İsmail Kızılçay'ın köyündeydik

Ankara'dan İsmail Kızılçay yoldaşın köyüne gittik, her adımda devletin kolluk güçleriyle karşı karşıya kaldık

GÜNCEL
Pazartesi, 28 Ağustos 2017 (8 yıl 7 ay önce)

Dün biri ölümsüzleşen diğeri de köy hapsi verilerek özgürlüğü gasbedilen iki yoldaşımızın köyünü, mezarlarını ve ailesini ziyaret ettik. Ama herhangi bir politik amacı olmayıp sadece insani niyetlerle gerçekleştirdiğimiz bu ziyaret bile, devletin korkularının ve her şeye sınır çekme saplantılarının bir kez daha açığa çıkmasına vesile oldu.



 



Sabah erken saatlerde Ankara’dan hareket edeceğimiz yere 2 sivil polis otosu konuşlanarak bizi bekliyordu. Yola çıktıktan sonra ‘83 yılında yapılan bir ev baskınında katledilen Aslan Tel, 10 Ekim 2015'de katledilen İsmail Kızılçay ile Nuriye ve Semih için bireysel olarak İzmir’den Ankara'ya yürüyen, bu eylemi gerçekleştirdiği için verilen ev hapsi köy hapsine çevrilerek köy sınırları dışına çıkması yasaklanan Adem Kızılçay'ın köyü olan Tosya’nın Aşağı Kayı köyü girişine de jandarma ve polisin konuşlandırıldığını gördük.



 





 



Korku ve pervasızlıkları bununla da sınırlı kalmamıştı. Biz yola çıktıktan sonra köydeki eve jandarma ve sivil polisler gitmiş, Adem Kızılçay’a ve ailesine bugüne özel talimatlarını iletmişlerdi. Köy girişinde yapılan GBT sırasında Adem Kızılçay'ın kardeşinin mezarına bugün gitmesinin özel bir talimatla yasaklandığı bize de söylendi. Avukatımızsa, ev hepsinin ne anlama geldiğini, sınırlarının ne olduğunu, kanunlarda nasıl şekillendiğini bildiğini ve Adem Kızılçay'ın isterse İsmail Kızılçay ve Aslan Tel'in mezarına bizimle gideceğini, ayrıca bunun savunmasını gerektirecek bir durum olursa de gerektiği gibi savunmasını yapacağını dile getirdi.







Yapılan GBT'nin bitmesi üzerine yola yeniden çıkmaya hazırlanırken jandarma ve sivil polisler pankart, flama, slogan gibi şeylere izin vermeyeceklerini söylediler. Bunun üzerine bugün sadece bir ziyaret için geldiğimizi, ancak bizim ne yapıp yapmayacağımızı onların belirleyemeyeceğini söyleyip, köye doğru yola çıktık. Hareket ederken köyden ne zaman ayrılacağımızı soran jandarmaya ayrılacağımız saatin belli olmadığını, ziyaretimiz ne zaman biterse o zaman ayrılacağımızı söyledik.



 





 



Köyün meydanına vardığımızda orada da jandarmanın konuşlandığını fark ettik. İsmail Kızılçay yoldaşımızın babası köy meydanında mezar ziyareti için bizi bekliyordu. Zihni babayı da alarak İsmail ve Aslan Tel yoldaşların mezarına gittik. Önce İsmail Kızılçay yoldaşın mezar başında kısa bir anma yaptık. Saygı duruşuyla başlayan anmada avukat Kazım Bayraktar’ın kısa konuşmasının ardından, İsmail yoldaşı tanıyanların kısa konuşmaları gerçekleşti.



 



Ardından Aslan Tel yoldaşın mezarı başına gittik. Orada da Aslan Tel yoldaş kardeşi Hatice Tel tarafından anlatıldı.



 





 



Mezar anmalarının ardından Zihni babanın evine giderek Adem Kızılçay’ı ve aileyi ziyaret ettik. Zihni baba ve diğer aile fertleri bizleri çok sıcak karşıladılar. Ziyaretimiz onları çok mutlu etti. Birlikte kahvaltı yapıp sohbet ettik.



 



Kısa bir müzik dinletisinin ardından hazırlığımızı yapıp İsmail yoldasın köyde en çok sevdiği yer olan Gölet’e giderek burada ailesi ve akrabalarıyla bir piknik yaptık. Oldukça canlı sohbetlerle, şiirler ve müzikle iç içe geçen piknikle dolu dolu bir gün yaşadık.



 



Piknik sırasında da jandarma ve sivil polislerin gözleri hep üzerimizdeydi.



 





 



Söylenen şarkılarda, şiirlerde hem İsmail yoldaşın hem Ethem yoldaşın hem de Maviş yoldaşın sevdikleri söylenerek, hiç birini bir birinden ayırmayacağımızın ve hiç birini asla unutmayacağımızın altını bir kez daha çizdik. Tabi Osman Yaşar Yoldaşcan ve diğer yoldaşlarımızı da unutmadık. 







Dolu dolu anlarla geçen piknikten sonra ayrılma zamanı geldi. Zihni baba, Sündüz anne, Adem Kızılçay ve diğer akrabalar bizleri uğurlarken, tekrar beklediklerini ve ziyaretin kendilerini çok mutlu ettiğini çok içten belerttiler. Akşam saat 18:30'de köy meydanında vedalaştıktan sonra Ankara'ya doğru yola çıktık.