Petrol-İş'ten büyük endüstriyel kazaların önlenmesine ilişkin yönetmelikte yapılan değişiklik ve ertelemelere tepki
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 18 Temmuz 2017 tarihinde yayımlanan bir yönetmelikle, 2013 yılında çıkartılan “Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik”in bazı maddelerinde değişikliğe gidilerek, yönetmeliğin öngördüğü bazı zorunluluklar da 2019 yılına ötelendi. İş cinayetlerinin hem sayısal olarak tırmandığı hem de hemen tüm sektörleri kapsayacak bir yaygınlığa kavuştuğu bu koşullarda yapılan değişiklik ve ertelemenin patronların işçi kanı içmeleri konusunda daha cesaretli davranmalarına neden olacağı açık.
İşçi sağlığı ve güvenliği konusunun sınıf mücadelesinin önemli bir parçası haline geldiği bu koşullarda işçilerin temel örgütü olan sendikalar cephesinden anlamlı bir tepki ve tutum geliştirilemiyor. Yapılanlarsa ya yazılı açıklamayla sınırlı kalıyor ya da adet yerini bulsun kabilindeki basın açıklamalarıyla…
“Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik” te yapılan bazı değişiklikler ve kimi zorunlulukların uygulanmasının 2019’a ötelenmesi gibi hem iş cinayetlerinin önünü açacak hem de doğanın ve toplum sağlığının bütününü etkileyecek ciddi bir gelişme karşısında da aynı tutum sürdürüldü.
Konuyla birebir ilişkili bir işkolunda örgütlü olan Petrol-İş Sendikası, bu saldırıya karşı yazılı bir açıklamayla tepki göstermenin ötesinde bir tutum sergilemedi. Yaptığı yazılı açıklamanın içeriği bile erteleme ve iptalin ciddiyetini ortaya koyarken, bu konuda somut-pratik bir tutum sergilemekten, her zaman olduğu gibi yine imtina etti.
Dahası açıklamada, iş cinayetleri kavramını tırnak içine alacak kadar “sinik” ve patronlar yerine de düşünüp düzenleme ve ertelemenin “haksız rekabete” neden olduğu gibi belirlemeler yapacak kadar da kendi konumundan uzak yaklaşımlar gösterdi. Bu erteleme ve iptale karşı bir tutum geliştirmek yerini onu baştan kabul ederek, “bu artık son olsun” yaklaşımını da eklemek gerek.
Tüm bu geri tutumuyla birlikte Petrol-İş Sendikası Yönetim Kurulu adına yapılan “İş sağlığı ve güvenliği mevzuatındaki ertelemeler son bulsun..!” başlıklı açıklamada genelgenin ertelenmesi ve bazı maddelerinin iptalinin nasıl bir anlam taşıdığı ve hangi sonuçlara davetiye çıkardığı belli başlı boyutlarıyla ortaya konularak şunlar ifade ediliyor:
(…)
2013 yılı sonunda çıkartılan bu yönetmelikle işletmeler, yaptıkları iş gereği ellerinde bulundurdukları tehlikeli maddelerin cinsleri ve miktarlarına göre “alt seviyeli kuruluş” ve “üst seviyeli kuruluş” olarak kategorize edilmiş ve dahil oldukları kategoriye göre, bazı sorumlulukların altına sokulmuşlardı.
Tüm bu kuruluşlar, her bir tehlikeli ekipman için kantitatif (sayısal) risk değerlendirmesi yapmak ve büyük bir kazanın meydana gelme frekansını 1*10-4/yıl (yani 10 bin yılda bir) seviyesinin altına indirmek zorundaydılar. Bu taahhüdü sağlayabilmek için işletmelerin, kazanın oluşmasını engelleyecek bir çok önlemi peşi sıra koymaları ve olası bir kazanın her kademesi için farklı bariyerler yerleştirmeleri, bunu da sayısal hesaplamalarla kağıda dökmeleri gerekiyordu. İşletmelere bu yatırımları ve dokümantasyonu yapmaları için 1 Temmuz 2017 ye kadar verilen süre, iki yıl ötelenerek 1 Temmuz 2019 tarihine çekildi.
Bu tür kuruluşlardan gelecek veriler ışığında, İl Afet ve Acil Durum Müdürlükleri tarafından, olası bir kazada, komşu kuruluşların birbirine etkilerini de gözeterek, il bazındaki tüm ilgili kurumların davranış şekillerini belirleyecek “Harici Acil Durum Planı” hazırlanması gerekiyordu. Bu zorunluluk da aynı şekilde iki yıl ötelendi.
Ayrıca Yönetmeliğin 10 ve 11'nci maddelerinde sözü edilen ve 2016 yılı başından beri uygulanmakta olan, alt seviyeli kuruluş olarak nitelendirilen işletmelerin hazırlamak zorunda oldukları “Büyük kaza önleme politika belgesi” ve üst seviyeli kuruluşların hazırlamak zorunda oldukları “Güvenlik raporu” belgelerinin hazırlanma zorunluluğu 31.12.2018 tarihine ertelenmiş, şimdiye kadar Bakanlığa teslim edilen belgelerin de işletmelere iade edilmesine karar verilmiştir. Bu durum, halen hazırlıklarını yapmamış işletmeler, bu işletmelerin çalışanları ve çevresi açısından var olan risklerin aynen devam edeceği anlamına gelmekle birlikte, bu süreçte üzerilerine düşen sorumluluğu yerine getiren, bunun için ciddi yatırımlar yapan işletmeler açısından da bir adaletsizlik doğurmaktadır.
Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmeliğin bazı maddeleri, ilk yayımlandığı 2013 yılından sonra iki kez ötelenmiştir. Bununla birlikte 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun, bir çok maddesi 2012 yılından beri defalarca ötelenmiş, son olarak Az Tehlikeli sınıfta yer alan ve 50'den az işçi çalıştıran işyerleri ile kamu kurumlarının, İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi çalıştırma zorunlulukları, 1 Temmuz 2020 tarihine ertelenmiştir.
Ülkemizde, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği alanında, özellikle 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile birlikte başlayan, ciddi bir mevzuat geliştirme süreci yaşanmaktadır. Bunu görüyor ve destekliyoruz. Ancak bununla birlikte, bu mevzuatların çeşitli sebeplerle sürekli ertelenmesi, siyasal iktidarın bu anlamdaki kararlılığı noktasında, şüphe uyandırmaktadır. İlgili mevzuatlardaki ötelemeler, işverenlerde, “nasılsa bu da ertelenir” anlayışına sebep olmakta ve ivedilikle alınması gereken önlemlerin ötelenmesine, buna bağlı olarak yaşanan “iş cinayetlerinin” bir türlü önlenememesine yol açmaktadır. Bu durum, sorumluluk bilinciyle hareket eden işverenler üzerinde de olumsuz bir etki yaratmakta ve beraberinde haksız rekabeti getirmektedir.
İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatında yapılan bu ertelemelerin artık son olmasını ve yürürlüğe giren mevzuat hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı hususunun etkin bir şekilde denetlenmesini talep ediyoruz. Bu konuda ciddi bir kararlılık gösterilmeden, iş kazası ve meslek hastalıklarının önüne geçilmesi mümkün değildir.