Bir özsavunma hikayesi

Kadın, yaşam, özgürlük demek. Bu slogan benim yaşamımı özetliyor. Sadece kendim için değil tüm kadınlar içindi o slogan

KADIN
Pazar, 9 Temmuz 2017 (8 yıl 9 ay önce)

Bir özsavunma hikayesi: Yasemin Çakal 60’a yakın kadını yazdı



 



Rojda Oğuz



 



Canına kast eden erkeğe karşı özsavunma kulladığı için cezaevine giren Yasemin geçtiğimiz günlerde kadın dayanışmasıyla tahliye oldu ve cezaevinden ‘Jin jiyan azadi’ diyerek çıktı. “Ben öz ailemden görmediğim desteği kadınlardan gördüm” diyen Yasemin cezaevinde 60’a yakın kadının hikayesini dinleyerek, kaleme aldı. Bu hikayeleri kitaplaştırmak isteyen Yasemin’in bundan sonraki amacı ise kendisi gibi özsavunma kullandığı için müebbet hapis cezası alan Nevin Yıldırım ve tüm kadınlar için mücadele etmek.



 



Yasemin Çakal’ı evlendirildiği Özkan Kaymalı’ nın şiddetlerine karşı özsavunma hakkını kullanmasıyla tanıdık. Olay ana akım medyada yazıldığı gibi ‘bebek bezi için eşini öldürdü’ şeklinde değildi elbette. Sistematik şiddet ve işkenceye karşı yaşamak ve yaşatmak zorundaydı Yasemin… Kadın dayanışması Yasemin’e cezaevinde güç verdi. Kimi zaman bir kağıda çizilmiş bir ‘martı’ olarak girdi kadın dayanışması cezaevine, kimi zaman mektup. Artık özgürce gökyüzü ve denizin mavisini seyre dalan Yasemin ilk röportajını Gazete Şûjin’e verdi. Yasemin’le cezaevinde yaşadıklarını, 3 yıl süren dava sürecini, özsavunma ve daha birçok konuyu konuştuk.



 



*Davayı takip eden hemen hemen herkes biliyor ama öncelikle seni özsavunma yapmaya götüren nedenleri sorarak başlamak istiyorum…



 



Yaklaşık iki yıl süren bir evlilik yaşadım. O süre boyunca tamamen insanlıktan çıkmıştım diyebilirim. Camın önüne bile çıkamıyordum. Çöpü dökmeye korkan ürkek bir kadın haline gelmiştim. Bana kızacak, bağıracak diye sürekli diken üstündeydim. En ufak bir şey için bile benimle kavga edebilirdi. Arabada giderken bile, ‘neden döndün baktın?’ diye saatlerce tartışıyorduk.



 



*’Keşke bunlar olmasaydı’ dedin mi hiç?



 



Evet. Hem de defalarca ama benim o evden çıkmamın bir yolu yoktu. Benimle beraber bebeğim de ölecekti. Ben biliyorum yaşadıklarımı. Bazı insanlar ‘bebek bezi için eşini öldürdü’ diye konuştu arkamdan. Sürekli dile getiriyorum bunu; yaşadığım şeyleri sadece ben ve yaşadığım o evin duvarları bilir.



 



*Cezaevinde kaldığın süreci biraz anlatır mısın bize? Neler yaşadın, nasıl hissettin?



 



İlk 7 ay benim için zordu. Feminist kadınları tanıdıktan sonra cezaevi süreci benim için daha kolay bir hal almaya başladı. Sağlık sorunlarım sürekli kendisini yineliyordu. Cezaevi yönetimi beni siyasi bir duruş olarak görüyordu. Bu yüzden de idarenin baskısını da yoğun hissettim. Psikolojim çok bozuldu cezaevine girince. Ama hem kadınları tanıdım, hem kendimi gerçekten kadın olarak tanımaya başladım. Güzel şeyler de oldu elbette. Mesela satranç öğrendim. Bol bol kitap okudum.



 



*Cezaevi yönetimi neden seni siyasi bir duruş olarak görüyordu, sen adli koğuşunda kalmıyor muydun?



 



Evet ancak beni görmeye gelen avukatlar feminist avukatlardı. Davanın da gündemde olması cezaevi yönetiminin bana karşı tutumunu belirledi. Sıkıntı yaşıyorduk sık sık.



 



*İdarenin dışında, tutuklu-hükümlü kadınlara nasıl davranıyorlardı cezaevinde, biraz anlatır mısın?



 



Koğuşa giren gardiyanlar, ‘kahvemi yap, çayımı getir…’ gibi isteklerle bize geliyorlardı. Bütün gardiyanlar için söyleyemem ama bazıları bize sürekli böyle yaklaşıyorlardı. Cezaevine girerken kişisel eşyalarını bırakıyorlardı ve insanlıklarını da eşyalarıyla birlikte bırakıyorlardı.



 



‘Karşı çıktığım her durumda gardiyanlardan dayak yedim’



 



*Peki seni cezaevi süreci boyunca en fazla ne etkiledi?



