19:00 Karar sloganlarla protesto edildi
19:00
Karar sloganlarla protesto edildikten sonra kitle cezaevi önünden ayrıldı.
18:35
Nuriye ve Semih'in tutukluluk hallerinin devamının gerekçesi delillerin toplanmamış olması ve kuvvetli suç şüphesi!
18:33
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Sonraki duruşma 20 Ekim 2017 saat 10:00'a bırakıldı.
16:45
Duruşma avukatların beyanlarıyla devam ediyor.
Bu arada Nuriye ve Semih’in duruşması için gelip, Sincan F Tipi Hapishanesi girişinde kurulan polis noktasında bekletilen kitle içinden iki genç, açtıkları dövizle, oturma eylemi başlatarak olup bitenleri protesto etmek istedi. Bu sırada polislerin yanında bulunan bir sivil faşist gençlere doğru küfrederek geldi. Tekmelerle saldırmaya kalkınca duruşmayı takip eden kitle müdahale etti. Polis kitleyle saldırgan faşisti ayırdı. Gözaltı olmadı. Duruşmanın sonucunu bekleyen kitlenin bulunduğu alanda çevik kuvvet konuşlandırıldı. Bekleyiş devam ediyor
15:05
Öğretmen Acun Karadağ, “Ben Semihi gördüğümde gözyaşlarımı tutamadım, bu kadar zalimlik olmaz. Ben tutuksuz yargılanıyorum, yani bu yargılama açlık grevine yöneliktir. Acun Karadağ: İki eğitimci 204 gündür aç. Nuriye'yi buraya getirmemek için hastaneye kaldırdılar, Nuriye ifade vermeden ben de vermeyeceğim!” dedi.
15:00
Ara sona erdi, Semih Özakça salona getirildi. Duruşma KHK'yla ihraç edilen ve hakkında aynı dosyadan dava açılan öğretmen Acun Karadağ'ın savunmasıyla devam edecek.
14:35
Semih Özakça kendilerine ve direnişlerine dönük devlet terörünü deşifre ederek, tarihsel haklılık ve meşruluklarını ifade ettiği etkili savunması, “Son olarak şunu söylemek istiyorum; Verin kararınızı perde kapansın” sözleriyle bitti.
Enver Gökçe'den 'Dost' şiiriyle son noktayı koyan Semih’e mahkeme iddianamedeki sorular dışında bir şey sormadı. “Terör örgütüyle bağlantın var mı?”, “Açlık grevi yapman için kimden emir aldın?” gibi sorulardı bunlar! Polis soruları…
13:30
Mahkeme 3 avukat dayatmasına itirazları reddederek başladı, Semih’in savunmasını okumasıyla devam ediyor.
Tarihin ekmek, adalet, özgürlük mücadelesinden ibaret olduğunu belirten Semih, “kimse beni bu yolda verdiğim mücadeleden döndüremez” dediği savunmasında yargılayanları yargılıyor.
“Sahi çoktan kırmadınız mı kaleminizi bu sahne niye? Bu senaryonuz kimin için, kimin için sahneye konacak bu tiyatro?” diye belirten Semih, “İşten atılmamızın nedenini anlamak için halkların tarihine bakmak yeterlidir. Bizim sınıfımız ezilenlerin ve sömürülenlerin sınıfıdır” dedi.
Savunma sırasında yorulunca mahkemeye 10 dakika ara verildi. Aradan sonra da savunma devam ediyor.
Özakça aradan önceki savunmasında şunları belirtti (Gazete Duvar'dan):
İşime geri dönmek için başladığım açlık grevinin 75. gününde işkence ile gözaltına alındım. Adliyede kararı beklerken işlendi cinayet. Polis amiri, savcının odasına girerek kendilerine çay söyledi ve bir saat konuştular. Cinayet böyle işlendi. Bu ülkenin halkına daha hakim karşısına çıkmadan birileri tarafından tutuklanma kararı veriliyor. Bunun adına da ’emir büyük yerden’ deniyor. Sırtınızda afili yargıç cübbeleri ile millet adına karar vereceksiniz. Sahi çoktan kırmadınız mı kalemimizi? Cübbelerinizle oyuna dahil edilen sizler, elinizdeki iddianame senaryo. Kimin için bu oyun? Egemenleri memnun etmek olacak yine. Mahkemelerden adalet çıkmayacağının kanıtı şu ana kadar yaşadığımız hukuksuzluk, keyfiliktir.
‘BEN BEDREDDİN’İM’
Kimse bu adaletsizlik karşısında aman dilemeyi beklemesin. Ben yine düşündüğümü söyleyeceğim. Hükümsüz olan bu siyasi davaya karşı bir savunma olmayacak benim savunmam. Emeğimle onurumla ekmeğimi kazanan bir öğretmendim. AKP ekmeğimle beni terbiye etmek istedi. Tarih, ekmek kavgasının tarihidir. Sömürü var olduğu sürece direniş de sürecek. Savunma yapması gereken, ufak bir açıklama bile yapmadan koltuklarında oturan AKP iktidarıdır. Onuruyla ekmeğini kazanan bir sınıf öğretmeniyken önce işimden atıldım. Bu kabullenebilir bir durum değildi. Direnmenin, karşı gelmenin her bedelini yaşadık. Ben işinden atılmış bir sınıf öğretmeniyim, köleliğe karşı mücadele eden Spartaküs’üm, firavuna karşı Musa’yım, ‘Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ diyen Pir Sultan Abdal’ım, ‘Yarin yanağından gayri her şey ortaktır’ diyen Şeyh Bedreddin’im, İsrail zulmüne karşı dövüşen Filistinli’yim, dünyanın her köşesinde haksızlığa uğrayan ve mücadele eden kim varsa oyum.
