Perşembe, 21 Aralık 2006 (19 yıl 10 ay önce)
8 yıldır çalıştığı Radikal gazetesinden "performans düşüklüğü" iddiasıyla Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nden bir gün önce 2 Mayıs 2005 tarihinde işten atılan gazeteci Ahmet Şık, Bakırköy İş Mahkemesi'nde açtığı işe iade davasını kazandı.
Devrimci demokrat kamuoyu onu, linç girişimleriyle karşılaşsa da işkence davalarının ısrarlı takipçisi oluşundan, Gazi'de katliam yapan katilleri teşhis edişinden, 19 Aralık’ta “Hayata Dönüş” adıyla gerçekleştirilen cezaevi katliamlarının gerçek yüzünü ortaya seren Adli Tıp Raporu’ndaki gerçekleri açıklayışından ve emekçilerin bastırılmak istenen sesini duyurma çabalarıyla yaptığı yüzlerce haberle tanıyor.
Davanın bugünkü duruşmasında mahkeme Ahmet Şık'ın işine haksız yere son verildiğine ve işe iadesine hükmetti. Bu durumda Doğan Holding Şık'ı işe geri alacak ya da dört aylığı işsizlik, altı aylığı tazminat için toplam on aylık ücreti tutarında ödeme yapacak. Fakat medya tekelinin temyize gitme hakkı da bulunuyor.
İş Yasası'na göre işe iade davaları 2 ay içinde tamamlanmak zorunda fakat mahkeme davayı
1.5 yıla yaydığı gibi medya tekelinin lehine de bir karara imza attı. Çünkü, Ahmet Şık sendikal nedenlerden dolayı işten atılmıştı. Mahkeme bu durumu görmezden gelerek Doğan Holding'i sendikal tazminattan kurtardı.
Ahmet Şık'ın atılma gerekçesinde "performans düşüklüğü" yazsa da gerçek neden başkaydı. Patronların ölesiye korktuğu bir şeye girişmişti: Milliyet, Posta, Radikal, Fanatik ve Fanatik Basket ile idari bölümlerin içinde yer aldığı
Doğan Medya Center binası içinde güvencesiz ve kötü çalışma koşullarına karşı iki yıldır sendikal örgütlenme mücadelesi yürütüyordu.
Bunun üstüne bir de fazla çalışma, bayram ve resmi tatil günlerinde hakları olan ücretlerin ödenmesi talebiyle bir
dava açmıştı. Nitekim işten atılması, dava celbinin gazeteye ulaşmasından sonraki bir ay içinde gerçekleşti.
Ahmet Şık, Radikal'de işine son verilmesinin ardından çalışmaya başladığı
Aktüel dergisinden de aynı dava nedeniyle kovuldu.
Bakırköy İş Mahkemesi'nin aldığı kararın pek bir önemi yok...
“Seni hiçbir yerde çalıştırmayız” yollu tehditlere pabuç bırakmayarak,
“…bunun bir gazetecinin özgürlük kavgası olduğu“nu söyleyerek bildiği yolda yürüyen Ahmet Şık çoktan kazandı. Kendi ağzından somutlarsak aynen şöyle:
Aslında medyadaki kirlilik daha Cağaloğlu’nda iken başlamıştı. Sendikanın yok edilmesi Cağaloğlu’nda iken oldu. Asil Nadir kirli ve çok parasını getirip astronomik “ücret”lerle gazeteci transfer ederek medya üzerinden aklarken, henüz plazalar yoktu. Bunların üzerine, -toplumun geneline ahlaksızlığın düstur olduğunu öğretip yaygınlaştıran- Özal’la birlikte ortaya çıkan medya patronlarının gelişiyle, medyada son 20 yılın gazetecilik anlayışı yerleşti. Zenginin daha zengin olmasına, ezilenlerin daha bir ezilmesine çanak tutan ve bundan beslenen bir medya üstyapısı oluştu. Çoğunluğun yer aldığı piramidin altındakiler ise yaşanan değişime paralel olarak kendi haklarını bile savunmaktan aciz ya da bunu talep bile etmeyen bir sürüye döndü. Ahmet Şık, bu sürecin neresinde sorusunun yanıtı ise oldukça ironik bence. Sürüden ayrılanı kurt kapar derler, Ahmet Şık sürüden ayrıldı ama sürü kurtla kaldı!