 



Çok fazla oldu. Bunu anlattığımda onlara da bir cevap hakkı doğacak ama ben bunu söyleyeceğim. Çocuğumun bir gün kırka yakın ateşi çıktı, böbrek hastasıydı. Bütün gün koğuşta bulunan kadınlarla beraber ateşini düşürmeye çalıştık. Yer yer de kusuyordu. Biz de koğuş kapısına vurduk hastaneye gitmek için. Sırf kapıya vurduk diye beni ters kelepçe yapıp baş memura götürdüler. Memurla onların tabiriyle ‘dik dik’ konuşmuşum. Çocuğum hastaydı ve nasıl konuşmamı bekliyorlardı hale anlamış değilim. Çocuğumun gözleri önünde hem dayak yedim hem de beni hücreye attılar. Yine o dönem içerisinde idareyi beni hücreye koydukları için protesto ettim. Bir hafta hücrede kaldığım süre bitince beni hücreden çıkarmaya çalıştılar ama ben direndim ve beni çıkaramadılar. Gece yarısı hücreyi basan gardiyanlardan dakikalarca şiddet gördüm. (Gülüyor)



 



*Bunları anlatırken gülüyorsun…



 



Gülüyorum çünkü bana yapılan haksızlığa cezaevinde bile karşı durdum. Ortada bir yanlışlık vardı ve bunun düzelmesi gerekiyordu. Bu da ancak direnerek oldu. Asla boyun eğmedim. Baş memurdan özür dilenmem isteniyordu. ‘Dilemeyeceğim’ dediğimde beni hep dövdüler.



 



*Cezaevine nasıl hak ihlalleri yaşanıyor? Gözlemlerin var mı?



 



Cezaevleri çifte standarttın uygulandığı en yoğun alan. Hatta koğuşlar bile buna göre harflendirilmiş. A koğuşunda maddi durumu iyi olanlar, B koğuşunda romanlar ve C koğuşunda da benim gibi orta halli kadınlar vardı.



 



*Cezaevindeki koğuş arkadaşlarınla aranızdaki bağ nasıldı?



 



Ben cezaevinde kaldığım süre boyunca koğuş arkadaşlarımın hepsiyle röportaj yaptım. Cezaevine girdiğim günden beri yazıyorum çünkü konuşarak kendimi çok fazla ifade edemediğimi düşünüyorum. Yazarak daha iyiyim sanırım. Her gün yazdım. Bana gönderilen bütün kitapları okudum ve kendim de yazmaya başladım. Bir baktım ortaya güzel şeyler çıkıyor ve insanlar yazdıklarımı beğeniyor. Yazdığım yazıları kitaplaştırmak istiyorum.



 



*Kadınlarla hangi konular üzerine röportajlar yaptın?



 



Bir sene boyunca koğuş sorumluluğunu üstlendim. İstemediğim bir şeydi. Her gelen kadın bana derdini anlatmaya başladı. Ben de madem anlatıyorlar ‘bu bilgileri toplayayım’ dedim ve tek tek görüştüm kadınlarla. Bana güvendiler ve anlattılar. Kadınlar bana, ‘belki bir gün bir yasa çıkar. Sen de dışarıda olmuş olursun, yayınlarsın bir yerde ve birileri bizim de sesimizi duymuş olur’ diyorlardı. Altmışa yakın kadının hikâyesi var elimde.



 



‘Kadınları arkamda görmek bana güç verdi’



 



*Biraz da kadın dayanışmasından söz edelim. Nasıl hissettirdi sana bu dayanışma?



 



Ben öz ailemden görmediğim desteği kadınlardan gördüm. Bütün duruşmama geldi kadınlar. Bazen mahkeme salonlarında oturacak yer olmadı, yerlere oturdular. Mektuplarıyla yanımda olduklarını söylediler. Bir dönem sağlık sorunlarımla ilgili haber çıkmıştı. Jinekologlar bana mektup göndererek, ‘ilaç kullanamıyorsan şunları şunları dene’ gibi şeyler söylediler. Bunlar çok önemli şeyler. Bunları anlatırken bile tüylerim hala diken diken oluyor. Bana gelen her mektupta ağlıyordum. Ben ‘martıları özledim, denizin rengini özledim’ dediğimde, kadınlar denizin, martıların resimlerini çizip gönderdiler bana. Daha önce hayatımda bu denli bir kadın dayanışması görmedim. Ben bana destek veren kadınlara yoğun bir borçluluk duygusu hissediyorum. Ne yapsam ödeyemem gibi. Her mahkemede kadınları arkamda görmek bana güç veriyordu. Ben daha önce bana karşı iyilik yapan hiçbir insanla karşılaşmadım, tanışmadım. Ama bu kadınlar beni tanımadan davama geldiler.



 



*Ceza alacağını hiç düşündün mü?



 



Çıkabileceğimi asla düşünmüyordum. Çıkmaya dönük umudumu yitirmiştim. Sürekli dua ederek inancımı korumaya çalıştım ama mahkeme en başında bana karşı çok fazla ön yargılıydı. Dava hemen bitsin, kapansın tavrındaydılar. Ama sonra mahkeme heyeti değişti ve şimdi dışarıdayım.



