IŞİD'li canilerin ardı ardına tahliyesi sadece bir pazarlığı ifade etmiyor, yeni katliamlara davetiye çıkarıyor
Suriye’de burnuna kadar bataklığa dalan rejimin gelinen noktada gerek emperyalist güçlerle (Almanya, ABD) gerekse bölgedeki gericiliklerle (Katar krizi hatırlansın) ilişkilerinde nasıl bir keşmekeşe sürüklendiğini izleyip, görüyoruz. Yayılmacı ve Kürt düşmanlığı temelinde geliştirdiği politikalarıyla yer yer sınırları aşması, çıkarlar üzerinden varolan bu çürümüş “güven” ilişkilerini sarstıkça, rejim çoğunlukla daha sonra çark edeceği reflekslerle bu sorunları daha da deriştiriyor.
Bu keşmekeş içinde o kirli-karanlık icraatlarından vazgeçmeden rejimi de bölgedeki ilişkilerini de yeniden kurmaya çalışıyor. Bu konudaki dayanaklarıysa bölgedeki savaş çeteleri ve kendisine baş aktörlük payesi vermesini beklediği, petro-dolarlarına adeta muhtaç olduğu bölge gericilikleri oluyor.
Fakat son günlerde Türkiye’de tutuklu bulunan IŞİD’li katillerin birer birer serbest bırakılması bu kirli denklemde IŞİD’le de başka perde arkası ilişkiler kurduğunu ya da kimi pazarlıklar yaptığını gösteriyor.
İdlip’te El Nusra’yla el altından anlaştığı ve oraya bir üs kurmaya hazırlandığı söylentilerinin dolaştığı bu günlerde gerçekleşen IŞİD tahliyeleri bölgede aynı Kürt düşmanlığı ve yayılmacı hayallerle yeni kanlı maceralara hazırlandığı olasılığını akıllara getiriyor. Fakat aynı torbaya girdiği bu güçlerin her birinin kuyruğunun birbirine dolandığını düşünecek olursak, o kuyrukların önümüzdeki dönemde boğazına iyice dolanmasına tanık olacağımızı söylemek abes olmayacaktır.
HDP’nin 5 Haziran 2015’teki mitinginde gerçekleşen katliam davasının “sanığı” Orhan Gök’ün tahliye edilmesi ve tahliyeye itiraz yolunun kapatılmasıyla açılan perde, Antep’te görülen 60 sanıklı IŞİD davasında aralarında IŞİD’in Türkiye Emiri olarak anılan Yunus Durmaz’ın eşi de dahil 39 “sanığın” ‘adli kontrol’ şartıyla tahliye edilmesi izledi.
Bunlar olurken İçişleri Bakanlığı 10 Ekim Ankara Katliamı’nda gerekli önlemleri almadıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma başlatılması istenen Ankara Valisi Mehmet Kılıçlar ve eski Adıyaman valisi Mahmut Demirtaş hakkında inceleme başlatılmasına izin vermedi.
Parmak izleri bulunan katillerin bile itiraz yolu kapatılarak tahliye edilmesi sadece IŞİD’le gizli pazarlıklar olduğunu değil, aynı zamanda bu katliamların devamına davetiye çıkarmayı ifade etmekte, topluma yeni bir gözdağı vermeye çalışıldığını göstermektedir. Sadece yazdıkları yazılar ve doğruları açıkça ifade etmeleri nedeniyle yargılanan gazetecilerin, siyasetçilerin sözkonusu olduğu bu ülkede, parmak izleriyle katliamın faili olduklarını açıkça ortaya koyan katillerin salıverilmesi başka türlü yorumlanamaz.