Son KHK ile işten atılan sağlık emekçisi Akgün, 'işimi geri istiyorum' diyerek Samatya Hastanesi önünde açıklama yaptı
Samatya Hastanesi'nde sağlık memuru olarak çalışan SES Aksaray Şube Üyesi Celal Akgün, "14 Temmuz 2017 tarihinde 692 sayılı KHK ile İşten Atıldım İşimi Geri İstiyorum" diyerek Samatya Hastanesi Acil polikliniği önünde basın açıklaması yaptı.
Açıklamasına 16 yıldır sağlık memur olduğunu, bu sürenin 7 yılını da Samatya İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinde geçirdiğini belirterek başlayan Akgün, “AKP çetelerince hazırlanıp 14 Temmuz Cuma akşamı 30124 sayılı resmî gazetede yayınlanan 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle 7.438 kişi ihraç edildi. İşinden atılan 789 Sağlık Emekçisinden biriyim” dedi.
20 Temmuz 2016 tarihinde OHAL ilan edildi. 27 Temmuz 2016 da başlayan KHK’larla toplam 111 bin 240 kamu emekçisinin işinden atıldığını da ifade eden Akgün, açıklamasının devamında şunları söyledi:
Anayasanın 2. Maddesi: ‘’Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve ADALET anlayışı içinde… diye başlayıp demokratik, laik ve SOSYAL BİR HUKUK devletidir.’’ diye bitmektedir.
AKP anayasaya aykırı bir şekilde bizlere hukuk yollarını kapattı.
Anayasanın 9. Maddesi: ‘’Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.’’ diyor.
Mahkemeleri kendi çiftliği haline getiren AKP bizleri kendi mahkemelerinde dahi yargılamıyor.
Anayasanın 15. Maddesi: ‘’…suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.’’ Derken.
AKP bizleri ne ile suçlandığımızı dahi bildirmeden ve savunma hakkı vermeden ihraç etti.
Anayasanın 49. Maddesi: ‘’Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.’’
AKP kamu emekçilerini işinden atarak çalışma haklarımızı da gasp etmiştir. Sayamadığım birçok anayasa maddesini yok saymış, kendine biat etmeyen halkımıza terörist deme cüretini göstermiştir.
AKP neden Anayasayı dahi hiçe sayarak Kamu Emekçilerine saldırıyor? Çünkü 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, iş güvencemizi ve sosyal haklarımızı elimizden alma peşinde. İş güvencesinin kalkmasına sessiz kalmayacak olan kamu emekçilerini ihraç ederek susturmaya, sindirmeye çalışıyor.
AKP’nin 15 yıllık iktidarı boyunca sattığı kamu varlıklarını saymakla bitiremeyiz. Elde henüz satılmayan eğitim ve sağlık kaldı. Doymak bilmeyen AKP kamuda verilen eğitim ve sağlığı kalitesizleştirerek satış zemini oluşturmaktadır. Halkımızın Sağlığı ve geleceğimiz olan çocuklarımızın eğitimi rant için satılmak, özelleştirilmek istenmektedir.
Bizler yıllarca çalışarak ekmeğini emeğiyle kazanan kamu emekçileriyiz. Hukuksuzca yayınlanan KHK’lar kendilerinden olmayanları saf dışı bırakma ve biat ettirme unsuru olmuştur. Ama başaramadılar başaramayacaklar.
9 Marttan beri açlık grevinde olan Akademisyen Nuriye Gülmen ve Öğretmen Semih Özakça boyun eğmedi, biat etmedi bugün açlık grevinin 135. Günündeler. Başlattıkları Ankara Yüksel Direnişinin 255’inci günü.
Sanıyorlar ki vaz geçeceğiz, sanıyorlar ki sinip korkacağız, sanıyorlar ki baş eğeceğiz! Buradan sesleniyorum, yanılıyorlar!!!
Nasıl ki Nuriye ve Semih açlıklarının 135. Gününe gelmelerine rağmen vazgeçmedilerse. Esra Özakça 60, İsmail Erdoğan 58, Mehmet Güvel 19 gündür Nuriye ve Semih’in açlıklarını paylaşıyorlarsa, nasıl ki Acun Karadağ kalp piliyle, Erdoğan Canpolat yaşına rağmen, Veli Saçılık tek koluyla faşizme direnerek işlerini istemekten vazgeçmedilerse ben de vazgeçmeyeceğim işimi istemekten.
Onların OHAL’leri, KHK’ları, haksızlıkları, zulümleri varsa bizimde mücadelemiz, dayanışmamız, direnişimiz, onurumuz ve uzlaşmaz irademiz var…
"Celal Akgün İşe Geri Alınsın!", "KHK'lar Gidecek Biz Kalacağız!", "Direne direne kazanacağız!", "Nuriye ve Semih Yalnız değildir!" sloganları atıldı.
Celal Akgün'e Çapa ve Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi işçileri ve Ataması Yapılmayan Öğretmenler de destek verdi.