‘Biz barış istedik’

Köln’de 1 günlük destek açlık grevi yapan Barış Akademisyenleri'yle konuştuk:

DÜNYA
Pazartesi, 8 Mayıs 2017 (8 yıl 11 ay önce)

YAŞANACAK DÜNYA



 



Yaşanacak Dünya: Sizi tanıyabilir miyiz?



Latife Akyüz: Düzce Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölümü'nde yardımcı doçent olarak çalışıyordum. 2016 Ocak ayında Barış Bildirisi’ni imzaladıktan sonra görevimden uzaklaştırıldım. Yaklaşık 10 ay sürdü uzaklaştırılmam. Daha sonra 29 ekim KHK’sıyla da ihraç edildim. Şimdi Almanya’dayım. Frankfurt’ta Gothe Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölümünde ‘misafir öğretim üyesi’ olarak çalışıyorum.



 



Yaşanacak Dünya: Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?



Bu süreç sadece akademisyenleri değil sadece öğretmenleri, gazetecileri, politikacıları ilgilendiren bir durum değil, toplumun tamamına yayılan çok açık bir faşizmle karşı karşıyayız. Bizim Barış Bildirisi’ni imzaladığımız dönem ve süreç özellikle 7 Haziran seçimlerinden sonra yaşanan faşizm ve zulüm, savaş, bizi bu metni imzalamaya götürdü aslında. Binlerce insan öldü ölmeye devam ediyor.



 



Biz barış istedik



 



Savaş devam ediyor. Ve biz Kürdistan’daki savaşın durması için bir imza attık. Barış istedik. Bu, akademisyenlerin yaşadığı dönemdi ama özellikle 15 Temmuz'dan sonra bu hükümet açık bir diktatörlüğe ve faşizme evrildi. KHK’lar zulmü devam ettirebilmek için bir araç olarak kullanıldı. 100 binin üzerinde insan atıldı, işinden ihraç edildi. Ailelerini çocuklarını düşünün bu sayı kaça katlanıyor, böyle düşünüldüğünde… Ve referandum süreci yaşadık. Şu anda açık olan bu faşizmin tüm kurumlarıyla bir kurumsalllaşmaya gittiğini görüyoruz. Savaşın derinleşeceği açık. Fakat umudumuzu yitirmemek gerekiyor. Yitirmeye de yer yok.



 



Aslında biz kazandık



 



Referandum sonuçlarını doğru okumak gerekiyor. Yüzde 49’a yüzde 51 açıklanmış bir referandum sonucu. Bunun gerçek bir sonuç olmadığını hepimiz biliyoruz. İstatistiklere, manipülasyonlara, yapılan hilelere baktığımızda ‘Hayır’ oranı yüzde 55’in üzerinde. Biz kazandık aslında. Bunun bilinciyle ve umuduyla hareket etmek zorundayız. Bunu nasıl yapacağız? Bulunduğumuz her yerde... Biz bugün sürgündeyiz, yurtdışındayız ama burada da bir sürü araç var. Yapmak durumunda olduğumuz şeyler var. Türkiye’deki arkadaşlarımız da devam ediyorlar buna. Devam edeceğiz, yenildiklerini biliyorlar. Erdoğan’ın referandum günü o fotoğraftaki yüzünde varolan o ifade yenildiğini bildiğini gösteriyordu. Sona yaklaştıkça, her faşizmde olduğu gibi, şiddet artacak. Bedel ödeyeceğiz. Kayıplarımız da olacak. Ama sonuçta bu faşizmin sonu gelecek. Ve biz ülkeye barış gelinceye kadar devam edeceğiz.



 



Yaşanacak Dünya: Sizi tanıyabilir miyiz?



Betül Havva Yılmaz: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü'nde araştırma görevlisiydim. Şubat 686 nolu KHK ile ihraç edildim. Barış Bildirisi’nin imzacılarındanım. 2016 Ocak ayında bu imzayı attım. Sonrasında soruşturma süreci başladı. Ve Temmuz darbe girişiminin ardından da KHK’lar yayınlandıkça hocalarımız ihraç edildiler. Sıranın bize de geleceğini biliyorduk. Bir tercih yapmak durumunda kaldım ve buraya geldim. Kolay olmadı bu kararı almak. Şu anda doktora öğrenciliğim burada devam ediyor. Mainz’de üniversiteye gidiyorum.



 



Yaşanacak Dünya: Süreci biraz değerlendirebilir misin?



Bizi işten atmak için hükümet zaten fırsat kolluyordu. Bu imzayla birlikte politize olmuş değilim. Öncesinde de mücadelemi sürdürüyordum. Nuriye ile birlikte çalıştım ve Gezi Direnişi'ne katıldım. Daha önce defalarca soruşturma açıldı hakkımda. Bir sürü cezalar verdiler. 15 Temmuz bekledikleri fırsatı onlara vermiş oldu. KHK’ları kullanarak kendilerinde olmayan, kendilerine muhalif olan herkesi hukuksuz ve haksız biçimde sorgusuz sualsiz haketmedikleri biçimde cezalandırdılar. İhraç ettiler.





Yaşanacak Dünya: Bundan sonrası için neler yapmayı düşünüyorsunuz?



Önümüzdeki hafta sonu Berlin’de eylemimiz var. Oradaki arkadaşlarımızla birlikte çadırımızı kuracağız buradaki gibi. Daha sonrası için henüz bir planlamamız yok, bakalım. Mücadelemiz devam edecek. Nuriye ve Semih’in direnişini selamlıyorum.