru tutacak.
Gerçi biz ücretlere yüzde 4 zam dayatmasının IMF direktifi ile yapıldığını söyledik ama onlar bunun beklenen
enflasyon oranından kaynaklandığını iddia ediyorlar. Bu noktada enflasyon oranlarının nasıl belirlendiğine dair Yılmaz Özdil'in açıklayıcı yazısına bağlanıyoruz.
Et alma... Yem al...
Çifte seçim kapıda.
AB işi belirsiz.
Üstüne, büyüme durdu.
Merkez Bankası da, "dolarla borçlanmayın, sonra ağlamayın" falan diyor.
* * *
Doğal olarak, cebinde parası olanları bir telaş aldı, "nereye yatırsak?"
Akıl fikir veren çok tabii...
Borsa'ya gir, dövize geç, Eurobond al, vadeli işlemlere dal, hazine bonosu iyi, lira faizi daha iyi... Ne ararsan var yani.
Bana sorarsanız...
Raptiye almanın tam zamanı.
* * *
Çünkü ben, yatırım yapacağım zaman borsaya filan bakmam...
Enflasyon sepetine bakarım.
Neyin fiyatı artmışsa, onu almam.
Neyin fiyatı düşmüşse, onu alırım.
Böylece ne yapmış olurum?
Kâra geçerim!
Yattıysa kafanıza... İşte öneriler.
* * *
Mesela, sakın et almayın.
Fiyatı arttı.
Ekmek almayın. Süt almayın. Salça almayın. Şeker almayın. Çay almayın. Sebze almayın. Meyve almayın.
Cüruf alın.
Enflasyon hesabına göre, cürufun fiyatı bayağı azalmış.
Kabana, monta, pardesüye, ayakkabıya, çizmeye yaklaşmayın... Şofben almayın, soba almayın, kombi almayın.
Tomruk alın. Fiyatı düşmüş.
Ponzataşı alabilirsiniz, faks alabilirsiniz, boru alabilirsiniz, hatta sert borunun fiyatı daha ehven, dinamit alabilirsiniz, alın bulunsun, hortum alabilirsiniz.
Benzin almayın, doğalgaz almayın, kalorifer yakıtı almayın, defter almayın, fasulye almayın, nohut almayın, çorap almayın.
Azot alın.
Sodyum sülfat alın, tekstürize iplik alın, cam elyaf takviyeli polyester mamul alın, kablo alın, kireç alın.
Doğurmayın... O fena zamlandı.
İlaç almayın.
Ama yem alabilirsiniz.
O ucuzlamış.
Ne işe yaradığını bilmiyorum ama, mutlaka çok önemlidir, yoksa enflasyon sepetine koymazlardı...
Diamonyum hidrojenortofosfat alın.
Kira ödemeyin! Çok yükseldi.
Kiraya vereceğiniz parayı, alüminyum folyo ya yatırın... Çimentoya yatırın, tuğlaya yatırın, naylona yatırın.
Saman fluting ile şirenz fluting'in fiyatı da çok uygun şu aralar.
* * *
Benden bu kadar...
"Paramı hangi yatırım araçlarıyla korurum" diye kafa patlatıyorsanız... Ve, enflasyonun hangi kalemlerle hesap edildiğini merak ediyorsanız... Daha detaylı bilgi için, Türkiye İstatistik Kurumu'nun internet sitesine girip, enflasyon ve fiyat istatistiklerine bakabilirsiniz.
Hayırlı işler, bol kazançlar.
Yılmaz Özdil/Sabah - 12.12.2006