'Sendikal tazminatı kazandık'

Biz bir ilke imza atarak bir inşaat işçisinin işten atıldığı için sendikal tazminatını aldık

İŞÇİ SINIFI
Salı, 24 Ekim 2017 (8 yıl 5 ay önce)

Biz ilk adımı attık: Sendikal tazminatı kazandık



 



Ben And Pastel projesinde Tepe İnşaat ve Key Mühendislik çalışanıydım. O dönemde, yani şantiyede çalışırken, başımızda 2-3 tane formen vardı. Bu formenler tarafından baskı görüyorduk. Neredeyse 7-24 çalıştırıyorlardı bizi. 7-24 derken şu şekilde; gece birlere kadar çalıştırılıyor, sabah da sekizde iş başı yapıyorduk. Çalışmak zorundasın, eğer mesaiye kalmasan kapı dışarı edilirsin ya da ne kadar ağır ve pis işler varsa sana verirler.



 



Şantiyedeki işçi arkadaşlara zaman zaman Emaar deneyimimizi aktarıyor, orada yaşadığımız eylemlerin videolarını falan gösterip, haklarını anlatıyorduk. Bir süre sonra işçi arkadaşlar etkilenmeye başladı. Bir de biz, yani Pastel’de çalışan sendikalı işçiler, yapılan haksızlıklara karşı da yavaş yavaş sesimizi çıkartmaya başlamıştık. Bu da işçi arkadaşları etkiliyordu. Mesela formenlerin baskısı orada çok fazlaydı, formenler mesaiye kalınacak dediğinde kimse karşı çıkamıyordu ama ben, karşı çıkıyor ve basıp gidiyordum. Evet, formenlere açıkça “Ben mesaiye kalmak zorunda değilim, yorgunum ve mesaiye kalmayacağım, ben burada sekiz-beş çalışıyorum” diyordum. Biz, yani sendikalı olan 3-4 işçi, kendi isteğimiz dışında mesaiye kalmıyorduk ama diğer işçi arkadaşlar kalıyorlardı.



 



Zaten şantiyedeki olay da mesaiye kalmamam üzerine patlak verdi. Formen bana mesaiye kalacağımı söyledi, ben de kalmayacağımı belirtince bana küfür ederek “Mesaiye kalmıyorsan defol git!” dedi. Ben şantiyeye 8’de geliyorum 5’te çıkıyorum, bunu bana demeye hakkı yok, yani bir işçi istemedikçe onu zorla mesaiye bırakamazlar. Formenle orada bu olay üzerine bayağı bir sertleştik, “Ben şimdi şantiyeden çıkıyorum gel de durdurabiliyorsan durdur” dedim ve şantiyeden çıktım. Ertesi gün şantiyeye geldim. Beni ofise çağırdılar, gittim. Aynı formen beni işten çıkartmakla tehdit ederek “3 şahit bulur ve sana hiçbir hak vermeden işten atarım” dedi. Yani yalancı şahit bulup bana iftira atıp işten atacakmış beni. Ben de formene, “3 değil istersen bin tane şahit getir, elinden geleni ardına koyma” dedim.



 



Zaten bu tartışmadan sonra üyesi olduğum İnşaat İşçileri Sendikası’ndan yetkili arkadaşları aradım ve durumu anlattım. Daha sonra sendikayla oturup birlikte olayı masaya yatırdık ve eyleme geçme kararı aldık. Talebimiz bana hakarette bulunan formenin benden özür dilemesiydi. Yani formen işçiden, sarı baretliden özür dileyecekti. Formen bir işçiye küfür ve hakarette bulunamaz. Şantiyelerde bunun hep tersi olur, yani sarı baretliyseniz beyaz baretliler size her türlü hakarette bulunurlar. Bu durum sanki şantiyelerin doğasında vardır. Sarı baretli, yani işçi, buna ses çıkartamaz, çünkü ses çıkarttığın zaman şantiye kapısına konursun ve ekmeğinden olursun. Bu yüzden şantiyelerde bu durum kanun gibidir. Ama bunun tam tersi olduğunda yani işçi formene hakaret veya küfür etse anında hiçbir hak iddia edemeden işten atılır. Yani ben şantiyeye girmişsem, alınterimle çalışmaya ekmek paramı kazanmaya gelmişim, formenden küfür yemeye ve hakaret edilmeye gelmemişim.



 



Evet, sonuç olarak sendikayla birlikte eylem kararı aldık, çünkü ben işçiyim ve hiçbir formen bana küfür edemez, hakarette bulunamaz. Bu nokta benim ve sendika için önemliydi. Çünkü bu ne ücret meselesi, ne kötü çalıma koşulları, ne de iş ile ilgili bir şeydi. Bu sorun direk olarak benim, yani bir inşaat işçisinin onuruyla ilgili bir sorundu. Eylem talebimiz netti, bana küfür eden formen benden özür dileyecekti. Bu şekilde sendikamızın sitesinden eylem duyurusunu yaptık. Zaten eylem kararı almadan önce bunu bizzat ben kendim formene ilettim, yani benden özür dilemesini söyledim. Tabi ki formen böylesi bir şeye yanaşmadı. Nasıl yani, koskocaman bir formen işçi parçasından özür mü dilermiş? Daha sonra, yani özür dilemeyince, sendikanın sitesinden eylem haberini duyurduk. Bunu görmüşler ve beni ofise çağırıp bu eylemi durdurmamı istediler. Ben de “benden özür dilenirse durdururuz” dedim ve onlar da buna yanaşmadılar; eylem yapamayacağımızı sanıyorlardı.



