Türk-Metal dün 2017 MESS grup toplu iş sözleşmesi taslağını açıkladı
Yaptığı bölge toplantılarıyla 2017 MESS grup toplu iş sözleşmesi taslağını açıklayan Türk-Metal (TM) çetesi, metal fırtınanın kendisinden yarattığı enkazı kaldırabilme telaşıyla ardı ardı ardına hamleler yapıyor.
Daha önce işyerlerinde anket yaptırarak (ki dağıtmasıyla toplamasının bir olduğu haberleri yansımış, TM’nin “demokrasi oyununun soluğu da bu kadar olur” dedirtmişti!) taban iradesini gözettiği görüntüsü çizmeye çalışan bu çete, bu sefer de hazırladığı taslağı görüşmelerden yaklaşık 1 ay önce işçilerin bilgisine açarak aynı izlenimi verme çabasını sürdürdü.
Onun, rol olduğu açık olan bu tutuma adeta mecbur kalması bile metal işçilerinin içinde biriken öfkeyi olduğu kadar metal fırtınanın yarattığı kabusu da göstermesi açısından manidardır.
Önceki sözleşme döneminde 3 yıllık sözleşmeyi ve neredeyse sıfır zammı onaylayarak işçiye adeta dayatan TM çetesi, bu seferki sözleşmede 2 yıl sınırına özel vurgu yaptı.
Sunulan taslağa ilişkin açıklama yapan TM, “Taslağa göre üç aşamalı bir zam paketi öngörülüyor. Birinci aşamada, ‘çekme’ uygulamasıyla işçilerin ücretlerinde iyileştirme talep ediliyor. Toplamda yüzde 6,69 zam talebi anlamına gelen çekme uygulamasıyla ücret adaletsizliklerini gidermek amaçlanıyor. Yapılan iyileştirmelerden sonra sendika üyesi tüm işçilerin ücretlerine ilk altı ay için seyyanen 1 lira 75 kuruş (1,75 TL) zam talep ediliyor. Çekme ve seyyanen zam uygulamalarının ardından işçilerin ücretlerine her kıdem yılı için 15 kuruş (0,15 TL) ‘kıdem zammı’ talep ediliyor. Böylece talep edilen ücret artış oranı yüzde 38,28’e ulaşıyor” dedi.
Diğer talepleri ise şu şekilde belirtti: “Tamamlayıcı sağlık sigortası, iş sürelerinin denetimi, 30 günlük kıdem tazminatının korunması, yüzde 15’lik posta başı tazminatı, sosyal haklarda yüzde 40’lık iyileştirme, bayramlarda yüzde 200 fazla mesai ücreti, banka promosyonu.”
Bu çetenin işçi basıncı ve korkusuyla hazırladığı her halinden belli olan taslak, günümüz koşullarında hayli ileri. Fakat TM’nin daha önce de işçiyi tatmin eden taslaklar hazırladığını ama masadan bambaşka sonuçlarla, aleni satışlarla kalktığı unutulmuş değil.
Metal işçisinin hafızasında da oldukça canlı bir yeri olduğunu düşündüğümüz bu gerçek, işçilerin şimdi kendi işyeri komitelerini oluşturarak sürecin aktif parçası olmasını dayatıyor. TM’nin basınçla oluşturduğu belli olan bu taslağın yaygın bir şekilde tartışılması, görüşme sürecinin adım adım izlenmesi ve TM’nin işçinin denetimini ensesinde hissetmesiyle birleştiği oranda süreç işçi lehine sonuçlanabilecektir.
Kriz koşullarını da düşündüğümüzde MESS patronlarının nasıl bir tutum sergileyeceklerini öngörmek zor değil. TM çetesinin patronlarla aynı noktada durup düşündüğü ve ilk sıkışma anında da buna uygun refleksler göstereceğinden de şüphe olmasın. O açıdan da aslolanın işçinin canlı bir sözleşme sürecini bizzat kendisinin örgütlemesi olduğunu unutmamak gerekir.