Eğitime cihat ruhu

Yeni eğitim müfredatının ruhu-felsefesi cihattır!

GÜNCEL
Cumartesi, 22 Temmuz 2017 (8 yıl 9 ay önce)

Öncesi bir yana 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yapılıp edilenler bile sadece siyasal bir rejim değişikliğiyle değil aynı zamanda tarihi-kültürü-eğitimi-algı ve ölçütleriyle yeni bir toplumsal dönüşümün de zorlandığı kapsamlı bir altüst edişle karşı karşıya olduğumuzu açıkça gösteriyor. Toplum, bir distopya romanı yazar gibi yeniden yazılıyor. Bunun için hem mevcut içsel dinamikler (tarihsel gericilik birikiminin siyasal-örgütlü hali) hem de siyasal gücün metazori yöntemleri (bazen ikisi içiçe geçerek) devreye sokuluyor.



 



Eğitim alanı tüm bu hercümercin odak noktalarından birini oluşturuyor. Daha önce çocuklarının arka bahçesi olan TÜRGEV’i eğitimin esas ölçütü olarak sunan Tayyip Erdoğan, onun bir etkinlik konuşmasında artık model değişiklikleriyle değil, eğitimin içeriği yani müfredatla ilgilenilmesi gerektiğini buyurmuştu. Edoğan’ın o sözlerinin hemen ardından gündeme gelen müfredat değişikliği çalışmaları geçtiğimiz günlerde tamamlanarak kamuoyuna da açıklandı.



 



Erdoğan’ın artık model değişiklikleri uğraşılmaması gerektiğini buyurması boşuna değildi, keza 4+4+4 modeliyle gerekli ideolojik-kültürel dönüşüm hedefine uyumlu bir model zaten inşa edilmişti. İçerik de aynı mantığa göre yeniden yazılmalıydı. Tarih yeniden kurgulanmalı, onlarca yıllık temel argümanlar ayıklanmalı ya da bozunuma uğratılmalı, ilköğretim müfredatı içindeki bilimsel kırıntılar temizlenmeli, dinsel eğitimin temel argümanları hatta din uğruna yapılıp edilen tüm zalimlikleri yücelten cihat eğitim felsefesi haline getirilmeliydi!



 



Hazırlıklarına somut olarak önceki yıl başlanan ve sözümona toplumsal öneri ve onaya açılarak “demokratik” bir kisveye kavuşturulan nur topu gibi yeni eğitim müfredatı, bu felsefenin toplumsal gericilik birikiminden de onay alarak resmileşmesi dışında bir anlam taşımıyor. Başka pekçok şeyin yanısıra 15 Temmuz’un felsefe dersinin bile içine yedirildiği (hemen tüm derslere bir şekilde konulmuş zaten), Evrim Teorisinin “seviyenin üstünde” bahanesiyle çıkarıldığı, din derslerinin çoğaltılıp bol bol cihatla yoğrulduğu, Gezi Direnişi’nin lanetlendiği bu müfredat “dindar ve kindar neslin” yetiştirilmesinde aşılan önemli bir eşiği ifade ediyor.



 



Eğitimin toplumsal dönüşümün odak noktalarından biri haline getirilmesi ve bunun için modelin ve müfredatın değiştirilmesi sınırlarında ele alınmadığını da biliyor, yaşıyoruz. Bu alan büyük bir deprem-yıkım eşliğinde her açıdan yeniden inşa ediliyor. OHAL KHK’larıyla binlerce eğitimcinin ihraç edilmesi, öğretmenlerin performans sistemi ve sözleşme modeliyle istihdam edilmeleri, hatta daha da ileri giderek kimin öğretmen olacağına daha eğitim aşamasında “özel komisyonlar” eliyle karar verilmesi, yazılı değil sözlü mülakat yönteminin temel biçim haline getirilmesi, kısacası devasa bir kadro ihracı ve kadro alımı (özel ölçüt ve yöntemlerle) devreye sokulması bunun somut ifadesidir.



 



Normal liselerin tasfiye edilmesinden sonra ilköğretimin İmam Hatipleştirilmesi (İHL), İHL’lerin önünün sonuna kadar açılması, bu seçeneği kabul etmeyen ve TEOG’u geçemeyen çocukların ve ailelerinin özel okullara-kolejlere mahkum edilmesi, devletin eğitime ayırdığı bütçeyi büyük oranda kısması (İHL’lere yatırımlar dışında) ve onu piyasanın önemli bir parçası haline getirmesi de bu reorganizasyonun diğer önemli ayağıydı zaten. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Eğitim Bakanlığı’nın neredeyse organik bir parçası haline getirilmesine değinmiyoruz bile…



 



Bu kapsam içerisinde AKP’li milletvekillerinin artık Meclis Komisyonlarında çıkıp “cihadı” açıktan savunması şaşırtıcı gelmiyor. Bunun son örneği “Cihat” konusunun 9’uncu sınıflara verilecek Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi müfredat taslağına girmesini değerlendiren TBMM Milli Eğitim Komisyonu’nun AKP’li üyesi Ahmet Hamdi Çamlı verdi. Böylesi bir komisyonda yer alan Çamlı eleştirilere karşı, “Cihat bilmeyen çocuğa matematik öğretmenin faydası yok” diyecek kadar açık bir cihat çağrısı yaptı. Bu cümle toplumsal dönüşümün temel dinamiği haline getirilen eğitim alanında neler olup bittiğinin ve nelerin hedeflendiğinin somut ifadesidir.



 



Bu açıdan da eğitim sistemindeki bütünsel dönüşüme karşı mücadele siyasal-toplumsal mücadelenin önemli bir parçası haline gelmiş, aileler-öğrencileri ve eğitimcileri de aşan bir toplumsal muhteva kazanmıştır. Çünkü bu cihat, toplumun tüm ilerici-demokratik dinamiklerine karşı açılmış bir cihattır. Sadece yaşam tarzlarını değiştirmeyi değil tüm bir toplumsal belleği, tarihsel hafızayı ve birikimi silmeyi hedeflemektedir. Her zulme-eşitsizlik ve adaletsizliğe insan olmanın evrensel değerleriyle tepkisiz kalmayı, toplum tüm direniş ruhunu soğurmayı hedeflemektedir.