OHAL gerekçesiyle grevleri yasaklanan cam işçileriyle konuştuk
Grevi yasaklanan fakat yasağa karşın fabrikaları terk etmeyerek “grev haktır, yasaklanamaz!”, “uyuyan dev uyandı!”, “şalter inecek, bu iş bitecek!” sloganlarıyla 11 gündür direnen cam işçilerine Erdoğan’ın MÜSİAD Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın kendileri için ne anlama geldiğini sorduk.
“MÜSİAD Genel Kurulu’nda konuşan Tayyip Erdoğan, 'Olağanüstü Hal girişimcilerin yatırımcıların önünü mü kesiyor yoksa önünü mü açıyor. Eskiden patron fabrikasına giremiyordu. Biz geldik, fabrikalarınızın kapısını açtık. OHAL sadece terör için var, terörist olmayan için OHAL yok hükmünde' dedi. Öte yandan, Şişecam’a bağlı 9 fabrikada çalışan Kristal-İş üyesi işçinin 24 Mayıs’ta çıkacağı greve dair yasak kararı 22 Mayıs gece yarısı Resmi Gazete'de yayımlandı. Ve grev OHAL kapsamında denildi. Bize bu konuşmayı değerlendirebilir misiniz?” dedik.
İşte işçilerin yanıtları:
“Tayyip Erdoğan ve iktidarın bu konuşmasını esefle kınıyorum. 15 yılda işçi sınıfı için ne yaptılar ki! Bundan 3 yıl önce ertelenen grevimizde ücretsel anlamda büyük kayıp yaşadık. Asgari ücretin 900 den 1300 çekilmesi bizi asgari ücret seviyesine getirdi. Biz iyileştirmeden yararlanamadık. Ayrıca getirmiş olduğu esnek çalışma, kiralık işçilik yasaları bizim bu sözleşmemizde önümüze gelen en büyük sorundur. Greve çıkmamızın nedeni sadece para değil, bu sebepler daha çok rol oynamaktadır.
Tayyip Erdoğan'ın bu konuşmasına gelecek olursak, biz ne bu ülkenin meclisinin üzerinde uçak uçurduk ne de ha burada davul zurnayla karşılandık ne de vakıflarda çocuklara cinsel istismarda bulunduk. Biz emeğimiz için, alın terimizin karşılığı için greve çıkmak istedik. Biz hain olsaydık 3 sene önce selde, 2 sene önce yangında fabrikamıza sırtımızı dönerdik. Biz kurtardık bu fabrikaları, biz işçiler bu fabrikaları dünya üçüncüsü yaptık. Hükümetin de hukuk tanımaz kararlarına karşı fabrikalarımızda direniyoruz. Cam işçisi hukuk tanımayanlara hukuku, kanun tanımayanlara kanunu öğreteceklerdir.
***
Trakya Lüleburgaz’dan bir işçi ise kısaca şunları söylüyor:
“İleri demokrasi”lerde -ki bu ileri demokrasi sadece ve sadece bizim ülkemizde var- “terörist” yaftasını yemek için elinize silah almanız gerekmiyor!..Haksızlık edenlerin, Anayasa ve yasaları hiçe sayanların karşısında dik durmanız, itiraz etmeniz YETERLİ. Çok kızgın ve öfkeliyim.
Yaşımdan dolayı ayıp olmasın diye küfür de edemiyorum. Kontrolümü kaybetmekten korkuyorum. Çünkü bu ülkede hayat çok ucuz. Şişe camda ise işçi, devletten, yasalardan daha çok sendikacılardan korkuyor. Bu nedenle görüşlerini özgürce paylaşmaktan çekinirler.
***

Bir başka işçi arkadaş;
Bu ne olacak, tam anlamıyla faşizm! Düşündüğüm bu. “Milli güvenliğe tehdit” gerekçesi de 12 Eylül darbecilerinin uydurduğu askeri bir argüman.12 Eylül fiilen devam ediyor zaten 40 senedir, AKP de onun devamı. Doğuda Kürtleri batıda işçi sınıfını teslim almak için MGK'nın işbaşına getirdiği bir partidir. AKP pazarlamacı bir partidir, İŞID’i destekleyen bir partidir. kadın düşmanıdır, işçi düşmanıdır... yani işçinin, emekçinin, öğrencinin, memurun, halkın tüm ezilen ve sömürülen kesimlerin düşmanıdır.
***
Mersin’den eski bir cam işçisi;
Kapitalizmin felsefesini anlayanlar için iktidarın bu tutumu şaşılacak bir durum değil. Gücünü sermayeden alan, sermayenin kurguladığı bir iktidar elbette ki hamilerinin lehine karar verecektir. Peki halk, daha doğrusu işçi sınıfı bunun karşısında ne yapıyor? Maalesef koyunun celladın bıçağını yaladığı gibi sermaye güdümlü bu iktidara güç veriyor. Sorunun köklü çözümü bunlarla savaşmak,yasak kararını tanımayıp greve çıkmak değil; bu girişimler ancak günü kurtarır. Başka bir zamanda, başka bir taraftan, başka yollarla gelmiş yine halkı uyutarak ve gözünü boyayarak gelmiş bir iktidar aynı söylemlere ve eylemlere devam edecektir. Sorunun çözümü bütün halkın kapitalizmin felsefesini anlamalarını sağlamak ve kapitalizmin mazlum, masum, fakir insanlara ne kadar zarar verdiğini öğretebilmektir.
Bunun için de tabiri caizse bu eğitime beşikten başlamak lazımdır.