OHAL ve KHK terörüne karşı direnişin meşruluğu vurgulandı
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için Ankara'da oluşturulan Dayanışma, bugün saat 12:00'de IHD Ankara Şube'de basın toplantısı yaptı.
Basın toplantısında devrimci demokrat kurum, parti ve sendikaların, Nuriye ve Semih'le dayanışma amacıyla bir platform oluşturdukları kamuoyuna ve basına açıklandı.
Basın toplantısında yüksel ve cevresinde Ankara valiliginin bir kaç gün önce olan etti eylem yasağının taninmayacagi Nuriye ve Semih' i yaşatmak, özgürlüklerine kavuşan kadar mücadele etmeye devam edileceği vurgulandı.
Dayanışma adına basın açıklamasını Alınteri Ankara temsilcisi Zarife Çamalan okudu.
NURİYE VE SEMİH'İN TALEPLERİ KABUL EDİLSİN!
“OHAL” KALDIRILSIN, “KHK”LAR İPTAL EDİLSİN!
OHAL süreciyle birlikte KHK’lar ile hak ve özgürlüklerin tamamı açısından büyük bir geriye gidiş yaşanmaktadır. Kazanılmış haklar geri alınmış; gazeteler, televizyonlar kapatılmış; muhalif her türlü ses susturulmaya çalışılmış; binlerce akademisyen, yüz binlerce kamu ekmekçisi işsiz bırakılmıştır. Hukuk ayaklar altındadır, hak arama yollarının tamamı kapatılmıştır.
OHAL ilanı ve KHK’lar ile yaklaşık 102 bin 887 kamu çalışanının kamudan ihraç edilmesi, özel sektörde el konulan şirketler ve kapatılan üniversiteler nedeni ile on binlerce insanın işsiz kalması, özel eğitim-öğretim kurumlarına el konulması sonucu yaklaşık 30 bin öğretmenin işsiz bırakılması oldukça ağır bir tablo yaratmıştır.
20 Temmuz 2016 - 23 Şubat 2017 tarihlerini kapsayan OHAL döneminde 112 üniversiteden 4811 akademisyen için (Profesör, Yrd. Doç, Doç, Dr ve araştırma görevlisi) ihraç kararı verildi. İhraç edilenlerin sadece 58’inin ihraç kararı kaldırıldı. Yüksek Öğrenim Kurulu (YÖK)’nun ve üniversitelerin idari kadrolarından ise 1102 kişi ihraç edildi.
Barış Bildirisi imzacılarından 81’i 2016 OHAL döneminde üniversitelerden ihraç edilenler listesinde yer almıştır. 6 Ocak 2017 tarihli 679 sayılı KHK ile bu sayı 125’e çıktı. 17 Şubat 2017 tarihinde yayınlanan 686 sayılı kararnamede de Barış bildirisine imza atan akademisyenler yer aldı ve 17 Şubat 2017 tarihi itibarıyla bu sayı 312’ye ulaştı. Ayrıca 667 Sayılı kararname ile kapatılan 15 üniversitede görev yapan yaklaşık 2808 akademisyen de işsiz kaldı, başka üniversitede görev almaları mümkün olmayan bu akademisyenler de dolaylı olarak meslekten ihraç edilmiş oldular. Bu sayılar sürekli artmaktadır.
Bizler, hak savunucuları, cesaret ve kararlılıkla bu gidişata dur diyeceğiz!
Her yandan yükselen itirazlar ve tepkiler haklar ve özgürlüklerin umududur.
“Açlıkla terbiye edilmek” istenen ama umudun, direnişin, boyun eğmemenin inancı ile direnerek işlerini geri isteyen kamu emekçileri Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, 118 gündür Açlık grevi ile seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Her gün biraz daha ölüme, sakat kalmaya yaklaşmaktalar!
İki kamu emekçisi, 120 gün Ankara İnsan Hakları Anıtı önünde “işimizi geri istiyoruz” diyerek oturma eylemi yapmış ve bu taleplerine herhangi bir karşılık bulamayınca eylemlerini açlık grevine çevirmişlerdir.
Haksızlığa ve zulme karşı direnmek insanlık onurunun bir gereği ve görevidir!
Nuriye ve Semih, OHAL ve KHK zulmüne karşı tüm emekçiler için direniyorlar.
Hakları ellerinden alınmış, bir gecede işsiz, geleceksiz bırakılmış, açlığa ve onursuzluğa terk edilmiş bütün kamu emekçileri için direniyorlar.
Her türlü hak arama ve itiraz yolu kapatılan bir ülkede, tüm emekçilerin haklarının verilmesi için direnme haklarını kullanıyorlar.
Siyasal iktidar, açlık grevi yapan Nuriye ve Semih'e saldırdı ve onları tutukladı. Onlar haklı talepleri için başlattıkları açlık grevine bulundukları zor koşullarda, hapishanede devam etmekteler. Yine Yüksel Direnişçileri’ nden Mehmet Dersulu’ ya komplo kurularak ev hapsi verilmiş ve direnişi engellenmeye çalışılmıştır.
Yüksel Caddesi’nde aynı taleple Esra Özakça’da Açlık Grevi Direnişi’nin 43. Gününde saldırılar ve işkenceler altında direnişine devam etmektedir. İşlerine geri dönmek için 238 gündür direnen Veli Saçılık, Nazife Onay ve Acun Karadağ her gün hedef gözetilerek plastik mermilerle vurulmakta ve işkence görmektedirler. Vücutlarına isabet eden çok sayıda göz yaşartıcı kimyasal içeren bilyeler nedeniyle yaralanmaktadırlar. Yüksel Direnişçileri’ne yapılan işkencedir. Unutulmamalıdır ki, işkence insanlığa karşı suçtur ve bu suçun zamanaşımı yoktur. Yetkilileri uyarıyoruz; saldırmaktan ve işkence yapmaktan vazgeçin, bu kişiler sadece ve sadece işlerini istemekte ve oturarak seslerini duyurmaya çalışmaktadırlar.
Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı’nın gözaltı işlemine derhal son verilmeli, etrafındaki utanç bariyerleri kaldırılmalıdır!
Açlık Grevinin 118. gününde olan Nuriye ve Semih’in, birçok ilde hakları için seslerini yükselten emekçilerin sesini duyan biz aşağıda imzası bulunan demokratik kitle örgütleri, kurumlar, parti ve sendikalar;
Hapishane duvarlarının ardına kapatılan Nuriye ve Semih’in seslerine ses olmak, taleplerinin kabul edilmesi ve serbest bırakılmalarını sağlamak için mücadele edeceğiz!
Nuriye, Semih ve KHK’lar ile ihraç edilen tüm emekçilerin işleri geri verilsin!
OHAL kaldırılsın, KHK’lar iptal edilsin!
Nuriye ve Semih serbest bırakılsın!
Nuriye ve Semih’in talepleri kabul edilsin!
NURİYE VE SEMİH İÇİN DAYANIŞMA