18:45 Duruşmanın bugünkü oturumu yarın saat 10:00'da devam etmek üzere sona erdi
18:45
17:15’te yeniden başlayan duruşmada avukat Gülşah Kaya, dijital materyallere ilişkin bilirkişi raporuna dair eleştirilerini beyan etti. Kaya, dijital materyallerin çözümlenmesinin maddi gerçeğin ortaya çıkmasında önemli bir yerde durduğunu belirterek, bilirkişi incelemesinin bu ciddiyete uygun yapılmadığını belirtti. “Örneğin birbirini tanımadığını iddia eden sanıkların bir arada olduğu hatta canlı bombaların da bulunduğu ortamda fotoğrafları var” dedi.
Avukat Eylem Sarıoğlu da talimat yoluyla alınan tanık beyanlarında dosyay ilişkin sorlar sorulmadığını, genel geçer bir sorgulama yapıldığını belirterek, sanıkların SEGBİS yoluyla değil, mahkeme huzurunda dinlenmesi gerektiğini belirtti.
Avukatların beyanlarından sonra duruşma yarın saat 10:00’da devam etmek üzere sona erdi.
Çıkışta avukatlar ve aileler ortak bir açıklama yaptılar. Açıklamayı yapan avukat İlke Işık, 10 Ekim Katliamı’nın yıldönümünde Ankara’da bir eylem örgütlemeye çalıştıklarını, diğer illerde de çeşitli toplumsal kesimlerle bir araya gelinerek anmalar düzenleneceğini, sokaklarda da mahkeme salonlarında da katliamın hesabını sormaktan vazgeçmeyeceklerini vurgulayarak, duruşmanın yarınki oturumuna katılım çağrısı yaptı.
16:30
Avukatların soruşturmanın yürütülmesindeki çarpıklıkları, özensizlikleri teşhir ederek, taleplerde bulundukları beyanlarından sonra duruşmaya saat 17:15'e kadar ara verildi.
16:20
Duruşma müşteki avukatlarının beyanlarıyla devam ediyor.
Av. Doğanoğlu polisin patlama anındaki tutumuna dair çarpıcı beyanlarda bulundu:
4 saatlik Polis Foto Film Şube kaydında patlama öncesi gelenlerin tek tek çekimleri var. Patlama sonrası 'güvenlik' nedeniyle gelmeyen kamu görevlileri var. Patlama sonrasına dair fotofilm kayıtlarında çevik kuvvetin gaz fişeği sıkması var. 06A2085-06A2087 plakalı 2 akrep ile TOMA 5 ve TOMA 21 sürekli olay yerinde. İşte böyle bir olay yerinden bahsediyoruz. Olay yeri inceleme sürerken havaya ateş edilmesi de olay yeri incelemesi güvenliğini bozmuştur. HSYK bir ölüm vakası olursa uyulması gereken bir Minessota protokolü ortaya koyar. Bu tip kitlesel ölümlerde Minessota protokolüne olay yeri incelemede uyulması çok daha önemli. Faillerin ve olası ortaklığının tanımlanabilmesi açısından olay yeri incelemesi çok önemli... F1 savunma tipi el bombasının parçaları nereden geldi? Bunlar nasıl elde edildi? Burada suç tipinin tanımlanması açısından olay yeri incelemenin bilimsel yapılması zorunluluktu. Ama bu yerine getirilmedi.
