17:40 Av. Sevinç Hocaoğulları açıklamada bulundu. Mahkeme yarın 10:00'a ertelendi
17:40
Av. Sevinç Hocaoğulları
Sanıkların UYAP kayıtları hala bize gelmedi. 4 Mayısta buna karar verilmiş olmasına rağmen geciktiriliyor.
Güçlük çıkartılmakta ve ciddiyetsiz çalışma devam etmektedir. Sanıklar hakkında açılan davalar, devam eden davalar ve geçmiş de olsa davaların kayıtlarına ulaşmak istiyoruz.
Sanıklardan 5'i hakkında 10 Ekim öncesi dinleme kararı var. Yunus Emre Alagöz hakkında dinleme kararı olmasına rağmen, nasıl buraya gelip bu katliamı gerçekleştirdiği bilinmiyor.
BTK'dan Yunus Emre Durmaz ve Yunus Alagöz hakkında kayıt olup olmadığına dair müzekkere yazılmasını talep ediyoruz. Yalnızca 5 kişi için değil, tüm sanıklar için müzekkere yazılmasını istiyoruz.
17:35
Av. Senem Doğanoğlu
Soruşturmanın gereği gibi yürütülmediği, belgelerin usule uygun toplanmadığı, Minnesota Protokolü'ne uygun davranılmadığı, parmak izi ve ayak izi örnekleri alındıysa bunların interpol sisteminden sorulmasının gerekliliğine, Yunus Emre Alagöz açısından da Gaziantep-Adıyaman hattı ve bunun 10 Ekim katlamını nasıl mümkün kıldığıyla ilgili çalışmaların yapılması gerektiğini düşünüyoruz.
17:20
Av. İlke Işık
Bilirkişiler tarafından dijital materyaller ve sanık fotoğrafları incelendi. Sanıkların inkâr ettiği hücre evi ve depoda kendileri oldukları çok belli olan görüntüleri var. Bunlara dair kapsamlı bir inceleme yapılarak bu görüntüler karşılaştırılmalı. Bilirkişiler bunları yapmamışlar. Sanıklar da eksik. Hepsine dair bir değerlendirme de yok.
Bilirkişilerin ciddi bir rapor hazırlaması yönünde uyarılmaları yönünde bir ara karar verilmesini talep ediyoruz.
Soruşturma 8 ay devam etti. Bir iddianame hazırlayıp savcı mahkemenize gönderdi. Savcılığın yapmadığı işleri günlerce sayabiliriz. Delilleri karartmaya varan ciddi bir savcılık süreci var.
Tutuklanan sanıkların bir kısmı mahkemede tutuklandı. Savcılık aşamasında çoğu serbest bırakılmıştır.
17:10
Av. Özcan Karakoç
Dijital materyaller önemli. Bunda telefonlar, bilgisayar, flash disk, hard disk gibi kayıtlar var.
Sanıkların evlerinde, iş yerlerinde, üzerlerinde çıktı.
Bunların içinde rehber kayıtları vardı. Fotoğraflar ve videolar vardı. İddianameye bunların çok azı temsilen eklenmiş durumda. Örneğin düğün fotoğrafı denmiş, aile meclisiyle fotoğraflar denmiş, 10 fotoğraf konmuş ama binlerce fotoğraf var aslında.
10 bin fotoğraf konulmuş CD’ye, 9000 tanesi açılamıyor.
Whatsapp konuşmaları, telegram konuşmaları olmalı.
Bilirkişiler, birçok veriyi incelememiş. Demiş ki, şarjı yok, adaptörü yok, bilgisayar kırılmış, pin kodu yok, açılmıyor gibi bahaneler öne sürülmüş. Kırık bilgisayar incelenemez diye bir şey yok, hard diski incelenebilir.
Davanın ağırlığının önemsenmediğini, bilirkişilerin gereğini yapmadığını düşünüyoruz.
IŞİD propagandası yapılan web sitelerine girilmiş, eğitim dokümanlarına girilmiş, videolar gönderilmiş, videoların çoğu açılmıyor.
Burada maddi gerçeği yakalamak zorundayız. Bu sadece katılan tarafından acısını dindirmek değil. İçlerinde masum olan varsa onları bırakmak da mahkemenin görevi.
Biz büyük bir ihtimamla bilirkişi heyeti kuruyoruz. Ancak bilirkişilerimiz kendilerinden beklenen verileri sağlayamıyorlar.
Bilirkişiden istediğimiz şu, mesela 100 ceset gönderdiysek ve incelenmesini istiyorsak, bunların birini kesip incelemek olmaz. Dijital verilerde de durum aynı. Yüzeysel bir inceleme yapmak yeterli değil. 100'lerce video var. Silinen dosyalar diye geri getirmedikleri dosyalar var. Belki onlar görünen silahlı resimlerden daha önemli bağlantılar sunar.
