PETKİM'de bundan sonrası...

PETKİM'de fiili meşru mücadeleyle ulaşılan "denge", SOCAR'ın saldırılarıyla bozulmaya açık bir zayıflıktadır

İŞÇİ SINIFI
Cumartesi, 24 Haziran 2017 (8 yıl 9 ay önce)

Azerbaycan devlet şirketi SOCAR’ın satın aldığı PETKİM’de Petrol-İş Sendikası’yla süren toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşmaya varılamaması üzerine başlayan zorlu süreç en son 22 Haziran'da masada sonuçlandı.



 



Star'la mağlup girilmişti



 



3 yıllık sözleşmenin ve kiralık işçiliğin dayatıldığı görüşmelere Petrol-İş Sendikası, Nisan ayında yine PETKİM’e dahil Star Rafinerisi’ndeki satış sözleşmesiyle baştan “mağlup” girmişti. Star’da SOCAR, TİS kanununa da aykırı olarak sözleşme dönemi içinde işçilerin bir kısmını PETKİM’e aktarmış, Star’daki sendikal örgütlülüğü çözmek için oldukça yoğun bir basınç uygulamıştı.



 



Petrol-İş, sonrasında PETKİM’deki sendikal örgütlülüğü bütünüyle zora sokacak, patrona moral üstünlük başta olmak üzere geniş bir manevra alanı sağlayacak bu dayatmaları kabul etmişti. AKP’ye yakınlığıyla bilinen Genel Başkanı Ali Ufuk Yaşar, 3 yıllık sözleşmeye imza atmış, sendikal örgütlülüğün dağıtılması için işçilerin yasadışı bir şekilde PETKİM’e aktarılması konusunda son derece belirsiz bir formülü kabul etmiş ve bunu da pişkince savunmuştu. İşçilerin tepkilerine rağmen o sözleşmenin imzalanması PETKİM’deki durumu daha baştan zora sokmuştu.



 



SOCAR devleti de arkasına alarak...



 



SOCAR’ın PETKİM’de Türkiye devletinin Azerbaycan devletiyle “özel” ilişkilerini de kullanıp, polisi, askeri, siyasi partileri arkasına alarak son derece küstah ve saldırgan bir tutum izleyeceği açıktı. Nitekim öyle de yaptı. İşçilerin sözleşme konusunda sendikal bürokrasiyi de zorlayacak bir kararlılık içinde olduğunu bilerek süreci sürüncemede bırakıp, esasında kendi isteğine uygun bir sözleşmenin imzalanmasının neredeyse garanti olduğu Yüksek Hakem Kurulu’na gitmenin taşlarını döşemeye girişti.



 



Bu arada işçi kıyımları yaşandı, 15 Temmuz’dan sonra ‘FETÖ’CÜ’ denilerek atılanlara en son sol-demokrat kimliğiyle bilinen öncü işçiler de eklenmeye başladı. Petrol-İş bu kıyımlar karşısında da bilindik tutumsuzluğunu sürdürdü.  



 



SOCAR yönetiminin süreci YHK’da bitirme manevralarını doğru okuyan PETKİM işçileri, 12 Haziran’dan beri gerçekleştirdikleri 2 saatlik iş durdurma eylemlerini 19 Haziran'da süresiz eyleme, fiili greve dönüştürdüler. Sendika işyeri baş temsilcisi de dahil dört sendika üyesi işçi hakkında disiplin soruşturması açılınca da bu tutumlarını işletmeye kamyonların giriş çıkışlarını engelleyerek bir adım daha ileriye taşıdılar.



 



Fiili-meşru mücadele



 



Bu tutum, PETKİM işçisinin mücadele kararlılığının altının çizilmesi ve süreci YHK’da istediği biçimde bağıtlamanın yollarını açmaya çalışan patron tarafına verilmiş önemli bir mesajı ifade ediyordu. Anayasa’da da “grev yasağı” kapsamına giren PETKİM’de işçiler fiili meşru mücadele çizgisinde hareket edecekleri, mevcut düğümü ancak bu şekilde kesip atabileceklerini bilerek ve yılların mücadele deneyiminin sezgileriyle bu adımı attılar.