Sözlerine, “Sanıklar yatıyor, uzanıyor, uyuyor, birbiri ile konuşuyor. Bu konuda uyarılmalarını talep ediyoruz” uyarısında bulunan Av. Tugay Bek de Antep’teki IŞİD örgütlenmesi, Antep savcılığının tutumu, IŞİD’lilerin devlet görevlileriyle ilişkileri konusunda yaptığı beyanlarda şunları belirtti:
Bütün katliamlarda savcılık derhal gizlilik kararı koymayı ihmal etmiyor. 17 Haziran ve 20 Temmuz katliamları da gizlilik kararları ile aydınlatılamadı. Eğer bu katliamlar aydınlatılsaydı belki 10 Ekim'de katliam gerçekleşemeyecekti. Sanıklara bakıyoruz. Hepsi emniyetin bildiği IŞİD'le ilişkili kişiler. Antep'teki savcılıklar Türkiye'nin en büyük katliam dosyasının taleplerine yanıt vermiyor. Antep'teki savcılığın bu yaptığı sadece görevi ihmal midir? Burada gerçeği saklamaya dönük bir çaba var. Polis memurları bu katliam dosyasında tanık olarak çağırıldıklarında neden gelmediler?
Antep'teki IŞİD örgütlenmesi deşifre edilmeden 10 Ekim ve diğer katliamlar aydınlatılamaz. Islah-Der, Genç Muahhidler Der. Genç Ensar Der. vb. yapıların faaliyetleri neden durdurulmuştur? IŞİD'in bu tür yapılanmalarına dair detaylar açığa çıkmalı. Türkiye'nin karanlık tarihini anlamak için devlet güçleriyle bağı ortaya çıkmalı.
Gaziantep vali yardımcısı bizzat kendisi birçok IŞİD'çinin sınırdan gayriresmi geçişine izin vermiş. Dava savcılığın iddianamesi ile sınırlı kaldığı sürece bu gizli bağlantılar açığa çıkamayacak. Bu celselik bizler biraz önce ismini verdiğim derneklerin yöneticileri ve faaliyetleri konusunda Antep'e müzekkere yazılmasını talep ediyoruz.
Önceki ara karar değerlendirmesi konusunda söz alan Av. Gündüz daha önce istenip gelmeyen dosyaları ikinci kez talep etti.
Deniz Duman ve Mehmet Korkmaz'ın dinlenmesini tekrar talep eden Gündüz şöyle devam etti.
Gaziantep'e yazılan hiçbir müzekkereye cevap verilmedi. Cevap talep ediyoruz. Sanıklar dışındaki şahısların da telefonlarına ilişkin HTS kayıtlarını tekrar talep ediyoruz. Yakup Şahin'in HTS kayıtlarından, emniyetin toplamadığı delillerin bir kısmına ulaşmaya çalışıyoruz.
15:30
Sözlerini, “Reina katliamı dosyasında soruşturma sürecine ilişkin MİT ve İstanbul Emniyeti'nin olağanüstü çabası olduğundan söz ediliyor. İddianamede Reina katliamı faillerinin yakalanmasına ilişkin bir başarıdan söz ediliyor. Aynı başarıdan bu davada neden söz edilemiyor. Burada üstü örtülen bir katliam var” diyerek sürdüren Av. Hocaoğulları’ndan sonra müşteki avukatlarından Av. Özdoğan beyanlarda bulunmaya başladı.
Av. Özdoğan kısaca şunları belirtti. :
(Hakime sesleniyor) Kovuşturmanın genişletilmesine dair çabalarımıza dair gösterdiğiniz dirençten dolayı aynı şeyleri tekrar ediyoruz. Amacımız sorumluların açığa çıkması... Biz avukatlar olarak aynı zamanda olay yeri tanığıyız. Günlerce savcının kapısında beklememize rağmen kısıtlılık kararıyla karşılaştık. Savcılık makamı olayı aydınlatmak yerine olayı kapatmaya dönük irade sergiledi. Savcılığın dosya ile aramıza koyduğu kısıtlılık kararındaki kasıt nedir? Bir adam öldürme davasında bile yapılması şart olan şeyler bu dava için yapılmadı. Savcılık zahmet edip ismi geçen kişilerin ifadelerini almadı. Bunlar basit ihmal değil. Araçların takibi 10 Ekim akşamına kadar yapılabilecekken 16 Ekim'e kadar uzadı.
