İç savaş hazırlığı itirafı

Rejimin bir iç savaşı körüklemekten çekinmeyeceği ve buna uygun hazırlıklar yaptığı itiraf ediliyor

GÜNCEL
Cumartesi, 24 Haziran 2017 (8 yıl 9 ay önce)

Devletin iç savaş hazırlığı devam ediyor. Darbe girişiminin hemen ardından ivme kazanan bu hazırlık sürecinde bir yandan AKP yöneticileri ve faşist örgütlenmeler silahlanma çağrıları yaparken diğer yandan da silahlanmayı kolaylaştıracak düzenlemeler hayata geçirildi. 8. KHK ile birlikte silah ruhsatı almayı kolaylaştıran ve valiliklere silah dağıtma yetkisi veren bir düzenleme yapıldı.



 



Darbe günü binlerce silahın dağıtıldığı ve bu silahların birçoğunun halka karşı kullanılmak üzere gerici örgütlenmelerin elinde beklediği biliniyor. Ankara’da emniyetin dağıttığı bir silahla cinayet işlendiğinin ortaya çıkmasıyla silah dağıttıklarını kabul etmek zorunda kalan Ankara Emniyeti, yaptığı açıklamada silah deposunun kapısını kırarak binlerce silahı dağıttıklarını belirtmişti.



 



Bu sadece küçük bir örnek...



 



Darbe günü ellerinde uzun namlulu silahlarla ortaya çıkan, köprüde kafa kesen ve etrafa tehditler savurulan bu güruh, belli ki bir iç savaş provası yapmıştı ve ellerindeki bu silahlar da sonrasında kullanmaları için kendilerine hibe edilmişti.



 



Rejimin varlığını sürdürebilmek için “führer tipi faşizm” şeklinde örgütlendiği; yıkımın, talanın, işten atmaların, güvencesiz çalıştırılmaların, katliamların giderek arttığı günümüzde, gerek gördüğünde bir iç savaşı da körüklemekten çekinmeyeceği ve buna uygun hazırlıkları yaptığı bizzat kendi amirleri tarafından ağızlardan kaçırılıyor.



 



Darbeden sonra silahlara kolayca ruhsat verilmesini öneren Cumhurbaşkanı başdanışmanı Şeref Malkoçoğlu ve silahlanma çağrılarıyla buna destek veren Melih Gökçek’in ardından uykularında bile kan gören cenah, silahlanmayla ilgili projelerini hayata geçirmeye uğraşıyor. Cumhurbaşkanlığı Arşiv Müdürü Muhammet Safi “Her eve bir otomatik tüfek ve 1000 mermi projesi şart”  diyerek akıllarındakini de bir kez daha dile dökmüş oldu.



 



Devletin, Osmanlı Ocakları, SADAT, tarikatlar, çeteler gibi zaten hazır katiller sürüsü var. Ancak özellikle Kürt, Alevi kesimi başta olmak üzere, kendinden olmayan tüm kesimlere yönelecek daha kapsamlı bir yok etme projesi için kapsamlı bir hazırlık yaptığı biliniyor. Bunu Erdoğan, tümüyle kendilerine ait bir silahlı güç olmadan rahat edemeyeceklerini belirterek özetliyor.



 



Anlaşılan o ki Erdoğan’ın kastettiği kendilerine ait o güç, kan dökmeye hazır tüm kesimlerin harekete geçirilmesi ve bunun için gerekli lojistiğin sağlanması anlamına geliyor. Danışmanlarının ağızlarından kaçırdıkları veciz cümleler bunun hazırlıklarının yapıldığının açık itirafı dışında bir anlam taşımıyor.



 



Yaşamın tüm alanlarına dönük yaşanan saldırılar (iftar vakti ‘canı sıkılan’ adamın çocuklara kurşun sıkması ama serbest bırakılması bile bu vahametin işaretidir) ve bu saldırıların cezasız kalması da bu hazırlığın küçük ayak sesleridir.



 



Geriye, kanımızı dökmeye bu kadar kararlı olan bu güruha karşı bizim ne yapacağımızı belirlememiz kalıyor. Bu iç savaş hazırlığına karşı, kendi öz savunma gücümüzün ve örgütlülüğümüzün önemini görüp, geleceği ona göre planlamaktan başka çıkar yol gözükmüyor.