Bugün saat 13:00'de İnsan Hakları Derneği'nde bir basın toplantısı düzenleyen Maltepe BDSP çalışanı Yılmaz Yaşar, polisler tarafından kendisine uygulanan öldüresiye işkenceyi kamuoyunun gündemine taşıdı.
Yürüyüş dergisi ve Temel Haklar Derneklerine yönelik devlet terörünü protesto etmek amacıyla 8 Aralık’ta Gülsuyu Mahallesi’nde yapılan bir eylem sırasında kendisine çarpan bir polis akrebinin etkisiyle 7-8 metre uçan Yılmaz Yaşar'ın o andan itibaren yaşadıkları faşizmin tarihi kadar eski bir hikaye.
Polis akrebi yeni hedefler için yoluna devam ederken Yılmaz'ın bırakıldığı TMŞ ve çevik kuvvet polisleri işkence seansını sokak ortasında başlattılar.
Yerde yarı baygın yatan Yılmaz Yaşar, 10-15 polis tarafından sopalar ve tekmelerle azgınca dövüldü. Daha sonra 200 metre kadar sürüklenerek başka bir akrebe atıldı. Kaba dayak, küfür ve hakaretler akrebin içinde de sürdü. Hatta yol boyunca birçok defa araçtan indirilerek dövülüyor sonra tekrar araca sokuluyordu.
Akrep yolculuğu Esenkent Polis Karakolu’nda son buldu, işkence ise daha yeni başlıyordu:
Kafamdan kan aktığı yaralı ve yarı baygın bir halde olmama rağmen burada da resmi ve sivil polislerce kaba dayağa ve birkaç polisin jop, el ve ayaklarıyla cinsel tacizine uğradım. Sol gözüme şiddetli yumruklarla, göğsüme sırtıma tekmelerle vurmaya başladılar. Gözümün aldığı darbeler sonucu şişmesinin ardından polisler sırayla yanımda poz vererek Ebu Garip’te yaşananları hatırlatır şekilde “hatıra fotoğrafı” çektirdiler. O sırada bir kaç polisin “Hasan Abi”, “Reis” ve “Psikopat” lakaplı kişilere “Yeter artık vurmayın”, “Adam ölüyor” dediklerini işittim. Bu esnada bayılmışım. Daha sonrasını hatırlamıyorum.Yılmaz Yaşar, Kartal Devlet Hastanesi'nin yoğun bakımında gözünü açtığında takvim yaprakları 9 Aralık'ı gösteriyordu. Daha sonra hastanenin Genel Cerrahi Servisi’ne kaldırıldı.
Hastanede kaldığım süre boyunca yatağa kelepçeli bir vaziyette kaldım. Hastanede de, polisler, sağlık personeli ve doktorlar tarafından kötü muameleye maruz bırakıldım. En temel tuvalet ihtiyacım için yardım istediğimde dahi polisler sesli bir halde, “Bu teröristtir, hakettiği gibi davranalım”, “Bırakın gebersin” gibi sözlerle ihtiyaçlarımın giderilmesine engel oldular. Yardım edilmediği gibi refakatçi almam da engellendi. Ağır yaralı olmama rağmen ifade vermem için zorlandım, avukatım ile görüşene kadar bu uygulamalar sürdü.Yılmaz daha tedavisi tamamlanmadan sedye ile savcılığa çıkarıldı. Tutuklanması talebi ile mahkemeye sevk edildi fakat bu talep hayati tehlike altında olması nedeniyle mahkeme heyeti tarafından kabul edilmedi.