Taşerona kadro beklentisi bu sefer de Binali Yıldırım'ın medyatik Türk-İş ziyaretiyle tazelendi
Meclis’e savaş tezkeresinin getirilmeye hazırlanıldığı, İdlip’e asker yollamanın gündemde olduğu, burjuva iç siyasette taşların yerinden oynamaya devam ettiği tüm bu keşmekeş içinde bir erken seçim hazırlığının alttan alta sürdüğü giderek netleşiyor. ‘Başbakan’ Binali Yıldırım’ın Türk-İş’e ani bir ziyaret gerçekleştirerek, başkanı Ergün Atalay’la görüşmesi ve her seçim döneminin sakız gibi çiğnenen “kamuda çalışan taşerona kadro” vaadini bir kez daha hem de medyatik bir çıkışla gündeme getirmesi boşuna değil.
Her zaman olduğu gibi son derece elastiki cümleler kurarak, “çeşitli alternatifler”den, taşeron işçilerin “statülerinin kalıcı bir esasa bağlanmasından” dem vuran Yıldırım, çıkışta yaptığı açıklamalarda şunları belirtti.
Beklenti içinde olan birçok kesim var. Taşeronda çalışan arkadaşlarımız bunlardan en önemlisi. AK Parti olarak bugüne kadar ne söz verdiysek yerine getirdik. İnşallah taşerondaki kardeşlerimizin kamudaki istihdamlarındaki beklentiyi karşılayabilmek için bir aydır Maliye Bakanımız ile çok ciddi bir çalışma içindeyiz. Bu çalışmayı çok kısa sürede tamamlayarak, kardeşlerimiz ile paylaşacağız. İnşallah sıkıntılarına beklentilerine, taleplerine yeni yasama döneminde yeni yıla girmeden bir cevap vermiş olacağız
Geçtiğimiz günlerde de çiçeği burnunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu benzer açıklamalar yapmış, Maliye Bakanlığı’yla birlikte üzerinde çalıştıkları bir plandan bahsederek, kısa sürede sonuca gideceklerinden dem vurmuştu.
Kadrolu emekçilerin sözleşmeli hale getirilmeye çalışıldığı bu koşullarda hükümet cephesinin nasıl bir sonuca gideceği gerçekten merak konusu. Hayali, tüm kadroluları sözleşmeli yapmak olduğuna göre çıksa çıksa taşeron işçilere de süresi biraz daha uzatılmış sözleşmelilik statüsü getirilecektir. Ama maksat milyonların beklentilerini diri tutarak stratejik önem taşıyan önümüzdeki seçim dönemini de şu ya da bu şekilde aşmak olunca vaatten bol ne olabilir ki?
Ayrıca bu savaş tamtamlarının gürültüsü altında yeniden ısındırılan taşerona kadro mevzusunun pekçok açıdan hayra alamet olmadığının altını da bir kez daha çizelim… İşçi sınıfının giderek tamamen ortadan kaldırılan iş güvencesi için kendi kolektif mücadelesi dışında bir seçenek olmadığının da…