Aladağ duruşması

'Benim orada 12 çocuğum öldü'

GÜNCEL
Salı, 30 Mayıs 2017 (8 yıl 10 ay önce)

'Benim orada 12 çocuğum öldü'



Aladağ katliamının görüldüğü duruşma başladı. İçlerinde yurt müdürünün de olduğu sanıklar yalan dolu ifadelerle kendilerinin suçsuzluğunu ispatlamaya çalışırken, bir ananın “benim orada 12 çocuğum öldü“ sözleri katliama duyulan öfkeyi bir kat daha artırdı.



 



Duruşma salonuna aileler ve avukatlardan başka kimse alınmadı. Yurt müdürü çocukları suçladı. Sanıkların avukatlarından beşi davdan çekildi. Duruşmaya müdahil olmak isteyen demokratik kitle örgütlerinin talepleri kabul edilmedi.



 



182 gün önce Süleymancılar cemaatine ait Adana’nın Aladağ ilçesinde bulunan kız yurdunda çıkan yangında 11 kız çocuğu olmak üzere 12 kişi hayatını yanarak kaybetmişti.



Yurtta yangın merdiveninin olmaması, yangın çıkışlarının kilitli olması, güvenlik önlemlerinin olmaması 11 kız çocuğu olmak üzere 12 kişinin çıkan yangınla katledilmesine yol açmıştı.



 



Bugün 182 gün sonra Aladağ yangınıyla ilgili ilk duruşma yapılıyor. Kozan Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davaya acılı aileler ellerinde çocuklarının resimleriyle geldiler.



 





 



Duruşma öncesinde aileler ve çeşitli dernek ile sendikaların yanı sıra CHP milletvekilleri adliye önünde açıklama yaptı.



İlk açıklamayı Avukat Can Atalay yaptı. Atalay, "bugün burada kaçak bir yurtta yaşları gereği hiç olmaması gereken, göz göre ölüme götürülen kız çocukların davası için buluştuk. Bugün burada, 2007'den beri değil yurt açmak, mevcut kamusal yurtları da kapatma siyaseti sonucunda Aladağ'da İlçe Milli Eğitim Müdürü ve yetkilileri tarafından kız çocuklarının Süleymancılar cemaatinin yurtlarına yönlendirilmesi sonucunda 11 kız çocuğumuzun ölümü nedeniyle buluştuk. Hayatımızda bu kadar hile, bu kadar çirkinlik gördüğümüz, bu kadar örgütlü kötülük görmediğimizi herkes bilsin. Duruşma salonunda da tek tek izah edeceğiz." şeklinde konuştu.



 



Aladağ yangınında çocuklarını kaybeden aileler, “bu dünyada biz, öbür dünyada çocuklarımız hesap soracağız. Bizim çocuklarımızı gözlerimizin önünde diri diri yaktılar. Sonuna kadar hesabının sorulması için mücadele edeceğiz“ dediler.



 



Sosyal Haklar Derneği Genel Başkanı Melda Onur, Seyhan Belediye Başkanı, kısa konuşmalar yaptılar.



TBMM Aladağ Komisyonu Üyesi Milletvekili Mustafa Balbay, diğer CHP Milletvekilleri Elif Doğan Türkmen, İbrahim Özdiş de duruşmayı takip edenler arasındaydı.



 



Sanık avukatlarının sanıkları blok halinde savunma taleplerine itiraz edildi.



Sanıklar söz alarak savunmalarını yapmaya başladı. Yurt müdürü “yangın iç tesisattan değil, ana panodan çıktı. Yangın tatbikatı yapılmadı. Yangın merdiveni kapıları açıktı ve kolları üzerindeydi. Çocuklar oynarken düşürmüşlerdir” diyerek yangının sorumluluğunu çocuklara yüklemek istedi.



Sanıklar yangında kusurlarının olmadığını, itfaiyenin yetersiz araç gereç ve personel ile müdahalede yetersiz kalmasından dolayı ölümlerin yaşandığını iddia etti.



Saat 12:30’da duruşmaya ara verildi.



