19 Aralık teslim alınamamaktır

Ulucanlar'da, Bergama'da, Burdur'da katlederek, tecavüz ederek, kol kopararak hazırlandılar. "Sahte oruç kanlı iftar" manşetleriyle kan sarhoşu vampirler gibi hayvani sevinç çığlıkları attılar. Mutlak yok etmenin adına utanmazca "Hayata Dönüş" dediler.

GÜNCEL
Pazar, 17 Aralık 2006 (19 yıl 10 ay önce)

Bugün, İstanbul Kadıköy'de yapılan miting ile bir yandan 19 Aralık direnişini yaratan ruh selamlanırken öte yandan tecridin ve hapishanelerdeki keyfi uygulamaların son bulması, TMY ve CİK başta gelmek üzere tüm anti-demokratik yasaların iptal edilmesi ve 19 Aralık katliamının sorumlularının yargılanması istendi. Eylemciler, saat 11:00'den itibaren Tepe Natilus önünde toplanmaya başlarken miting, en önde "Yaşasın 19 Aralık Direnişimiz 19 Aralık Katliamını Unutmadık Unutmayacağız" pankartıyla TUYAB'ın yer aldığı yürüyüş kolundaki tüm kortejlerin alana girmesiyle saat 14:00'de başladı.













Şimdi eylem yeri 19 Aralık günü saat 12:30'da Bayrampaşa Hapishanesi'nin önü
Kürsüden tüm devrim şehitleri adına saygı duruşu çağrısı ile başlayan miting, 19 Aralık'ta katledilen 28 devrimcinin isimlerinin yine kürsüden, "Yaşıyor" nidasının ise kitleden yankılanması ile devam etti.

Daha sonra mitingi düzenleyen siyasetlerin açıklaması okundu. 19 Aralık'ın devlet tarafından bilinçli örgütlendiği ve hapishaneler tarihinin en kanlı katliamı olduğunun vurgulandığı açıklamada, saldırının devrimci tutsaklarla beraber tüm ezilen ve sömürülen kesimleri teslim almaya yönelik oluşu dönemin devlet erkanın açıklamaları ile somutlandı.

Emperyalizm ve işbirlikçilerinin ortak katletme operasyonu olarak nitelenen katliam şöyle anlatıldı:
19 Aralık katliamına, işbirlikçi egemen sınıflar; Ulucanlar Hapishanesi'nde 10 yiğit devrimciyi katlederek, onlarcasını işkenceden geçirip sürgün ederek başladılar. Burdur Hapishanesi'nde kol koparak, tecavüz ederek, duvarları yıkarak hazırlandılar. Bergama Hapishanesi'nde prova yaparak geldiler.

Egemen sınıflar tüm bölükleriyle birleşerek geldiler. F tiplerine karşı meydanlarda yükselen on binlerin sesine kulaklarını tıkayarak geldiler. Anaların çığlıklarını boğarak geldiler. Kamuoyunu aldatarak geldiler. MGK'sı, hükümeti, ordusu, polisi, partileri ve medyasıyla saldırdılar. Televizyon kanallarından, gazete sayfalarından, "Sahte oruç kanlı iftar" manşetleriyle kan sarhoşu vampirler gibi hayvani sevinç çığlıkları attılar. Zulmü ve vahşeti yalanlarla örtmeye çalıştılar. Mutlak yok etmenin, cana kıymanın adına utanmazca "Hayata Dönüş" dediler.
"19-22 Aralık 2000 tarihinde 20 hapishaneye aynı anda yapılan saldırılarda 28 devrimci katledildi. Yüzlercesi yaralandı ve sakat kaldı. 19 Aralık'ta katledilen ve Ölüm Oruçları'nda yaşamını yitirenlerin sayısı bugüne dek 122'yi buldu" denilen açıklamada, katliamın sorumlularının görevlerine devam ettikleri hatta, kadınları diri diri yakanların ödüllendirildikleri vurgulandı.

"19 Aralık'ın bir yüzü katliamsa diğer yüzü direniş ve onurdur" denilerek şu ifadeler dile getirildi:
F tipi tecrit terörünün bir yüzü ölüm ve zulüm ise, diğer yüzü teslim olmamaktır, direnmektir. Devrim inancını ve davasını her koşul altında sürdürmektir. 19 Aralık, faşizme karşı büyük bir kahramanlık destanıdır. Topla, tüfekle, bombayla gelenler, devrimci direnişin barikatına çarptılar. Devrimci tutsakları teslim alamadılar. Barikatlarda bedenleri parçaladılar. Ama devrimcilerin haklı ve onurlu direnişini kıramadılar.
Tecritin kaldırılması için Av. Behiç Aşçı, Gülcan Görüroğlu ve Sevgi Saymaz'ın Ölüm Orucu eylemini sürdürdükleri hatırlatılan açıklamada Erol Zavar, Mesut Deniz, Yaşar İnce, Kemal Ertürk ve Gökçe Otlu gibi ölümcül hastalıkları devam eden tutsakların hala hücrelerde tutulduğu belirtildi.

Hapishanelerdeki keyfi uygulama ve baskılarla, devrimci kurumlar ve çalışanlarına yönelik saldırılara da değinilen açıklamada birleşik mücadelenin önemine vurgu yapıldı.

Daha sonra söz hakkı zindanlar mücadelesinin temel gücü aileler adına TUYAB'a verildi. TUYAB adına konuşma tutsak babası İsmail Karagöz tarafından yapıldı. "Evet, evlatlarımızın canını aldılar ama düşüncelerini, iradelerini alamadılar" diyen baba, Hitler'in sonu ne olduysa başta yakasından kan kokusu gelen Adalet Bakanı olmak üzere tüm katillerin sonunun da aynı olacağını söyledi. Behiç Aşçı'nın yalnız olmadığını belirten baba, İmralı'daki tecrite karşı da mücadele ettiklerini söyleyerek, topyekün direnişin geliştirilmesi çağrısı yaptı.

Kürsüden İHD İstanbul Şubesi'nin mesajı okunduktan sonra mesane kanseri olan Erol Zavar ile tedavi edilmediği için kör olan ve yürüyemeyen Ölüm Orucu gazisi Savaş Kör'ün durumları hakkında bilgi vermeleri için yoldaşlarına söz verildi.

Kürsüden 19 Aralık günü saat 12:30'da Bayrampaşa Hapishanesi önünde eylem yapılacağı da duyuruldu.

İlkay Akkaya, Grup Vardiya ve Grup Diyar'ın da sahne aldığı miting Söz Alınterinin İşçi Korosu tarafından seslendirilen kavga marşlarının ardından saat 15:30'da son buldu.

BDSP, EKD, ESP, ODAK, ÖMP, HKM, Partizan, TUYAB tarafından örgütlenen miting, EHP, Kaldıraç, Halkevleri, SDP, İHD, Çağrı, SODAP, İşçi Mücadelesi, TÖP, Öğrenci Kolektifleri, Köz, Ezilenlerin Kurtuluşu ve tutuklu sendikacılara özgürlük isteyen Limter-İş tarafından desteklendi.

19 Aralık'ta Bayrampaşa Hapishanesi önünde yapılacak eylem bu mitingin düzenleyicileri tarafından organize ediliyor.

Alınteri korteji mitingte, "İçerde Dışarda Hücreleri Parçala - Özgürlük İçin Mücadele Platformu", "IM-F Tipi Yaşama Hayır - Alınteri" ve "Hesap Sorma Bilinci İle Mücadeleye - Devrimci Proleter Gençlik" pankartları ile yürüdü.