Ezilenlerin öfkesi!

Dünyanın sokaklarında sessizce bir kartopu mayalanıyor. Hala küçük… Ama her döndüğünde güç kazanıyor

GÜNCEL
Çarşamba, 13 Aralık 2006 (19 yıl 10 ay önce)

Şimdi neon ışıklarıyla donatılan caddeler - sokaklar, dünyanın birçok ülkesini süslüyor. Her yüzyıla göre ışıkların çeşitliliği de hızla değişiyor. Diğer taraftan bu hızlı gelişim sürecinde insanlık kapitalizm batağı içerisinde gerisin geriye gidiyor. Bir anne o teknolojik gelişmenin ürünlerinden biri olan mikro-dalga fırında çocuğunu öldürüyor. Teknoloji, bilim ve başka pek çok şey hızla gelişiyor! Sermaye de hızla sayısı giderek azalan ellerde toplanıyor ama! O yüzden olsa gerek, bir bebek bu gelişimin diğer ucunun yarattığı sonuçlarla, insanı ürkütecek biçimde ölüyor!

Değişim demişken… O değişimin bir cephesi olan işçi sınıfı bir taraftan yoksullaşırken, gelecek kaygısı daha da belirginleşiyor. İş ve diğer sosyal haklarında büyük kayıplara maruz kalıyor. Sermayenin saldırıları kıtalar arası bir hayalet gibi sınıfın üzerinde dolaşıyor.



DOĞDUĞU GÜN ÖLEN BEBEKLER
Afrika kıtasında, kolaylıkla önlenebilir nedenlerden dolayı yılda 1.16 milyon yeni doğmuş bebek, daha bir aylık olmadan ölüyor.
Güney Afrika’da yayımlanan “Yeni Doğan Afrikalılara Bir Şans” adlı raporda, bu ölümlerden yaklaşık 500 bininin doğduğu gün gerçekleştiği belirtiliyor.
Doğduğu gün ölmemekle şanslı olan 3 milyon çocuk, 5 yaşına gelmeden bu sonuçla karşılaşıyor. Hamileyken hayatlarını kaybeden kadın sayısı ise 250 bin.
Tetanosa karşı aşı, sıtmayı önleyici tedbirler, doğum için en iyi hijyen şartlarının sağlanması ve emzirmeye destek verilmesiyle, yaklaşık 800 bin yeni doğan bebeğin hayatının kurtarılabileceği belirtiliyor.
Ortadoğu’da ABD’nin hazırladığı iç savaş, Latin Amerika’da ABD’nin oyunları, Afrika kıtasında ABD-AB emperyalizminin körüklediği mezhepsel çatışmalar, katliamlar, komplolar ve daha nice sorun her gün emperyalizmin kanunlarıyla işlemeye devam ediyor.

İnsanlığın üzerine duvarlar örülüyor!

Göçmenler ise bu vahşi yöntemlerden nasibini almadan kurtulamıyor. Artık onlar istenen değil, kriz dönemlerinin doğallığı gereği, “kurtulunması gereken” olarak tanımlanıyorlar. AB ve ABD emperyalizmi şimdi göçü durdurmak için her gün yeni bir yasa ve uygulama devreye sokuyor. Toplama kampları artık geldiğiniz ülkede, evinizin kendisi bile olabilir. Bir zamanlar ucuz işgücü ihtiyacından kaynaklı ilgi konusu olan göçmenler, şimdi duvarlarla sınırlara hapsedilmek isteniyor. Meksika-ABD sınırında örülen bin kilometrelik yüksek güvenlikli duvar, göçmenlere karşı açılmış bir savaş niteliğinde. İsrail ve Filistin arasında 7 yüz kilometrelik duvar! Irak savaşı ile birlikte Arap ülkelerine akabilecek göçü engellemek için Suudi Arabistan’da benzer projeler… Emperyalist-kapitalizm insanlığın üzerine duvar örmeye devam ediyor!

Noel ve gerçekler!

Dünya insan değerinin hiçe sayıldığı, katliamların, açlığın, sefaletin kol gezdiği bu dönemde Noel’e giriyor. Emperyalist metropolleri süsleyen ışıkların ötesinde ayrı bir yaşam sürse de; “her şey çok güzel gidiyor” gibi yapılmakta. Milyonlarca doların akıtıldığı bu şaşalı gösterinin maliyetiyle dünyanın yoksulları doyurulabilir.


12 YILDA BEŞ BİN ÖLÜ
Meksika’daki Kurumsal Devrimci Parti’nin (PRI) yaptığı açıklamaya göre, son altı yıl içerisinde Meksika-ABD sınırını geçmeye çalışırken 3 bin kişi öldürüldü.
Açıklamada, Washington’un 12 yıl önce başlattığı “Gardiyan Operasyonu”nda şimdiye kadar 5 bin Meksikalının öldürüldüğü hatırlatıldı. “Kuzeydeki komşumuza giden Meksikalı göçmenlere karşı her tür saldırganlık, şiddet ve kötü muamelede inanılmaz bir artış gözleniyor” denilen PRI açıklamasında ayrıca, “Şu anda sınırda bir utanç duvarı inşa ediliyor ve ‘Ulusal Güvenlik’ adına sınıra 2 binden fazla asker konuşlandırılıyor” vurgusu yapıldı.
Ama onlar kimin umurunda! Vitrinler süslenmeli, moda yeni kreasyonlarını üretmeli, çikolatalar, şampanyalar…. Ya ötekiler! Her kentin iki kent olduğu böylesi dönemlerde daha da belirginleşiyor. Her kent iki sınıftır!

Bu sokaklar bir gün bizim olacak!

İki zıt kutup arasındaki muharebeye gelince… Savaş henüz çok küçük adımlardan ibaret. Paris’te itfaiyecilerin eylemi sınıfın kararlı olduğunda nasıl bir güç olabileceğinin küçük bir örneğiydi. Kasklar, balyozlar, işgal edilen otoyollar… İtfaiyecilerin mesajı netti; “Biz de varız!” Diğer taraftan Volkswogen işçisi fabrikayı işgal etmiş, sınıf kardeşleriyle büyük bir buluşmaya hazırlanıyor. Dünyanın birçok yerinde direnişler, işgaller, eylemler sürüyor. Dünyanın sokaklarında artık sessizce bir kartopu mayalanıyor. Hala küçük… Ama o her döndüğünde güç kazanarak büyümeye devam ediyor. Yabancılar yasası, yüksek güvenlikli duvarlar, körüklenen iç savaşlar hepsi bir yerde birleşiyor. Ezilenlerin öfkesinden duyulan korkunun simgeleri aslında. Sokaklar bir gün ele geçirilecek! Özgürlük, iş ve aş isteyenler biriktirdikleri öfkeleriyle sokakları tutuşturacaklar! Burjuvazi için bu kabus önlemler paketlerini daha da sertleştiriyor. Bu korkunun ecellerine faydası olmadığını hepimiz biliyoruz. Öyle ya rüzgar eken fırtına biçer!

Yaşanacak Dünya, Sayı: 29, Aralık 2006