 



*Karar duruşmasına hazırlandın mı?



 



Hayır. Koğuşta dua okudum. Arkadaşlarımla oturup sohbet ettim uzun uzun. Beni teselli etmeye çalışıyorladı. ‘Ceza alırsan bunun yargıtay yolu var. Sakın moralini bozma’ diyorlardı. Aslında koğuşta kimsenin de çıkacağım şeklinde bir umudu yoktu. Kendimi güçlü durmaya endeksledim ben de. Ne olursa olsun ağlamayacağım dedim. Hala bile çıktığıma inanamıyorum.



 



*Peki karar okunduğunda ne hissettin?



 



Gelmek istemedim mahkemeye. Duruşma salonuna girdiğimde kadınların bir bir içeri girip sandal-yelere oturmalarıyla yoğun bir duygu hissettim. Şok hali geçirdim sanki ve şimdi düşününce bazı şeyleri hatırlamıyorum. Avukatlarımdan Perihan, ellerini heyecanla sıkmaya başladı dava sonunda. Ben önce anlam veremedim ama meğerse ekrandan ‘ceza verilmesine yer yoktur’ diye yazılmış ve okununca o an şok geçirdim. ‘Bu gerçek mi?’ dedim. Çıktıktan sonra iki gün boyunca uyuyamadım. Sanki uyursam sabah kendimi cezaevinde bulacakmış gibi hissettim ama gerçekten artık özgürüm.



 



‘Jin, jiyan, azadi benim yaşamımın bir özetidir’



 



*Tahliye olduğunda, ‘Jin jiyan azadi’ dedin. Ne ifade ediyor bu senin için?



 



Kadın, yaşam, özgürlük demek. Bir gün tahliye olursam bu sloganı atacağıma söz verdim kendime. Bu slogan benim yaşamımı özetliyor. Sadece kendim için değil tüm kadınlar içindi o slogan… Her gün erkek şiddetinden dolayı üç kadın öldürülüyor. Kadınlar o kadar saçma nedenlerden dolayı öl-dürülüyor ki ben de eğer böyle olmasaydı tıpkı diğer kadınlar gibi saçma sapan bir nedenden ötürü öldürülecektim. ‘Acaba ne zaman öleceğim’ diye düşünüyordum hep. Her kavgada ‘seni öldüreceğim’ diyordu ve ben ‘bugün kesin öleceğim’ diyordum. Kadınları giydikleri, söyledikleri ve genel olarak istedikleri yaşamı tercih ettikleri için öldürüyor erkekler.



 



*Dışarıda en çok neyi özlemişsin peki?



 



Denize ve gökyüzüne bakmaya doyamıyorum. Bir hafta önce bugün gökyüzünü başkalarının istediği miktarda bakabiliyordum. Hatta bunun için kavga bile ettim kadınlarla. Havalandırmaya çamaşır asmışlardı ve gökyüzünü kapattıkları için üzülüyordum.



 



*Mahkemelerin kadın cinayetlerinde verdikleri kararlarla caydırıcı rolde olduklarını düşünüyor musun?



 



Hayır caydırıcı değil. Mesela benim davamda mahkeme ikinci celsede mütalaa vermişti. O duruşmada konuşmak, derdimi anlatmak istedim ama beni dinlemediler. Sonra heyet başkanı değişince her şey farklı oldu. Kadınları kadınlardan başkaları anlamıyor. Bu cinayetler daha ne kadar işlenecek? Bir an önce mahkemelerin buna yönelik kararlar vermeleri gerekiyor.



 



‘Çilem bana ben de Nevin’e destek olmak istiyorum’



 



*Bundan sonra ne yapacaksın?



 



Kadınlar adına çalışmalar yapmak istiyorum. Çünkü ben kadınlar sayesinde dışarıdayım. Kadınların çığlıkları çıkardı beni. Çilem Doğan sürekli benimle ilgili paylaşımlar yaptı. Ben de Nevin Yıldırım’a destek olmak istiyorum. Mahkemelerine de katılmak istiyorum. Nevin’in de benim gibi özgürlüğüne kavuşmasını istiyorum. Müebbet aldığını duyduğumda bir hafta kendime gelemedim. Çok etkilendim onun durumundan. Öyle değil de Nevin’n yaşadıkları ve benim yaşadıklarım benziyor. Bu yüzden Nevin’i kendime çok yakın hissediyorum. Zaten mektuplaşıyorduk da.



 



*Kadınlara bir çağrıda bulunmak ister misin?



 



Çıktığımda attığım “Jin jiyan azadi” sloganında da söyledim. Mücadele etmeye devam edeceğim. Benim yaşadığım şeyleri yaşayan kadınların yanında olacağım. Kadınlar çok güçlü ama birlikte çok güçlü. Kadın isterse her şeyi yapar. Bu kötü gidişe artık bir son vermek gerekir. Bana mektup yazan çoğu kadın eşinden, ailesinden gizli yazıyordu. Artık kadın dayanışmasını daha da güçlendirmemiz gerekiyor.



 



Gazete Sujin