İçişleri Bakanlığı IŞİD'e dair bir rapor yayınladı. 10 Ekim'e dair geçen cümle şu: '10 Ekim'de gösteri yürüyüşte 2 canlı bomba patladı'. İçişleri Bakanlığı'nın bakışı bu."
Bu bir mitingdi. Buna ‘gösteri yürüyüş’ diyerek sorumluluktan kaçamazsınız. Savcılık IŞİD'le alakalı olarak kapatılan derneklere dair neden soruşturma yapmadı. Savcılığın iddianamesi ile kendimizi kısıtlayamayız. Bu dava hepimizin sorumluluğunda… Emniyet görevlilerin sorumluluklarını açığa çıkarmamıza zaten engel olunamaz. Hepsi kayıt altında.
15:20
“İstihbarat Şube müdürü, Ankara Emniyet Müdürü, dönemin Güvenlik Şube Amiri neden önlem almamış? Sormalıyız” diye konuşan Işık, "Ankara Çevik Kuvvet Şube Amiri Yılmaz Ergan yaralıların üzerine gaz sıkılmasından sorumludur" diye kaydetti.
"Son olarak Ankara Valisi... Tüm bu süreçte en tepede bulunan Ankara Valisi ne yapmıştır?" diyen Işık, hakime seslenerek, "Bu saatten sonra ‘dosyayla ilgisi yok bu görevlilerin’ deme şansınız yok” dedi.
Av. Işık sözlerini şöyle tamamladı:
Bu bombaların patlatılmasına zemin sunan tüm bu emniyet görevlilerini davaya dahil etmek zorundayız. Bu sorumlular yargılanmadan sadece buradaki sanıkların yargılanması ile biz bu davada ilerledik diyemiyoruz. Buradaki aileler, yakınlar her davada ülkenin dört bir yanından türlü maddi zorluklarla geliyor. Artık 2.yıla girdik. Bahsettiğimiz tüm kamu görevlilerini davaya getirmek zorundasınız. Savcının dosyayla ilgisiz deme lüksü yok.
Müşteki Avukatı Hocaoğulları söz alarak, "MİT de jandarma da emniyet de istihbarat koordinasyonu içinde var. Dönemin Ankara Emniyet Müdürü alakası olmayan herhangi biri gibi 'benim haberim yoktu' diyor" dediği beyanlarında, "Yetkililer istihbarata dair değerlendirme yapmamışsa burada bir kasıt var. İhmalden bahsedemeyiz. Ya da bir şey saklanıyor. Bu katliamın faillerinin açığa çıkarılması bu mahkemenin sorumluluğunda” vurgusu yaptı.
Hocaoğulları, "Katliam öncesi koordinasyon toplantılarına katılan tüm görevlilerin mahkeme huzuruna çıkması lazım" talebinde bulundu.
15:00
Saaat 14:00’te duruşma yeninden başladı. Daha önce isimleri okunan ve salonda olmayanların isimleri yeniden okundu, kimlik ve adres tespitleri yapıldı. İsimleri okunan ve salonda olan müştekiler davaya katılmak istediklerini, katliamda ihmali olan tüm devlet görevlileriyle ilgili suç duyurusunda bulunduklarını, ilgili herkesin yargılanmasını talep ettiklerini belirttiler.
Sanık Suphi Alpfidan’ın ifadesinde belirttiği ve tanık olarak çağırdığı polisler duruşmaya katılmadı.
SEGBİS’le Antep’e bağlanılmaya çalışıldı fakat cevap alınamadı, teknikerin gelmediği belirtiliyor.
Canberk Bakış’la birlikte mitinge katılan ve yaralanan Uğur Mumcu Şahin: “Ben ilk hastaneye götürülenlerden biriyim. Ben bile 40 dakika sonra Numune’ye ulaştım. Arkadaşlarım ulaşamadı” dedi.
Müşterilerden Bülent Köri olay yeri ve olaydan beş dakika sonra telefonla çekilen görüntülerin olduğu bir CD’yi mahkeme heyetine sundu. Daha önce de Çanakkale’de 'TEM’de ifade verdiğini söyleyen Köri, ülkenin hal ve gidişatına ilişkin kaygılarını dile getirdi. Sanık avukatlarının konuşma tarzından şikayetçi olduğunu belirtti.
