SAMER'in OHAL KHK'larıyla yaşanan ihraçlar ve kapatmalara ilişkin raporu açıklandı
Sosyal ve Siyasal Araştırma Merkezi (SAMER), Olağanüstü Hal (OHAL) sonrası yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yaşanan ihraçlar, kapatma ve kayyımların yarattığı toplumsal-psikolojik-ekonomik-hukuksal sonuçlara ilişkin çarpıcı bir rapor yayınladı.
Eğitim-sağlık ve belediyelerden ihraç edilen 18’i Erkek, 22’si kadın olmak üzere toplam 40 kişiyle birebir yapılan görüşmelerle hazırlanan “İhraçlar ve İhraçla Yaşama Deneyimleri: Diyarbakır Örneği” başlıklı rapor, 3 bölümden oluşuyor. İlk bölümde katılımcıların demografik verilerine, ikinci bölümde ihraç edilme sürecine üçüncü bölümdeyse ihraç sonrasında yeni durumla baş etme hallerine odaklanılıyor.
Bu saldırıların emekçiler tarafından OHAL’in aslında kendileri için ilan edildiği, muhalif ve sendikal kimliklerinin hedeflendiği algısını pekiştirdiği belirtilerek, özellikle ihraç edilen kadın emekçilerin bu süreci “eve ve geleneksel rollere dönmeye zorlanmak” biçiminde yaşayabildikleri tespit ediliyor.
Raporun son bölümünde Kürdistan’da kapatılan kurumlar ve yaşanan ihraçların bir dökümü de yapılıyor.
Bugüne kadar 12 tane KHK’nin yayımlandığı, 7’si kapatılma ya da ihraç listesi içeren KHK’lerle toplam 142 bin 648 kişinin kamudan ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) ihraç edildiği, toplam 1500 derneğin kapatıldığı bunlardan 175’inin sonrasında geri açıldığı belirtiliyor.
Ayrıca beş haber ajansı, 16 televizyon, 24 radyo, 62 gazete, 19 dergi ve 29 yayınevinin faaliyetlerine de ilgili KHK’lerle son verildiği ve toplam 2614 kurumun kapatıldığı ifade ediliyor.
SAMER’in OHAL’li 1 yıla ilişkin hazırladığı raporda KHK’lardan etkilenen bölgelerin başında Kürdistan’ın geldiği vurgulanarak, şunlara işaret edildi:
Toplamda 16 bin 413 kişi kamudan ihraç edilmiş, 463 dernek, 11 sağlık kurumu, 139 okul, 26 öğrenci yurdu, 27 vakıf, 20 gazete, 2 üniversite, 3 TV kanalı, 1 Radyo kanalı, 3 haber ajansı kapatılmıştır.
Bununla birlikte farklı KHK’lerle ihraç edilen kamu personellerinin 269’u iade edilmiş olup; kapatılan okulların 12’si, derneklerin 49’u, vakıfların 4’ü ve gazetelerin 7’si yeniden faaliyete girmiştir.
Raporda, çalışma kapsamında yapılan görüşmelerin sonucunda, katılımcılardan elde edilen verilere göre ortaya çıkan ortak özellikler şöyle sıralanmış:
·
· Hepsi çalışma dallarıyla ilişkili birer sendikaya üyeler
· Niçin ihraç edildiklerini bilmiyorlar, ihraç sonrasında herhangi bir sebep bildirimi ve tebligat almamışlar
· İhraçların sebebi olarak muhalif duruşlarını görmekteler ve sendikal örgütlülüklerinin hedef alındığını düşünmekteler
· İhraçları hak gaspı olarak tanımlamaktalar
· İhraç sonrası hukuki mücadelelerini sendika çatısı altında sürdürmekteler
· İhraç sonrası sosyo-ekonomik problemler yaşadıklarını ifade etmekteler
· İhraçla mağduriyetin salt kendilerini değil bakmakla yükümlü olduklarını kişileri de kapsadığını belirtmekteler
SAMER raporunda dikkat çekilen noktalardan biri ise ihraçların kadınlar üzerindeki etkisi.
Raporda, ihraç edilen kadınların ekonomik özgürlüklerini yitirmelerine neden olan ihraçlarla ‘eve kapatılma, geleneksel rollere dönme sorunuyla yüz yüze kaldıklarını beyan ettikleri’ belirtiliyor.
Örneğin, konuyla ilgili mülakat yapılan kadınlardan 45 yaşında, evli ve 3 çocuk annesi S.Z.’nin, 17 yıllık belediye personeli iken 692 sayılı KHK ile ihraç edildiği kaydediliyor ve onun şu sözlerine yer veriliyor: “Ekonomik özgürlüğümüz elimizdeyken, birden eşlerimize, erkeğe bağımlı olduk bu çok zor geliyor bana”.
Raporda, “İhracın ilk etkisi; nispeten yaşadığı ekonomik özgürlüğü elinden alınan kadını eve dönmeye mecbur bırakmasıdır. Kadınların büyük kısmı; erkeğe bağımlı bir yaşama ve çalışırken sahip olabildiği sosyal yaşam aktivitelerinden uzaklaşmaya zorlandığını düşünmektedir” deniliyor.
Yine raporda ağırlıklı bir kesimin yaşamını idame ettirecek yeni bir iş kurma girişimi için herhangi bir sermayelerinin olmadığı bilgisi yer alıyor.
40 görüşmeciden 12’sinin yeni bir iş bulabildiği ya da kurabildiği, ancak bunların sadece 4’ünün kendi alanlarında iş yapabildiği belirtiliyor.
Ayrıca, iş kuracak sermayeye veya iş bulma olanağına kadınların erkeklere nazaran çok daha sınırlı erişme şansına sahip oldukları gözlemi de raporda aktarılıyor.
Raporda son olarak, açıklanan ilk KHK’den sonra yayımlanan tüm KHK’lerde çoğu kamu personelinin açıklanan listeleri ‘ciddi bir kaygı ile beklediği’, ihraç edilmeyenlerin de ‘bir sonraki KHK ne zaman yayımlanacak’ diye bir tedirginlik yaşadığı ifade ediliyor.
Henüz ihraç edilmemiş çoğu kamu personelinin “kendi sırasını beklediğinin” kaydedildiği raporda, görüşmecilerin ihraçların “hizaya çekme sopası olarak kullanıldığını” ifade ettikleri, yine ihraçların “açlıkla terbiye etme yöntemi olarak kullanıldığına” inandıklarını belirttikleri aktarılıyor.
Raporda, “İhraç edildiğiniz kuruma dönmek ister misiniz ya da dönme amacınız var mı?” sorusuna görüşmecilerin büyük çoğunluğunun olumlu yanıt verdiği de belirtiliyor:
Sahip oldukları mesleklerini elde edebilmek için yıllarca çaba harcayıp mücadele ettiklerini ve kendi kazanımları olan haklarının gasp edildiğini düşünüyorlar. Bu noktada yıllarca emek vererek elde ettikleri mesleklerine geri dönmeyi isterken, araya uzun süre girmesi halinde yaptıkları meslekle aralarında oluşan bağın bir daha yakalanamamasından kaygı duyduklarını ifade ediyorlar.