17:00
Av. Sevinç Hocaoğulları
Önce, kayıtlara girmesi açısından 2 şeyi söylemek istiyoruz.
Yargılama başladığından beri, Alman bir meslektaşımızın adliye binasına girip girmemesi tartışa konusu oldu. 3 celse duruşmayı izleyen meslektaşımız adliye binasına dahi sokulmadı. Bunun duruşmanın aleniyetine gölge düşürdüğünü düşünüyoruz.
Şubat ayındaki yargılamalarda kendilerini ifade eden müştekiler, bu katliamda sorumluluğu olan siyasetçiler, yöneticilerin de yargılanmasını gerektiğini düşünüyorlar ve defalarca bunu ifade ettik. Antep'ten başlayarak yol verilen bir katliam örgütlenmesinin, Ankara'da gerçekleştirdiği bir patlama bu. Osman Turan Bozacı'nın ifadesinde, oğlunun şikâyetini dillendirirken dediği gibi; "gerçekten adaletin gerçekleşmesine katkı sunacaksak eğer, cübbelerimizden kurtulup, sokaktaki insanların bu adalete neden güvenmediklerine kulak vermemiz gerekiyor"
Bu katliam göz göre göre gerçekleşti. Kurumların örgütlenmelerine izin verdiği ölçüde teşkilatlandılar. Dosyaya gelen iddianamelerden biri Talha Güneş ve Abdülmuttaip Demir'in yargılanmasına yönelik açılan davaya yönelik iddianame.
Sanık Talha Güneş ve Abdülmuttalip Demir, pasaportları olmasa da Suriye'ye geçtiklerini ifade etmişlerdi. İddianame geldikten sonra ekleriyle birlikte, gelen dosyalarda beyanda bulunan Murat Dayan, Suriye'ye birçok kez illegal yollarla giriş çıkış yaptığını ifade ediyor. Bu ifadede, "DEAŞ savaşçıları, Antep, Kilis ve Urfa'dan geçmek suretiyle bölgelere ulaşırlar" diye bir ibare var. Bu bağlantılı dosyalarda sürekli karşımıza çıkan, El Nusra, Ahrarul Şam, ÖSO, İHH gibi örgütlerin isimleri geçiliyor. Her ne kadar siz bunların dosyamızla ilgili olmadığını düşünseniz de sürekli bu isimler geçiyor. Bu sanıklar neden bu isimleri sayıyor? İktidarın onay ve destek verdiği örgütlerle ilişkili olduklarını ifade ederlerse, kendilerine bir muafiyet tanınacağını düşünüyorlar. Bu örgütler sınır ve Antep örgütlenmesine ilişkin veri veriyor. Ben IŞİD'ciyim diyen Hacı Ali Durmaz dışında, bu örgütlere tutunarak bir şey yapmaya çalışıyorlar.
15:40
Duruşmaya saat 16:15'e kadar ara verildi.
15:00
Tanık Mert Taşkın'ın ifadesi alınıyor.
"Taksi şoförüyüm. Etlik Taksi Durağında çalışıyorum. Patlamanın olduğu gün aracıma iki kişi aldım. Balgat mevkiinden Kızılay'a getirdim. Yol kenarından bindiler. İkisi de arkaya oturdular. Sohbet etmedik. Biri adres tarif etti. Kızılay'a gideceğiz, yol üzerinden de arkadaşımızı alacağız dedi.
Meclis kavşağını geçtikten sonra indiler. Uzun ve zayıf olan konuştu. Yol boyunca kendi aralarında konuşmadılar. Birinin yanında sırt çantası vardı. Birinin üzerinde eşofman vardı. Birinde kapüşonlu bir şey vardı. Kızılay'a varınca indiler."
Avukat güzergâhla ilgili sorularına “arkadaşımızı alacağız dedikleri için yolun sağından devam ettim. Çankaya tarafına doğru dönünce bir paniklediler. Biz burada inelim dediler." Avukatın ‘Herhangi bir çevirme, durdurma, polis noktasına rastladınız mı?’ sorusuna ise ‘Herhangi bir polis noktasına rastlamadım’ dedi.
14:45
Tanık Nihat Azer’in ifadesi alınıyor.
"Patlamanın olduğu gün aracıma 2 kişi bindi. Meclis kavşağından Atatürk Bulvarı'na dönünce aldım. Biri arkama, biri yanıma oturdu. Yanlarında çanta vs. yoktu. Her iki saldırgan da mont giymişti. Önce Sıhhiye Köprüsü’ne gitmek istediler, orası kapalı dedim. O zaman tren garına gidelim dediler.
