Liselerimizde yaşanan ve ardı arkası kesilmeyen çürüme tablosunun karşısında, okulların açık olduğu 6 aylık dönemde 2 bin 990 olay meydana geldiğini bildiren Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik bu duruma getirdikleri çözüm önerisini şöyle açıklıyor:
Ne yapacağız, bunları polise mi teslim edeceğiz?... Eğitimden kopmaması için, okuldan atmak gibi bir yolu tercih etmiyoruz. Örneğin bütün çabalara rağmen lisede zapturapt altına alınamayan bir öğrencinin, açık öğretim lisesine kaydını yaptırıyoruz… Olumsuz davranışlarıyla okul ortamında sıkıntılar yaratan öğrenciyi örgün eğitimden alıp, yaygın eğitime kaydırmak gibi bir önlemi, en son getireceğiz.Peki biz soruyoruz: Bir öğrencinin eğitimi hakkında kararı, bizlerden bağımsız bu kadar kolay nasıl verebiliyorsunuz? Bizi olayların sonuçlarıyla birlikte, öncelikle nedenleri ilgilendirir. Bu tablo kimin eseri? Biz liselilerin mi, yoksa bizi intihara, şiddete, fuhuşa, uyuşturucuya, mafyaya iten sistemin mi?
Artık bir arkadaşımızın daha bir çete başı tarafından öldürülmesini istemiyoruz.Ve tüm bunların olabilmesi için de ilk elde eğitim sisteminin ücretsiz hale getirilmesini, öğretmenleri tacir, öğrencileri müşteri gören anlayışa son verilmesini, ailelerimizi çöküntüye uğratan sefalet ücretinin yerine insanca yaşanacak bir ücret uygulamasının başlatılmasını istiyoruz.
Arkadaşlarımızın haraç vermedikleri için bıçaklanmasını istemiyoruz.
Kız arkadaşlarımızın kendi bedenlerini pazarlamalarını istemiyoruz.
Okul kapısında faşist çetelerle işbirliği yapan polisleri istemiyoruz.
Her anımızı gözetleyen, okullarımızı kışlalara çeviren kameraları ve demirleri istemiyoruz.
Kendimizi özgürce ifade edebileceğimiz onurlu yaşam alanları istiyoruz.