Müşteki avukatları beyanda bulunmaya başladı. “Mahkeme heyetinin bu güne kadar hiç bir şekilde ciddi bir araştırma, inceleme yapmadığı görülmektedir. Bizler hiç bir zaman davamızdan vazgeçmeyeceğiz. Gerçekler açığa çıkana kadar ve sorumlularına hak ettikleri yaptırım uygulanıncaya kadar” diyen İlke Işık, katliam gününe ilişkin emniyet görevlilerinin sorumluluklarına ilişkin beyanda bulundu. “2’inci yılına girdiğimiz davada artık kamu görevlilerini yargılamakla sorumlusunuz. Bu insanların yargılanmaması aklımızla, duygumuzla ve yaşadıklarımızla dalga geçmektir.”
Işık, Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM amiri Hüseyin Özgür Gür’ün mitingde patlama olabileceği istihbaratını sakladığını belirterek, “Emniyet belgesi var orada görevli polisler emniyet tarafından bombacı ile ilgili uyarılmış” diye devam etti. Işık, “Öte yandan Ankara Emniyeti’nin bir önceki gece, 9 Ekim saat 24:00’ten sonra yol araması yapmayı kesmiş” diyerek, polisin katliamla ilgili bilgiye sahip olduğunu, göz yumduğunu anlattı.
12:40
Müşteki avukatları il sağlık müdürlüğünün görevini gerektiği gibi yerine getirmediğini, olay gerçekleştikten sonra olayın boyutlarına uygun ambulans göndermediğini belirttiler. 51 ambulansın çipi incelendiğini belirten avukatlar, hiçbirinin olay yerine gitmediğinin anlaşıldığını söylediler. Gelenlerin de ölü ve yaralıları almadığını hatırlatan avukatlar, birkaç ambulansın da polis tarafından engellendiğini, ağır yaralıların ölümünün gaz sıkılarak çabuklaştırıldığını kaydettiler.
Ambulansların telefon kayıtlarının, watshap, mesaj gibi tüm iletişim araçlarının incelendiğini ve olay yerine gitmediklerinin tespit edildiğini söyleyen avukatlar, “Yoğun bakım ambulansları, çoklu müdahale ambulansları var, bunların hiç kullanılmadığı bilinmekte ve hiçbir şeyin yapılmamış olduğu incelemelerde ortaya çıkmıştır” diye vurguladı.
“Bütün sorumlular, eksikliği bulunanlar, ihmal edenler, engelleyenler hepsi burada yargılanmalı” diye söyleyen avukatlar, “İl sağlık müdürlüğüne gelen dosyaların gerektiği şekilde incelenmesi ve sorumlu olanların buraya getirilmesi birinci talebimizdir” diye belirtti.
“Ikincisi miting güvenliğini sağlamakla görevli olan Ankara Valisi, emniyeti, terörle mücadele, güvenlik şube, hakimler, savcılar olayın üzerini kapatmaya çalışan herkes buraya getirilmeli. Burada yargılanmalılar” diyerek kamu görevlileriyle ilgili taleplerini yinelediler.
Avukatların bu anlatım ve talepleri sonrasında katliam anında gar önünde bulunan bir kadın emekçi adeta isyan ederek, IŞİD bombalarından sonra polisin tutumunu, atılan gazları, gelmeyen ambulansları hatırlatarak, “ne zaman yargılayacaksınız?” diye sordu.
Duruşmaya saat 14.00’e kadar ara verildi.
12:15
Polisin katliamda ölümsüzleşenlerin fotoğraflarının konulacağı yere bile müdahale ettiği, “bomba ihbarı var” diyerek katılımcıları baskılamaya çalıştığı, içerde ve dışarda yoğun bir yığınak yaptığı, salona girişlerde türlü çeşit dayatmalarda bulunduğu (su şişesi kapaklarının alınması gibi) duruşma yoklama işleminden sonra celse arasında dosyaya gelen evraklar okunmasıyla devam etti.