 



Polisin saldırması ve göz altılardan sonra PETKİM işçisi, sadece patronla değil, aynı zamanda onun vekili ve silahlı gücü gibi hareket eden devletle de karşı karşıya olduğunu tüm çıplaklığıyla gördü. Şimdiye kadar işçi direnişlerinde genellikle burjuvaziyle sınıfsal temsiliyet ilişkisini çeşitli biçimlerle makyajlayan devlet, PETKİM’de en açık biçimiyle “ben burjuvazinin devletiyim” demekten kaçınmadı.



 



Petrol-İş Genel Başkanı Yaşar da aynı reflekslerle koşa koşa soluğu Aliağa’da-İzmir’de almakta geç kalmadı. 21 Haziran’da SOCAR yönetimiyle İzmir’in en lüks otellerinden birinde bir araya gelen Yaşar, Star Rafinerisi’ndeki satış pratiğini ilk hamlede gerçekleştiremedi. PETKİM’deki sendikal örgütlülüğü dağıtmaya dönük bu taarruz karşısında işçilerin kararlı duruşları ve öfkelerini bilmenin basıncıyla o gün herhangi bir sonuca ulaşılamadı.



 



Ertesi gün, 22 Haziran’da, SOCAR yeni bir görüşme talep etti ve gerçekleşen görüşmede sözleşme imzalandı.



 



Masada işçilerin fiili meşru mücadelesi vardı, fakat...



 



Sözleşme işçi sınıfının konjonktürel durumunun özeti niteliği taşıyacak bir ara duruşun ifadesi oldu. Sonuçta SOCAR tüm manevralarına rağmen işçilerin fiili eylem ve direnişlerinin basıncıyla süreci YHK’na götüremeden, masada bağıtlamak durumunda kaldı. Fakat 3 yıllık sözleşme dayatmasını Star’da olduğu gibi PETKİM’de de kabul ettirdi.  Fakat kiralık işçiliğin önüne geçen maddeyi kaldırtamadı ya da fazla mesai ücretlerinin 3 yevmiyeden hesaplanması yine çeşitli özel günlerde ödenen ikramiyeler gibi çişitli sosyal kazanımları gasbedemedi.



 



Ücretler konusundaysa aynı işi yaptıkları halde farklı ücret alan ücretler arasındaki skala farkının giderilmesi başta olmak üzere genel olarak iyileştirmelerde SOCAR’ın dediği de olmadı, işçilerin talep ettikleri rakamlar da gerçekleşmedi.



 



İmzalanan sözleşmede ücret zamları ilk altı ay için yüzde 6, artı skalaya yüzde 4 artış (aynı işi yapan işçiler arasındaki ücret farkının azaltılması için yapılan artış), ikinci, üçüncü ve dördüncü 6 altı aylık dönemler için enflasyon oranında ücret zammı şeklinde bağıtlandı. Buna göre beşinci 6 ay enflasyon artı yüzde 1,27 ve skalaya 4 puan, son 6 ayda ise enflasyon oranında artış yapılacak. Sosyal yardımlara yüzde 15 artış sağlanırken, bayram parası 380 TL olarak belirlendi.



 



Sınıf hareketinin niteliklerinin özeti



 



Bu sözleşme belirttiğimiz gibi Türkiye işçi sınıfının sınıf temelli örgütlenmesindeki zayıflıkları olduğu kadar, işçi sınıfı içinde birikmiş öfkeyi ve arayışları da ifade etmesi açısından manidar bir yerde durmaktadır.



 



Bundan sonra işçi kıyımlarının sık sık yaşanacağı anlaşılan PETKİM’de işçiler gerek SOCAR’ı gerekse sendikayı fiili meşru direnişlerinin basıncıyla “dengede” bir yerde durmaya zorladılar. Fakat bu “denge” işçiler aleyhine her an değişebilecek bir “denge”dir. PETKİM işçisinin bundan sonra işçi kıyımları ve sendikanın altını tamamen boşaltma manevralarının sayısız biçimiyle muhatap olması sürpriz olmayacaktır.



 



On yılların mücadele birikimine sahip işçilerin bu süreçte deneyim hazinelerine yazdıklarıyla da birleşik olarak asıl olarak bundan sonra olup bitenlere hazırlanması kaçınılmaz olduğu kadar sınıf hareketi açısından da yaşamsal önemdedir.