Metal işçisi Eylül'de patronlar sendikası MESS'le başlayacak TİS görüşmeleri öncesinde dinamik tartışmalar yürütüyor
İşçi sınıfı metal, cam, petro kimya, gıda ve pek çok sektörde OHAL gölgesinde gerçekleşen toplu sözleşmelerde patronların sayısız dayatmasıyla karşı karşıya kaldı Hemen tüm görüşmelerde 3 yıllık sözleşme, esnek çalışma biçimleri, kiralık işçiliğin önünün açılması gibi son derece kritik dayatmalar sözkonusu oldu. Patronların işçi sınıfına dönük bu kolektif tutumu, OHAL’den de alınan güçle daha da pekişmiş bir nitelik kazanarak karşımıza çıktı.
Hemen tüm sözleşme görüşmeleri anlaşmazlıkla sonuçlandı. Alınan grev kararları da, greve, “ıvır zıvır” diyen, patronlara “bakın grev oluyor mu, OHAL sizi niye rahatsız ediyor” sözleriyle açıktan yaltaklanarak OHAL’i pazarlayan anlayış tarafından yasaklandı.
İşçi sınıfı son birkaç aydır bu yasaklar ve yasaklara karşı geliştirilen fiili meşru mücadele yöntemleriyle “bıçağın kemiğe dayandığı” bu iklimi parça bölük de olsa bir yerlerinden aşmaya çalıştı. Sendikal örgütlülüğü de anlamsızlaştıran bu çalışma rejimine karşı yarattığı direniş birikimlerinden de aldığı güçle fiilen direnmeye çalıştı. Metal fırtına bu direnişler açısından önemli bir direniş belleği işlevi gördü.
Mesela Teknorot’ta bu bellek, Türk Metal’in işçi iradesini bir kez daha hiçe sayarak kendi başına imzaladığı TİS’e karşı fabrika işgaline ve sendikacının dövülerek cezalandırılmasına dönüştü. Metalde grev yasağına karşı işyerlerinde kısmi fiili direnişlere, camda belirli saatlerle iş durdurma ve fabrikayı terk etmemeye, TÜPRAŞ’ta dozu giderek arttırılan iş durdurma ve başka fiili direniş biçimlerine dönüşerek karşımıza çıktı. İşçi sınıfı patronların devletleriyle birlikte koydukları kolektif tutuma karşı grev yasaklarını bütünsel bir fiili meşru mücadele hattı örerek olmasa bile çeşitli fiili tutumlarla tanımadığını gösterdi.
Bu tutumlar patronlar ve devletlerinin “ne yaparsak rıza gösterirler” gibi beklentilerini boşa çıkardı. İşçi sınıfı, onların beklediği gibi “ne yaparsak tutar” gibi bir edilgenlikle hareket etmediğini, henüz kendi sınıf çıkarları temelinde bir örgütlülüğe sahip olmasa da mevcut durumda elindeki son kırıntıların da alınmasına kolay kolay rıza göstermeyeceğini, sınıfın direniş hafızasıyla bütünlüklü bir ilişki kurarak-öğrendiğini bu süreçlerde geliştirdiği tutumlarla gösterdi.
Sadece bunu göstermedi. Aynı zamanda gövdesinde birikmiş tepkiyi de ortaya koydu. Bu, patronlar ve devletine kıdem tazminatı gibi ciddi bir saldırı konusunda geçici de olsa bir kez daha geri adım attırdı. OHAL gölgesinde, grev yasaklarına karşı geliştirilen fiili direniş biçimleri sözleşmelerin patronların dayatmalarının tümünün kabul edilmesi biçiminde değil, işçilerin iradelerinin de belli boyutlarıyla masaya yansıdığı biçimlerde bitmesini sağladı.
Metal fırtınadan beri biriken bu direniş hafızası şimdi Eylül’de başlayacak MESS grup sözleşmeleriyle yeni bir eşiğe doğru ilerleyecek.
“Metal fırtına” nasıl ki işçi sınıfı için önemli bir deneyim hazinesi olduysa; OHAL koşullarında yaşanan bu direnişler de Eylül ayında MESS’le sözleşme görüşmeleri başlayacak metal işçileri için önemli bir deneyim biriktirdi. Metal işçilerinin bu direnişlerden yola çıkarak sözleşme döneminin zor geçeceğini ve OHAL koşullarında olası grev kararının yasaklanacağını öngörerek bu direnişlerden çıkardıkları derslerle öylesi bir sürece hazırlanmaya çalıştıkları, sendikalarını da buna zorladıkları biliniyor. Sendikaların da ötesinde kendi taban örgütlülüklerini önemsedikleri, bunun yönelimine girilmesini istedikleri yansıyor.