Sağa sola FETÖ’cü deyip saldıran iktidar temsilcileri, önce kendilerine baksınlar. Şimdi oturduğunuz o koltuklarda daha önce kendi siyasal düşüncelerine göre kararlar veren, şu an tutuklu olan hakimler vardı. Biz halkın aydınları olarak kamu emekçilerine yönelik bunun gibi komplo davalarına çok rastladık. Devlet kurumlarında uygulanan tek bir kural vardır o da ‘talimatsız hareket etme yanarsın’ kuralıdır.”
BAŞKANDAN MÜDAHALE GELDİ
Özakça’nın savunmasının burasında mahkeme başkanı, müdahale ederek iddianamedeki suçlamalara yönelik savunma yapmasını istedi. Özakça ise, “Ben buraya gelebilmek için çok sabrettim, siz de biraz sabredin” yanıtını verdi ve savunmasına şöyle devam etti, “AKP iktidarı, çocuklarımızın geleceğini, onların demokratik bilimsel eğitim hakkını çalmaktadır. Eğitim alanında özelleştirme ile güvencesizleştirmenin önü açılıyor. Ayrıca performans değerlendirme sisteminin önü açılmaya çalışılıyor. Muhalif sendikaların eylemleri ‘suç’ konusu edilerek kamu emekçileri soruşturma ve ihraç tehditleri ile karşı karşıya kalıyor. AKP gibi düşünüp yaşamıyorsanız terörle iltisaklısınız. AKP’li iseniz bile iktidar yakın sendikanın seçtiği okul müdürü ile aranız iyi değilse terörle iltisaklısınız. Öğretmenlik bana ne lüks bir yaşam ne de gözümün arkada kalmayacağı bir yaşam vaad ediyordu. Yaşamımızı sürdürmek zorunda olduğumuz yerde her gün tank top sesleri duyuyorduk.”
12:15
Polis noktasında saldırıya uğrayan kitle tekrar toplanarak aynı noktaya geldi, bekleme devam ediyor.
11:50
Nuriye duruşmaya getirilmezken Semih tekerlekli sandelyeyle getirildi. Hareketleri oldukça yavaşlayan Semih yumruğunu kaldırarak salondakileri selamladı. Nuriye içinse Numune hastanesine yazılan yazıya, “sağlığı elverişli değil, duruşmaya katılamaz” yanıtı verildiği öğrenildi.
Semih Özakça yeniden dayatılan 3 avukat sınırlamasını kabul etmediğini, yüzlerce avukatının olduğunu belirtti. Savunma için görüştüğü avukatlarının ilk duruşmaya 2 gün kala gözaltına alındıklarını, Nuriye’nin de bu duruşmaya 2 gün kala Numune Hastanesi’ne kaçırıldığını belirten Semih, tüm bunların savunma hakkına saldırı anlamına geldiğini vurguladı.
11:17
Saldırı devam ediyor, bir kişi dövülerek ters kelepçe takılıp gözaltına alındı.
11:14
Duruşmaya gelenlerin cezaevi önüne alınmayarak, geride bir noktada kurulan arama noktasında bekletilmeleri, diğer dayatma ve sınırlamalara karşı Kamu Emekçileri Cephesi pankart açarak, durumu teşhir etmek istedi. Bunun üzerine polis saldırısı başladı. Gaz ve plastik mermiyle gerçekleşen saldırıdan sonra bekleyenler arama noktasına yaklaştırılmıyor.
10:40
Nuriye ve Semih’in Sincan F Tipi Hapishanesi Kampüsü’ne kaçırılarak, saklanmaya çalışılan davasının 2. duruşması akıl almaz dayatmalar ve icraatlarla başlıyor. Sabah ilk önce mahkemeyi izlemek isteyen insanların kullanacakları araçlar “zincir yok” gibi akıl almaz bir gerekçeyle çekildi. Daha sonra da 80 sanıklı duruşma salonuna sadece 30 izleyicinin alınacağının kararlaştırıldığı öğrenildi. Salona giren CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu Twitter hesabından yaptığı paylaşımla durumu şu sözlerle özetledi: “Semih yok Nuriye yok Mahkemeden başka her şeye benzeyen salonda şuan 60'tan fazla güvenlik var”.
Bu arada salona alınanlar yanlarında bulunan su şişelerinin kapakları çıkarılarak alınıyor.

Kanada’dan gelen heyetin duruşmayı izlemesi engellenirken, Semih Özakça’nın annesi Sultan Özakça’nın Semih’in duruşma salonuna getirildiği bilgisi verdiği öğrenildi.
Duruşmayı HDP ve CHP milletvekilleri de izliyor.

***
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın “Örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandıkları davanın ikinci duruşması bugün görülecek.
“Örgüt üyesi olmak”, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” ve “Terör örgütü propagandası yapmak” iddialarıyla suçlanan Gülmen ve Özakça, “tutuklanmamaları halinde adaletin işleyişine zarar verecekleri” şeklinde skandal bir gerekçeyle 23 Mayıs tarihinde yani açlık grevlerinin 76. gününde tutuklanmıştı. Sonrasında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianame, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan başka bir davayla birleştirilmişti.
Davanın 14 Eylül’de yapılan ilk duruşmasına 2 gün kala Gülmen ve Özakça’nın avukatları gözaltına alınmış, tutuklu eğitimciler de, "jandarma personelinin yetersizliği ve kaçırılma ihtimalleri” öne sürülerek duruşmaya getirilmemişlerdi.
Bu yüzden mahkemede savunma yapmaları engellenen Gülmen ve Özakça’nın avukatlarının yaptığı tahliye talebi de reddedilerek bir sonraki duruşmanın Sincan Ceza İnfaz Kampüsü içinde bulunan duruşma salonunda yapılmasına karar verilmişti.