‘Yüz yüze çalışanlar’ 9 gündür güvencesiz çalışmaya karşı grevde
Uluslararası Af Örgütü’nün yüz yüze çalışanları taşeron uygulaması nedeniyle 9 gündür grevde. Yüz yüze ekibinden Sena Sungur, “İnsan haklarına duyarlı bireyler olarak bu durumun insan haklarına aykırı olduğunu düşünmekteyiz. Haklarımızı alana kadar mücadeleye, iş bırakma grevimize devam edeceğiz” dedi.
Uluslararası Af Örgütü’nün çalışmalarını sokaktaki yurttaşlara anlatan ve kampanyaların devamı için destek toplayan örgüte bağlı yüz yüze ekibi bir nevi aktivizm çalışması yürütüyor. Örgütte insan hakları ihlallerini kamuoyuna duyurmak için çalışan ekipte 15 kişi bulunuyor. Bunlardan 13’ü kendilerini taşeron olarak çalıştırdıkları için başlattığı iş bırakma eylemi 9’uncu gününde.
‘Af Örgütü bünyesinde çalıştığımı sanıyordum’
İş bırakma eylemine katılan yüz yüze ekibinden Sena Sungur, kısa bir süre önce işe başladığını ve taşeron olarak çalıştığını söyledi. Sena, başlangıçta taşeron olarak çalıştığının farkında olmadığını ifade ederek, “İnternet üzerinden ilanı görüp başvuru yapmıştım. İlan doğrudan Af Örgütü ilanıydı ve mülakata Af Örgütü’nün resmi binasında girdim. Sonrasında bana bu binaya yeni taşındıklarını ve bundan dolayı bir insan kaynakları şirketinden yardım aldıklarını ve iş belgelerini o şirkete teslim etmemi söylediler. Bende belgelerimi götürüp oraya teslim ettim ancak Af Örgütü bünyesinde çalıştığımı sanıyordum” diye konuştu. Sena, Af Örgütü’nün taşeron firmayı insan hakları şirketi olarak gösterdiğini söyledi.
‘Bunun bir izahı yok’
Af Örgütü yöneticilerinin yurttaşlara insan hakları beyannamesinden söz etmelerini istediğini, ancak kendilerinin haklarının da böyle bir örgüt tarafından ihlal edildiğine dikkat çeken Sena, “Biz gerçekten bu taşeron durumunu öğrendikten sonra kendimize yabancılaştık. Ben sokakta insanlara insan haklarını anlatarak destekçi olmaları için ikna etmeye çalışıyorum, ama destek olmalarını istediğim şirket benim haklarımı sömürüyor. Bunun gerçekten bir izahı yok, ben kimseye izah edemem. Taşeron işçilik başlı başına çok yanlış ama kendilerini insan hakları beyannamesini kendilerine dayanak gösteren bir STK’nın bu derecede hak yemesi daha da yanlış” diye belirtti.
‘Bize mobbing uygulandı’
Çalıştığı sırada mobbinge de maruz bırakıldığını dile getiren Sena, “Bize taşeron konusu açıldıktan sonra ‘sizler bilerek destekçi almıyorsunuz’ demeye başladılar. Görüştüğümüz yöneticiler bizi hiç dikkate almadılar. Biz bu konuyu açtığımızda bize iki üniversite öğrencisi gelecek iki ay çalışacak diye biz onu kadrolu yapmayız öyle bir dünya yok denildi. Bu taşeron sistemini aklamak adına ‘bordrolama’ sistemi diye bir şey çıkarttılar ve bize ‘siz taşeron değil bordrolama sistemi ile çalışıyorsunuz’ dediler. Bu yapılanlar tamamen kendilerini aklama çalışmalarıdır. Bize greve gitmememiz için ve susmamız için sus payları teklif ettiler. ‘Yol ücretlerinizi ödeyelim, şunu yapalım’ gibi tekliflerde bulundular. ‘Siz bu teklifleri kabul edin çünkü biz sizi kesinlikle kadromuza almayacağız’ dediler. Bizlerde her defasında bu işten dönmeyeceğimizi, haklarımızı kazanana kadar direnişe devam edeceğimizi belirttik” diye konuştu.
‘İş bırakma grevimize devam edeceğiz’
Sena son olarak şunları söyledi: “Yüz yüze projesinin çalışanları, Sendikalı(Sosyal-İş) Af Örgütü çalışanlarının sahibi olduğu birçok temel haktan ve yol, eğitim ödeneği gibi birçok sosyal haktan yoksun bırakılarak bir insan kaynakları şirketinde çalışıyor gösterilmektedir. Çoğunluğu üniversite öğrencisi olan insan haklarına duyarlı bireyler olarak bu durumun insan haklarına aykırı olduğunu düşünmekteyiz. Haklarımızı alana kadar mücadeleye, iş bırakma grevimize devam edeceğiz.”
Gazete Sujin