Sanıklardan Burak Ormanoğlu dışındaki sanıklar duruşma salonunda hazır edildi. Ormanoğlu’nun nakledildiği ilin cezaevinden işlemlerinin tamamlanamaması nedeniyle getirilmediği belirtildi. Davanın tutuklu sanıklarının isimleri şöyle: İbrahim Halil Alçay, Resul Demir, Hüseyin Tunç, Mehmedin Baraç, Nihat Ürkmez, Hakan Şahin, Yakup Şahin Yakup Karaoğlu, Metin Akaltın, Erman Ekici, Burak Ormanoğlu, Hacı Ali Durmaz Abdülmüttalip Demir, Talha Güneş ve Abdulhamid Boz, Suphi Alpfidan, Hatice Akaltın, Esin Durgun. Firari sanıklar sanıklar ise şöyle; Ahmet Güneş, Bayram Yıldız, Deniz Büyükçelebi, Edremit Türe, Hasan Hüseyin Uğur, İlhami Balı, Kasım Dere, Muhammet Zana Alkan, Mustafa Delibaşlar, Nusret Yılmaz, Ömer Deniz Dündar, Savaş Yıldız, Yakup Selağzı, Kenan Kutval, Walentina Slobodjanjuk ve Cebrail Kaya.
Yoklamada aranmakta olan iki sanıktan birinin bir operasyonda öldüğü, bu kişinin bir buçuk sene önce kendi adresinde öldüğü ve mahkemenin bu gerçeğe ancak şimdi açığa çıktı.
Temmuz ayında görülen 4. tur duruşmalarının sonunda heyet, tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, delillerin toplanmaya devam etmesine, bilirkişilerin eksik incelemelerinin tamamlanmasına, tüm dijital materyallerde bulunan kurtarılabilecek verilerin kurtarılmasına, sanık yakını Ceren Demir’in tanık olarak dinlenme talebinin reddine, sanık Mehmeddin Baraç’ın epilepsi hastalığı tespiti için Adli Tıp Kurumuna sevkine, dava ile bağlantılı Antep Katliamı dosyalarının getirtilip incelenmesine ve tüm otopsi raporlarının istenmesine karar vermişti.
Duruşmada katillerden Resul Demir, Burak Ormanoğlu, Metin Akaltın ve Erman Ekici’nin heyetin reddi konusundaki talepleri ret edildi. Aydın Barosu’nun müdahillik başvurusu da reddedildi.
Tanıkların talep üzerine ya da SEGBİS'le dinlenmelerine müşteki avukatları itiraz etti. CMK'ya aykırı olan bu karardan vazgeçilmesini talep ettiler. Şİmdiye kadar dinlenen tanıkların ifadelerinin iptal edilmesini ve bu tanıkların duruşmaya gelerek ifade vermeleri talep edildi.
Duruşmada gizli tanığın ifadesi okundu.
***
10 Ekim Katliamı davasının 5’inci grup duruşması bugün ve yarın olmak üzere 2 gün sürecek. Duruşmanın bugünkü oturumu öncesinde, Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yapmak isteyen aileler ve kitle örgütlerine polis, Kürdistan’daki referanduma atfen, bugünün önemli, hassas bir gün olduğunu söyleyerek, açıklama yapmalarını engellemeye çalıştı. Polisin uyarı ve engellemelerine rağmen aileler adına yapılan açıklamada Mehtap Sakin Coşgun, 15 gün sonra Türkiye’nin en büyük katliamının yıldönümü olduğunu hatırlatarak, 10 Ekim için gelmeyecek adaletin hiç kimseye gelmeyeceğini vurguladı.
Açıklamanın ardından salona geçildi ve saat 10:45 itibariyle yoklama işlemleriyle duruşma başladı.
