İnşaat-İş'in işçilerin kalemi, duyguları, umut ve deneyimlerinden süzülen Şantiye Gazetesi'nin 3. sayısı çıktı
İnşaat-İş’in mizanpajından yazılarına, çizgilerinden değerlendirmelerine kadar hemen her şeyiyle işçiler tarafından hazırlanan Şantiye Gazetesi’nin 3. sayısı çıktı.
Sürmanşetine ve orta sayfasına 10 Ekim Ankara Katliamı ve bu katliamda ölümsüzleşen üye ve yöneticilerinin taşındığı gazetede, manşete de inşaat işçilerinin mücadele tarihinde sendikal tazminat gibi önemli bir kazanımla sonuçlanan And Pastel direnişi çıkarılmış. Bu direnişin önemini direnişçi işçiler ve sendika emekçileriyle yapılan röportajlarla da çeşitli boyutlarıyla açımlayan gazete, direnişe dair kapsamlı bir değerlendirme yazısına da yer vermiş.
Bu sayıda, Skyland İstanbul direnişçileriyle yapılan ve ‘Keşke ölmeden önce sarılabilsek’ başlığını taşıyan etkileyici röportaj; 3. Havalimanı’nı şantiyesi denilen ölüm kampında çalışmış bir işçinin çarpıcı anlatımlarıyla birleşiyor. Bir inşaat işçisinin kendi kaleminden dökülen çalışmak ve ev arasındaki kısıtlanmış yaşamı, “Gezip tozmaya hakkım yok mu?” başlığıyla okuru çarpıyor.
İş güvenliği uzmanlarının şantiyelerden gözlemledikleri kuralsızlıkları kendi çalışma koşulları ve karşılaştıkları baskılarla birleştirerek anlattığı röportajlar, aynı zamanda işçi sağlığı ve güvenliği gibi stratejik bir konuda nasıl bir mücadele hattı sorusuna da önemli yanıtlar getiriyor.
İşçilerin hukuksal hakları konusunda bilgilendirildikleri hukuk köşesi, işçi sağlığı ve güvenliği uzmanlarının “şantiyelerde barınma koşulları nasıl olmalı?” konusundaki önerileriyle birleşerek inşaat işçisi için bir projeksiyona dönüşüyor.
Gazete, Fikirtepe Derneği Başkanı Sabır Karakoçoğlu’yla yaptığı röportajla işkoluyla doğrudan ilişkili olan “kentsel dönüşüm”ün nasıl bir rant ve talan üzerinden yükseldiğini, emekçilerin hayatlarında hangi trajedilere neden olduğunu deşifre ediyor.
Fikirtepe’deki bu talanı Sur’da yaşanan yıkım, talan ve devlet terörüyle birleştiren Şantiye Gazetesi, İnşaat-İş’in “Sur’daki talana-yağmaya-baskı ve zorbalığa dur de!” açıklamasıyla da politik duruşunun altını çiziyor.
Emaar Square’de kayyıma karşı gerçekleşen direniş deneyimini irdeleyen gazete, aynı zamanda “Şantiyelerden bir çığlık yükseliyor; başkaldırının ve mücadelenin çığlığı!” başlığı altında önceki sayısından bu yana yaşanan direnişlere de yer veriyor. Bu başlık altında, 1 Mayıs’tan itibaren kronolojik olarak yer verilen sayısız direniş yer alıyor.
Ankara Katliamı’nda ölümsüzleşen sendika kurucu ve yöneticilerinden Serdar Ben’in Nisan 2013‘te yazdığı “Yapıcılıkta örgütlenmek” yazı dizisinin ikinci bölümüne de yer veren gazete, arka kapağını da “Artık ölmek istemiyoruz!” başlığıyla iş cinayetlerine ayırıyor.
Her açıdan canlı, dinamik bir işçi gazetesi olan Şantiye Gazetesi’nin 16 sayfadan oluşan bu sayısındaki ‘Sendikamızdan’ seslenişte şunlar ifade ediliyor:

Sendikamızdan
Uzun bir aradan sonra, biz inşaat işçilerinin ve sendikamızın sesi olan Şantiye Gazetesi ile yine karşınızdayız. Bu süre içerisinde, gazetemizi çıkartamamış olsak da, biz yine şantiyelerde, yine direniş alanlarındaydık.
Bu sayımızda fiili mücadele gücümüzle kazandığımız ve Türkiye tarihinde bir ilk olan sendikal tazminat hakkımızı nasıl söke söke kazandığımızın hikayesini bulacaksınız. Sendikal örgütlü gücümüzün ve kararlılığımızın sonucunda neler elde edebileceğimizin ispatıdır bu direniş.
Çoğumuz büyükşehirlerde gurbetçiyiz. Aile ve memleket özleminde, geçim derdindeyiz... Ekmek için düştüğümüz bu yollarda bir de ölümü takıyorlar peşimize. Üç kuruşları ceplerinden kalsın diye, bir binanın bilmem kaçıncı katından düşüşümüze göz yumuyorlar. Hiçbirimize yabancı olmayan bu hikayeyi bir de Urfalı işçilerden dinleyeceğiz bu sayıda.
Bir düşümüz var demiştik; insan olmanın gerektiği biçimde, kölece değil insanca koşullarda, sömürüsüz bir yaşamın düşü. Emeğimizin karşılığını alacağımız, ekmek için ölmeyeceğimiz günlere, mücadelemizle bir adım daha yaklaşıyoruz.
Ankara Katliamı’nda kaybettiğimiz bu düşümüzün yaratıcılarının ölüm yıldönümünde çıkardığımız bu gazetede, onların sesini de hissetmeniz umuduyla...
Bir öncekinden daha kısa sürede görüşmek üzere, hoşçakalın.
