Patnos'ta karısına şiddet uygulayıp, dışkı yediren adam, toplumsal krizin sarsıcı bir resmidir
Kadın düşmanlığı ve kadına dönük saldırganlıktaki biçimler her geçen gün daha akıl almaz biçimler kazanıyor. Balta ve diğer kesici aletlerle katledilen kadınlar, tasarlanarak işlenen gaddarca cinayetler, giyimleri nedeniyle sokakta saldırıya uğrayan kadınlar ve tüm bunlara karşı artık mahkemelerin artık rutine binmiş ve ideolojik-kültürel kodlarla belirlendikleri sabitleşmiş “haksız tahrik indirimleri”…
Toplumsal krizin en dolaysız ifadesi olan bu gelişmeler dozu her gün daha da akıl almaz hale gelen saldırılarla tırmanarak devam ediyor.
Ağrı’nın Patnos ilçesine bağlı Andaçlı köyünde yaşayan Mehmet Şakir Ş.'nin, eşi C.Ş.'ye şiddet uygulayıp, dışkı yedirmeye çalışması ve tüm bu insanlık dışı işkenceleri cep telefonuna kaydedip sosyal medyada paylaşması, bu gidişatın vahametinin anlaşılması açısından yeni bir uyarıdır.

Kadına dönük bu işkence, aşağılama ya da onun bedeni-tüm benliği üzerinde sonsuz bir iktidar kurma arayışı ve bunu bir güç gösterisi olarak sosyal medyada yayınlama pratiği, olsa olsa savaş sendromu yaşayan özel savaş artıklarının ya da IŞİD gibi canilerin işi olabilir.
Böylesine bir vicdansızlığın, akıl almaz saldırganlığın bunlar dışında kalmış daha geniş toplumsal kesimlere sirayet ediyor hale gelmesiyse, daha da vahimdir. İşkencecilik düzeyine ulaşmış en hafifinden “kötülüğün”, karanlığın toplumsallaşması anlamına gelmektir keza bu…
Bugün basına yansıyan bu tüyler ürpertici haberin altına işkenceci alçağın kullandığı dilin Kürtçe olması nedeniyle Kürt halkına ırkçı hakaretler yağdıran yorumcuların varlığıysa daha da vahimdir. Kötülük Kürt olunca aslan kesilen, fakat Türk olunca hep bir ağızdan onu yapanla saf tutan bir yaklaşım da çürümenin, ikiyüzlülüğün daniskasıdır.
Bunun güç aldığı adres de bellidir. Devletin en tepesinden, polisine-mahkemelerine ve bilumum cemaatine kadar hep bir ağızdan aynı kadın düşmanlığını kendi meşreplerince meşrulaştırırlarsa olacağı budur!..
Medyası, devleti, kültürel-ideolojik-siyasi kodlarıyla bu pislik düzenin her an "daha fazlası olamaz" dedirtecek "kötülükler" üretmesi, kendisi çürüdükçe toplumu da çürütmesi ve bunun sivri ucunun kadına yönelmesiyse güçlü bir mücadele ve örgütlenme çağrısı değil de nedir?!