Bursa'daki metal işçilerinin 2014 yılı Nisan’ından başlayıp, 5 Mayıs’ta Türk Metal çetesinden toplu istifalar biçimine dönüşen “metal fırtına” belirli çemberleri aşamasa da işçi sınıfının mücadele tarihinde TM tipi çeteleşmiş bir sendikacılığı pek çok otomotiv fabrikasında adeta silinmenin eşiğine getirmişti. Fabrikaların günlerce üretim yapmadığı, işçilerin evlerine gitmeyerek direniş alanında konakladıkları o muazzam dalga, TM’nin işçi iradesini yok sayarak MESS'le imzaladığı 3 yıllık sözleşmenin, aynı dönemde Bosch’ta imzalanan sözleşmeyle değiştirilmesi talebiyle başlamıştı. İşçi sınıfının satılmış-çeteleşmiş-işçi iradesini hiçe sayan sendikacılığa karşı birikmiş öfkesinin ifadesi olup, aynı zamanda onlarca yıllık sendikal düzenin miadını doldurduğunun altını çizmişti.
TM çetesi ve patronlar direniş bittikten sonra mevzuatı da kullanarak fabrikalarda ortak çalışmış ve TM’yi yeniden canlandırmak için epey mesai harcamışlardı. İşçilere “2017 yılını bekleyin, bir şans daha verin” diyen TM çetesi şimdi ne yapacağı baştan belli olan o eşikte. Eylül ayında patron sendikası MESS’le işkolunda örgütlü sendikalar arasında yapılacak toplu sözleşme görüşmeleri dönemi onca vaadine rağmen daha baştan TM’nin klasik tutumuyla açıldı.
Metal fabrikalarında uzun süredir taslakların nasıl hazırlanacağına ilişkin tartışmalar sürüyordu. Bu sözleşme döneminde işçi iradesini hiçe sayan bir tutum takındığında neler olabileceğini bilen TM çetesi ilk çıkışını fabrikalarda dağıttığı sözleşme anketleriyle yaptı. Fakat genlerine işlemiş hastalıklarıyla buna uygun davranmayıp, daha işçiler okuyup görüş belirtmeden o anketleri toplattı. Tarihinde ilk defa işçilerin fikrini soran TM’nin işçi iradesi konusundaki sahte duyarlılığının ömrü bu kadar oldu.
Evrensel’de yer alan habere göre Çerkezköy’deki B/S/H, Arçelik, Hema’daki işçiler anketlerin aynı gün toplandığına dikkat çekerek, “Ne bu acele, yangından mal mı kaçırılıyor?” diye tepki gösterdi. Anketler dağıtıldıktan sonra işçiye hiç düşünme fırsatı verilmediğini, aynı bantta çalışanların bile aralarında konuşmadan anketi doldurmak zorunda kaldığını anlatan işçiler, Türk Metal’in taslak çalışmasını oldubittiye getirmeye çalıştığı değerlendirmesini yaptı.
İşçilerin bu duygu içinde olmasına neden olan sadece anketlerin aynı gün toplanması da değil. Anketler doldurulduktan bir iki gün sonra Şube Başkanı Murat Koçak B/S/H fabrikasına gelip her vardiyada ve bantta işçilerle görüştü. Bu görüşmede “Birlik ve beraberliğimizi bozmayalım, iyi bir sözleşme yapacağız” diyen Koçak, daha anketler birleştirilmeden sözleşmede “kıdeme göre zam alacağız” açıklamasını yaptı. Oysa işçiler, anketlerde ağırlıklı olarak hem yüzdelik zam hem de kıdeme göre zam taleplerinin yer aldığını söyledi.
Aynı habere göre taslak oluşturmak için anketlerin dağıtılması işçiler içinde sözleşme tartışmalarını da alevlendirdi. Cam ve PETKİM süreçlerini yakından izleyen işçiler kendilerinin de aynı zorlu süreçlerle karşılaşacaklarını öngörerek, “Biz de bu koşullara göre daha örgütlü davranmalıyız” diyorlar, TİS komitelerinin ve fiili-meşru mücadelenin önemine dikkat çekerek, buna uygun hazırlıkların başlaması gerektiğini belirtiyorlar.