İstanbul’da bu yıl 24.sü düzenlenen TÜYAP Kitap Fuarı’nın son gününe Devrimci Öğrenci Sendikası - Girişimi (DÖS-G) olarak, imza metinlerimiz ve broşürlerimizle katıldık. Yayınevleri, sanat galerileri, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve derneklerin katıldığı fuara bu yıl ilgi oldukça yoğundu.
Önce fuarı baştan sona dolaşarak insanları gözlemledik ve oraya dair bir fikir edinmeye çalıştık. Ziyaretçilerin büyük bir ağırlığını gençler oluşturuyordu, ama fuarda her yaş grubundan ve kesimden insan vardı. Fuarı düzenleyenler bunu da düşünerek çeşitli organizasyonlar yapmayı ihmal etmemişlerdi. Çocuklar için palyaçolar; ilgilisi için farklı salonlarda farklı paneller, söyleşiler, dinletiler vs. Tüm bir sekiz günün planı çok iyi yapılmıştı ki öğrenmemiz gerekenlerden en önemlisi buydu. Fuarda 9 salon vardı ve sınıf ayrımı salonlarda da gösteriyordu kendini. Mesela soyut resim çalışmalarının sergilendiği bölüme gelenlerin çoğu elit kesimdendi ve bu sanat anlayışının yansımasından başka bir şey değildi.
Daha sonra Güzel Sanatlar bölümü öğrencilerinin açtığı sergileri gezerek buradaki öğrencilerle sohbet ettik. Özellikle kültür sanat ile ilgilenen öğrencilere nasıl ulaşacağımız konusunda bilgi ve deneyim sahibi olduk. Mimar Sinan Üniversitesi Grafik bölümü öğrencilerinin yaptıkları kitap tasarımları ve mizanpaj çalışmalarını okulun proje adı altında yayınevleri ve dergilere pazarladığını ve bunun karşılığında öğrencilerin hiçbir ücret almadığını öğrendik. Yaptığımız sohbet sonrasında onlarla sürekli iletişimi sağlamak üzere adreslerini aldık. Ziyaret ettiğimiz bir bilim standında kampanya ve DÖS-G’yi anlatan uzun bir sohbetimiz oldu. Özellikle sendika çalışmasının ne aşamada olduğu, nasıl kurulacağı ve ne tür çalışmalar yapılacağı üzerine sorular soruldu. Bu sohbette gençliği temsil edecek bir örgütlenmenin artık bir ihtiyaç haline geldiği tespitinde bulundular. Dolaştığımız bütün standlarda kampanyamızı ve DÖS-G’yi anlatıp, imza toplayarak broşürlerimizi dağıttık. Fuarı ziyarete gelenlerle standlardaki gibi geniş sohbetler yapamadık, sadece kısa bilgilendirmelerle imza metni üzerinden iletişim kurduk. Orada kaldığımız süre boyunca iletişime geçtiklerimiz tarafından sıcak karşılandık. Sendika ve kampanyaya ilişkin soru soranlar ve bizimle iletişime geçmek isteyenler oldu.
Kültür sanat kurumlarının standlarına da giderek hem DÖS-G, hem kampanya ve hem de bilim kültür sanat festivalimizden söz ettik. Genel anlamda tepkiler çok olumluydu. “Öğrencisiniz siz, üretmiyorsunuz ki, nasıl sendika kuracaksınız?” diyenler de çıktı karşımıza. Böyle diyenlerin yanında çalışmamızla büyük benzerlik taşıyan girişimciler de vardı tabii. Ve bizi büyük bir merakla dinleyerek hem kampanya metnimize imza attılar ve hem de festivalimize büyük bir memnuniyetle geleceklerini söylediler. Ve gün boyunca bunun gibi birçok örnekle karşılaştık. Daha geniş bilgi almak üzere bizi kurumlarına davet edenler de oldu. İlişki kurduğumuz her bir kurumla sonradan iletişime geçmek üzere adres vs. almayı da ihmal etmedik.