Grev kızı Gülhan ile söyleşi

13'ünde köy yakma, 17'sinde fabrikalar ve sonra grevde ön saflarda yer almaya iten sömürüyle tanışıyor Gülhan

GÜNCEL
Pazar, 24 Aralık 2006 (19 yıl 10 ay önce)

“Çatışmalar nedeniyle Diyarbakır’a 13 yaşında göç eden Gülhan, bugün Akyıl grevinde en önde”


Akyıl grevinin Gülhanları...
On üçünde, güvenlik gerekçesiyle boşaltılan köyünden Diyarbakır merkeze göç etti Gülhan. On yedisinde fabrika işçisi oldu. Akyıl greviyle ise tüm yaşamı yeni bir döneme girdi. Fabrikada patronun gözdesi olan 23 yaşındaki Gülhan, bugün direnişin en önünde mücadele veriyor.

Akyıl’da işçi arkadaşlarıyla dayanışmaları ise sadece onu değil, bütün ailesini de çok değiştirmiş.

Köyden Diyarbakır’a
Binlerce insan gibi yerlerinden edilmişler. Baraj kenarındaki yeşillikler içindeki köylerini, koruculuğu kabul etmedikleri için boşaltmaları birçokları gibi 10 yıl öncesine dayanıyor. Yoksullukla tanışmaları, çocuklarının okulsuz kalması da…

Koruculuk yapmayı, ellerine silah almayı kabul etmeyince göçe zorlanıyor Korkutan Ailesi. Çeşit çeşit meyve yetiştirip, tütün ektikleri Silvan’daki köylerini terk ediyorlar. Evlerini, traktörlerini, bağlarını ve meyve bahçelerini de çürümeye bırakarak...

Binlercesi gibi Diyarbakır’ın yoksul mahallelerinden birine yerleşiyorlar. Aç geçen günlerin başlangıcı, aynı zamanda kızlarının fabrika kapılarını çalmasının da başlangıcı oluyor.

“Mecbur olmayan hiç kimse o koşullarda çalışmaya dayanamaz” diyor içtenlikle Gülhan Korkutan. 17 yaşında önce fabrikalarla tanışıyor Gülhan. Ardından da bugün grevde ön saflarda yer almaya iten sömürüyle...

25 gündür grevde Gülhan. Yaklaşık 300 Akyıl işçisinin çoğu gibi, evin sorumluluğu ve geçimi ona ait. İki ayda bir verilen maaşı, okula giden kardeşlerine harçlık, evde kaynayan tencereye katık oluyor.

49 yaşındaki baba Mehmet Korkutan da işsiz, kahvede geçen günlerini, köyüne olan hasretini dile getiriyor. Şu anda oturdukları evlerini, apar topar satmak zorunda kaldıkları hayvanları ve köyde biriktirdikleriyle almışlar. Bir kısmını da borç harç etmişler. Ailenin 9 çocuğundan 5’i çalışmak zorunda kalmış. Diğerleri küçük henüz; üçü okuyor. İki kızı Akyıl’da çalışmış. 21 yaşındaki Nurhan 6 ay önce işten çıkarılmış ve tazminatını daha alamamış.

Fabrika kızı Gülhan…
Akyıl grevinin mücadeleci işçilerinden Gülhan, hiç okula gitmemiş. Kabına sığmayan, deli dolu çocukluğu, yerini fabrikada durmaksızın çalışmasına, birkaç işçinin yapacağı işi tek başına yapmasına bırakmış. Yorulmasının, hasta olmasının önemi yok. Yapılması gereken işler vardır ve Gülhan bunları yapacaktır. Bu yönü altı yılda çalıştığı dört fabrikada patronlarının gözünden kaçmamış ve en sevileni olmuş fabrikaların. Ancak patronların ona olan sevgisini hiçbir zaman arkadaşlarına karşı kullanmamış. Açık sözlü, kafasından geçen dilinin ucunda. Çalıştığı üçüncü fabrikada başından geçen bir olayı paylaşıyor; “Fabrikada aşçıyım. Patron kamera yerleştirmiş fabrikaya. Fark ettim. Patron işçilere söylememem konusunda beni uyardı. Nasıl söylemem? Kızlar ya farkında olmadan bir şey yaparsa? Patronun önünde dedim, ‘kızlar fabrikaya kamera koymuşlar’ haberiniz olsun. Patron peşime verdi. Yani söz meclisten dışarı kimsenin arkasından konuşmam. Patron da hak etmişse esirgemem, arkadaşlarım da.”

‘Kızlarımın yanındayım’

Babası Gülhan’a, gecenin geç vaktinde eve gelse de, güveniyor. Arkadaşlarının erkek ya da bayan olması fark etmiyor. Gülhan gibi Akyıl’da çalışan bayan işçilerin çoğu ailesinin güvenini kazanmış. Tüm Diyarbakır’da kameraların önüne geçmeleri, eş dostun görmesi nedeniyle yapılan kötü yorumlara bu nedenle kulakları kapalı ailelerin.

Bu grevi geçen yıl yapılan direnişten ayıran ise kent merkezine taşınması. Ellerine dövizlerle, sesleri kısılıncaya kadar “Akyıl işçisi direnişin simgesi” sloganlarını merkezde haykırmaları.

Baba Mehmet Korkutan yaşananlara dair görüşlerini, “Ben istiyorum ki burada çalışma koşulları batıdaki gibi olsun. Kızımın sendikalaşma mücadelesi de böyle. İşçilerin hakları ne ise versinler. İşsizim ben. Güneydoğu’nun yüzde 50’si iş olmadığı için batıda. Kızlarımı okutmak istedim ama çatışmalar çıktı. Öğretmenler gitti. Çocuklar orada okuduklarıyla kaldılar” sözleriyle paylaşıyor.

“Kızlarınızın çalışmasına...” diyecek oluyoruz, “Kızlarımın çalışmasını destekledim. Çalışınca güvenceleri oluyor. Ayakları üstünde dursunlar. Haklarını alana kadar kızlarımın yanındayım” diyor.

‘Çok şey öğrendim’
Sohbetimize son noktayı yine Gülhan koyuyor: “Arkadaşlarım, patronlar beni seviyor diye bana güvenememiş, en son bana söylemişti sendikayı. Ben hemen kabul ettim. Çektiğimiz tüm olumsuzluklar bitecekti çünkü sendika gelseydi. Grev, mücadele çok şey öğretti, güç verdi bize. Sonuna kadar direneceğiz. Haklarımızı alana kadar…”

Roportajda katkılarından dolayı gazeteci arkadaşlarım Ergin ve Derya’ya teşekkür ediyorum….

Feyyaz DURSUN
13.12.2006
Batman Petrol Gazetesi