Salı, 19 Aralık 2006 (19 yıl 10 ay önce)
Gebze Gazetesi, 5 gündür su alamayan 13 Organize Sanayi Bölgesi'ndeki (OSB) yüzlerce firmanın üretimini durdurduğunu duyurdu.
Fotoğraftaki tahmin edileceği gibi GOSB Direktörü Okan Çağlar Gebze OSB Genel Direktörü Okan Çağlar ise yaptığı açıklamayle İSU ve İSKİ'den su talebi girişimlerinde bulunduklarını ama olumsuz sonuç aldıklarını açıkladı.
OSB patronları yaptıkları açıklamada İSU'dan tazminat hakları doğduğunu belirttiler. Zararlarını toplumsallaştıracak olan patronlar su krizden de karlarını koruyarak çıkacaklar.
Geliyorum diyen krizi izleyen ve yağmur yağmasını beklemekten başka hiçbir şey yapmayan İzmit Su İşletmesi (
İSU) Genel Müdürü İlhan Bayram ise patronların çıkışını işçi ve emekçilerde bilinç bulanıklığı yaratmak için kullanarak şöyle konuştu:
Biz kimseyle '24 saat kesintisiz su vereceğiz' diye bir sözleşme imzalamadık. Bu yüzden kimse bize tazminat açamaz. Ben halkın su sorununu çözmeden sanayiciye su vermem. Önceliğimiz sanayi değil firmalara kuyu kazmalarını öneriyoruz.
Gazetelerde
"Kocaeli'nde bulunan 4 bine yakın firma ikinci Marmara depremini yaşıyor" yorumları yapılırken gerçekler her zamanki el çabukluğuyla işçi sınıfı ve bölge emekçilerinin dikkatinden kaçırılıyor. Depremde yıkılan fabrikalarda ölen de işçi sınıfındandı, işsiz
Gebzeli emekçiler adeta susuzluktan kırıldı. Bölge halkı, ellerine aldıkları bidonlarla, buldukları çeşmelerin veya su kaynaklarının başında uzun kuyruklar oluşturuyor. Belediye morgunda susuzluk nedeniyle cenazeler de yıkanamıyor.
kalan da. Yıkılan evler her zamanki gibi onlarınkiydi.
Susuzluk depremden beter deniyor şimdi. Sanki zorunlu ve ille de ücretsiz izinlerle sefaletin kollarına atılanlar onlar. Sanki kapasite düşürümleri ve üretim durdurmaları ile yeni tensikatların hedef tahtasına çakılan işçi sınıfından bölükler değil de burjuvalar.
Her seferinde olduğu gibi burjuvazinin krizlerinin bedeli işçilere ödetiliyor.
Sorun Yuvacık Barajı'nın nereye yapıldığı, ne kadar su aldığı, kimlerin kasasının doldurulduğu değildir. Sorun işçi sınıfının işiyle, suyuyla, özgürlükleriyle... kendi yaşamına sahip çıkması ve bunun bilinciyle donanmasıdır.