Tandoğan istikametinden giderken tren garına gelmeden indiler. Polislerin beklediği yerde içeri girmek için ısrar ettiler, polisler almaz dedim, bunun üzerine inip geçtiler. Yaklaşık 250 metre mesafede indiler. Mitinge gidiyoruz dediler. İkisi arasında herhangi bir konuşma olmadı. Arkadaki şahısın hiç sesini duymadım (mahkeme başkanı arkadaki kişinin Türkçe bilip bilmediğini sordu, onun üzerine)
Patlamayı duydum. Benzinlikte gaz almaya gittim, o esnada patlama oldu. Bıraktıktan yaklaşık 10 dk. sonra oldu. Montları paraşüt monttu. Ücreti yanımda oturan kişi ödedi.
Polis noktasına gelmeden, tren garına sağa dönüşte indirdim. Polis noktası 30 metre ilerideydi. Kalabalıktı, polisler de vardı."
14:20
Canlı bombaları taşıyan taksi şoförlerinin dinlenmesiyle başlayan duruşmada ilk ifadeyi şoförlerden Nihat Özdemir verdi. Özdemir, “Sanık, aracıma müşteri olarak bindi. Hacettepe'ye hasta olarak geldiğini, Gölbaşı'nda bir arkadaşına gideceğini söyleyerek arkadaşımla buluşacağım dedi. Öğrenci olduğunu da söyledi ve sohbet ettik. Otelde kaldığını konuşmadık, arkadaşında kaldığını söyledi. Gölbaşı'nda üst geçidin altında indi. Ben bıraktıktan sonra devam ettim. Yol yaklaşık 20 dk sürdü. 06.20’de bıraktım. Köprünün altında bekleyen başka kimseyi görmedim” dedi.
12:20
Beyanı alınmayan müştekilerin beyanları ile başlayan duruşma tanık beyanlarının SEGBİS ile bağlanmasıyla devam etti. Müştekiler Vekili Av. Ahmet Özdel SEGBİS'le tanık ifadesi alınmasına karşı itirazları sundu. Tanığın 10 Ekim Katliamı ile bağlantılı olması dolayısıyla hakkında suç duyurusunda bulunulmasını isteyen avukatlara duruşma savcısı, tanık Cuma Dabanıyassı için suç duyurusunda bulunulmasını mütalaa etti. Mahkeme tanığın mevcut dosyaları incelendikten sonra değerlendirilmesine karar verdi.
SEGBİS ile ifadelerin alınmasının ardından duruşmaya 10 Ekim günü canlı bombaları taşıyan taksicilerin tanıklıkları ile devam edildi. Katil sanıklardan Resul Demir, müşteki avukatlarına sözlü saldırıda bulunarak su şişesi fırlattı. Katilin duruşmayı provoke etmesin ardından ailelerde tepki gösterdi. Salonda yaşanan kısa süreli gerilimden sonra mahkeme heyeti duruşmaya saat 14:00’a kadar ara verdi.

***
Devlet destekli IŞİD çeteleri tarafından 10 Ekim’de Ankara’da gerçekleşen Gar Katliamı’nın 4. grup duruşması bugün başladı. Duruşma öncesi katliamın gerçekleştiği Ankara Tren Garı önünde anma yapıldı. Anmada hayatını kaybedenlerin yakınları, katliamın görmezden gelinerek unutturulmak istendiğini, buna izin vermeyeceklerini belirttiler.
Anmada konuşan 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, katliamın üzerinden 21 ay geçtiğini hatırlatarak, “Adalet ve hak mücadelemiz anlaşılmıyor. Halen bir anıt yapılmadı. Katliamı görmezden geliyorlar ve ayrıştırıyorlar. Artık dernek olarak insiyatifi ele alıyoruz. Elimizden gelenin fazlasını yapıp, anıt yaptırıcağız” dedi.
Katliamda ölen Mesut Mak'ın kardeşi Deniz Mak, Adalet Yürüyüşü’ne gidenlerin 10 Ekim anmalarına da katılması gerektiğini belirtirken, Suruç Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin aileleri adına konuşan Sultan Yıldız da, “Bu mücadeleyi sürdürdükçe adalet yerini bulacak. Bu düzen şunu unutmasın, davamızın peşini bırakmayacağız” dedi.
HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da “Her mücadele taş taş üstüne koyuyor, birikiyor. Buraya anıt yapılsın istiyoruz, onlar anıtları yıkıyorlar. İnsan Hakları Anıtının etrafını çeviriyorlar. Bizim hafızımızı silmeye çalışıyorlar. Ancak biz unutmamaya devam edeceğiz" diye konuştu.

Katliamda hayatını kaybedenler için şiir okunmasının ardından kitle davayı takip etmek için Ankara Adliyesine yürüyüş yaparak geçti. Yürüyüşte katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğrafları taşındı.
Polisin aileler ve yaralıların adliye önünde açıklama yapmasına izin vermemesi üzerine kısa süreli bir tartışma yaşandı. Polis ayrıca, duruşmayı takip etmek isteyenlere kimlik kontrolü dayatmasında bulundu.
Duruşma 10:30’da başladı.