Verilen aradan sonra devam eden yurt yangını duruşması, yangından yaralı kurtulan çocukların ve çocuklarını kaybeden ailelerin dinlenmesine geçilerek başladı.



 



Mağdur çocukların dinlenilmesine geçildi: "3. kattaydım, pencereye koştum, önce arkadaşlarım sonra ben aşağı atladık."



Mağdur çocuk: "Kapılar plastikti, yangın kapılarının kilitli olduğunu bilirdik. Anahtarlar kapının üstünde değildi, yine de denedim, açılmadı."



Mağdur çocuk: "Bağırdık, kimse duymadı. Arkadaşım aşağı atladı. Kapılar kilitliydi. Ben de camdan atladım, yaralandım”



Mağdur çocuk: "Hiç yangın tatbikatı yapmadık."



Mağdur çocuk: "Patlama sesi duyduk ki elektrikler kesildi. Yangın merdiveni kitliydi. Sonra arkadaşlarım aşağı atlamaya başladı."



Mağdur çocuk: "Yangın merdivenleri geldiğimden beri (2 yıldır) kilitliydi. Hiçbir zaman açıldığını hatırlamıyorum."



Mağdur çocuk: "Bağırdık, çığlık attık, kimse duymadı. Arkadaşlarım teker teker aşağı atlamaya başladı."



Mağdur baba: "Muhtarımız kızlarımızı o yurda yazdırmamızı söyledi. Bu yurtta bir kızımı hayatını kaybetti, diğeri yaralandı."



Mağdur baba: "Milli eğitim müdürü bizi yurda yönlendirdi. Kızım canlı gitti, kilitli kapılar yüzünden öldü."



Mağdur anne: "Kızım bana sürekli şalterlerin attığını söylüyordu."



Mağdur baba: "Yurtta, bir odada 30-40 yatak vardı. Bizi bu yurda ilçe milli eğitim müdürü yönlendirdi."



Mağdur anne: "Yurt görevlileri sürekli kızlarınızı bizim yurdumuza verin diye kapımıza geliyordu. Tüm sanıklar yalan söylüyor."



Mağdur anne: "Bunların (derneğin) adamları, köylerimize gelip bizi tehdit ediyorlar, para teklif ediyorlar."



Mağdur baba: "En az bu sanıklar kadar, hepimizi bu yurda yönlendiren ilçe milli eğitim müdürü ve diğerleri de sorumludur."



Mağdur anne: "Kızım en son geldiğinde ağladı, geri gitmek istemedi. Gitti, bir daha geri gelmedi."



Mağdur anne: "Tüm yavrular benim yavrumdu. Benim o yurtta 12 çocuğum öldü."



Mağdur baba: "Okul müdürü ve İlçe Milli Eğitim Müdürü bizi yurda yönlendirdi. Bu sanıkların tamamı suçludur."



Mağdur baba: "Benim can güvenliğim yok, muhtarlar beni tehdit ediyor. Bu yurt Süleymancılarındır dedirtmiyorlar."



Aileler tek tek söz alıp şikayetci olduklarını ve davaya katılım taleplerini iletiyorlar.



Çocuğunu kaybetmiş kadınlar ısrarla söz isteyip konuşma yapıyorlar. Konuşan aileler ısrarla Milli Eğitimi işaret ediyorlar. Sonuna kadar şikâyetçiyiz, diyorlar.



Adana Barosu Başkanı'nın konuşmasına sanık avukatları müdahale ediyor. Hakim: "cemaatin ifade özgürlüğü kapsamında fikirlerini yayma faaliyeti yaptığı için yangın dışında konuşmayalım"



İzmir, Adana, Ankara Baro Başkanları davaya katılım talebinde bulundular.



Trabzon barosu temsilcisi, “eğitim hakkımız için yaşam halkımızdan vaz geçmeyeceğimiz bir ülke istiyoruz“ dedi.



Savcı, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin davam etmesini istedi.



Savcı, Adana Barosu'nun ek iddianame talebinin reddini istedi.