 



Sonuçta eylem günü And Pastel’in satış ofisi önüne gittik ve eyleme başladık. Daha 5 -10 dakika geçmeden satış ofisi personeli gelerek sorunun ne olduğunu öğrenmek istediler. Biz de ne için eylem yaptığımızı anlattık. Sorunu çözeceklerini söyleyerek bizi satış ofisinde çay içmeye davet ettiler. Daha sonra Tepe İnşaat yetkilileri ve Key Mühendislik’in sahibi olan Erdem Key gelerek sorundan haberdar olmadıklarını ve bu sorunu çözeceklerini söylediler. Daha sonra Erdem Key, benden formen adına özür diledi. Biz de eylemi sonlandırdık.



 



Yaşanan bu olumsuzluk üzerine bana kafa dinlemem için 1 haftalık ücretli izin teklif ettiler. Bu durumu sendikayla paylaştım ve sendikam bana bunun olabileceğini söyledi, ben de 1 haftalık ücretli izne ayrıldım.



 



İzne çıktığımda diğer sendikalı işçi arkadaş olan Enes ile telefonda görüştük. Enes de benim eyleme katılmıştı o dönem. Ben izne ayrılınca Enes arkadaşı sahaya pek çıkartmamışlar, yani diğer işçilerden ayırarak eften püften işler vermişler arkadaşa. İznimin 3. gününün sabahı Enes beni aradı ve kendisine çıkış verildiğini söyledi. Sebebi ise ‘performansının düşük olması’ymış. Zaten hemen sendikayı aradık ve sendikayla durum değerlendirmesi yaptık. Ben izni bırakıp döndüm ve Enes arkadaşın işe iadesi için eylem kararı aldık. Ve yine And Pastel satış ofisi önünde eylem başlattık. Eylem sürerken patronlarla görüşmeler yaşandı. Zaten 3 gün boyunca eylemdeydik ve bu arada benim ücretli iznim de bitti. Şantiyeye giriş yapacak oldum ancak kartım basmadı, yani bir anlamda benim de çıkışımı vermişlerdi. Ben de eyleme 3 gün boyunca katıldım. Çünkü Enes’i işten atmaları esas olarak sendikaya dönük bir saldırıydı. Daha sonra, yanılmıyorsam eylemin ikinci günü, patronların önüne bir talep daha sürdük. Birincisi Enes ve benim işe alınmam ikinci talebimiz ise, bizi sendikalı olduğumuz için, şantiyede sendikal çalışma yürüttüğümüz için işten attıklarından dolayı sendikal tazminat talebini öne sürdük. Bu iki talebimizden biri karşılanmadıkça eyleme asla son vermeyeceğimizi bildirdik. Yani bizim hiçbir suçumuz yoktu, bizi sadece anayasal hakkımız olan sendikadan dolayı işten atmışlardı; o halde ya geri işe alacaklardı ya da sendikal tazminatımız olan 12 maaşı vereceklerdi. Eylemin 3. Günü kendimizi satış ofisi kapısına zincirleyerek giriş çıkışı kapadık. Bize orada saldırdılar, büyük bir kavga oldu. Fakat o kavganın hemen akşamı yetkililer bizi aradılar. Anadolu Grup’un avukatı, Tepe İnşaat’ın yetkilileri ve Key Mühendislik’in patronu bizzat arayıp saldırının kendileriyle ilgili olmadığını, kimilerinin ferdi hareketi olduğunu anlatarak özür dileyip bu işi hemen çözmek istediklerini bildirdiler ve gece vakti sendikamızın Kartal şubesine gelip bu sorunu çözmek istediklerini dile getirdiler. Yapılan görüşmelerin ardından sendikal tazminatı ödemeyi kabul ettirerek bir ilke imza atmış olduk.



 



Biz And Pastel direnişinde bir ilke imza attık. Yani ilk defa bir inşaat işçisi sendikalı olduğu ve bu yüzden işten atıldığı için sendikal tazminat aldı. İkincisi ise, bunu hiçbir mahkemeye başvurmadan fiili eylem gücüyle aldı. Bu iki nokta önemli.



 



Sonuç olarak, biz işçiler emeğimize sahip çıkarsak, kendi emeğimizi ve arkadaşlarımızın emeğini birlikte savunup sahip çıkarsak hakkımızı alırız. Biz ilk adımı attık, bunun olabileceğini gösterdik.



 



 And Pastel direnişçisi Suphi Karataş



 



Bu yazı İnşaat-İş'in yayın organı Şantiye Gazetesinin 3. sayısından alınmıştır