Ankara'da gazeteciler buluştu

Ankara'da yapılacak 'Gazetecilik suç değildir' panel-formu dün gerçekleştirildi

GÜNCEL
Cumartesi, 28 Ekim 2017 (8 yıl 5 ay önce)

Ankaralı gazetecilerin devletin basın ve sokak habercileri üzerinde artarak devam eden baskılarına karşı ‘neler yapabiliriz?’i konuşup tartıştığı 'Gazetecilik suç değildir' panel-formu gerçekleştirildi.



 



Kızılay Sümer Sokak’ta bulunan Tüm Bel-Sen Genel Merkez'inde dün akşam saat 18.30'da gerçekleştirilen panel, Gazete Duvar’dan Özlem Akarsu Çelik’in moderatörlüğünde gerçekleşti. Birinci bölümde, Milliyet Haber Müdürü Gökçer Tahincioğlu, Fox TV Ankara Temsilcisi Sedat Bozkurt, Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Erdem Gül, Jin News editörü Sibel Yükler; ikinci bölümdeyse Seyr-i Sokak muhabiri Oktay İnce ve Sendika.org muhabiri Mert Arslan konuşmacı olarak yer aldı.



 



#HaberciyizHaberBiziz 'Gazetecilik suç değildir' panel forumu yaklaşık 3 saat devam etti.



 





 



Panel forumunun ilk bölümümde konuşan gazetecilerden Gökçer Tahincioğlu, ana akım medyada çalışırken yaşananları aktardı. Ayrıca Tahincioğlu devletin habercileri-gazetecileri kendilerinin gazetecilik yapmalarına izin verdikleri ve vermedikleri şeklinde ikiye ayırdığını, devletin medyası olmayanı gazeteci ya da haberci olarak görmediğini vurgulayarak, bu kesim üzerindeki devlet şiddetine işaret etti. Sarı basın kartı olmayanın devlet gözünde gazeteci olmadığını ifade eden Tahincioğlu konuşmasında, “sarı basın kartı olması da yeterli değil tabi… Sarı basın kartınız olsa bile karşısındaysanız baskılar size de yöneliyor” dedi.



 



Foks TV Ankara Temsilcisi Sedat Bozkurt da konuşmasında, hak temelli haberler yaptıklarını, bu nedenle de güven kazandıklarını, baskıyla da karşılaştıklarını, sokaktaki insandan kopmayan bir yayın çizgisi izlediklerini ifade etti.



 



Cumhuriyet Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi Erdem Gül konuşmasına 'Gazeteciliksuçtur' diyerek başladı. Gül konuşmasında şu noktaların altını çizdi:



 




Gazeteciliğin suç olarak nitelendirilmesini sadece AKP hükümeti dönemiyle sınırlı tutarsak yanlış yaparız. Tarihsel süreçlere baktığımızda başka ülkelerde de zaman zaman yaşanmıştır. Fakat sadece bizim ülkemizde aşılamayan ve baskıların da had safhaya çıkarılarak tekrar tekrar uygulandığı görülür. Gerçek gazetecilik yapmaya çalışıyorsanız yönetenlerin gözünde suç işleyen oluyor ve yaptığınız gazetecilik de suç unsuru olarak görülüyor. Bu bağlamda arkadaşlarımız gözaltına alınıp tutuklanırken, cezaevlerinde ağır tecrit koşullarında işkenceye tabi tutulurken tarafsız olamayız. Devletin deyimiyle suç işlemeye devam ederiz.




 



Jin Nezs Editörü Sibel Yükler ise konuşmasına, (20 Ekim'de yaşanan gözaltılara işaret ederek) bunun bir sonuç olduğunu ve sokak haberciliğini bitirmeye yönelik bir mesaj olduğunu ifade etti.



 



Halkın haber alma hakkını yok edebilmek, haber yapmak, habercilerin dayanışma içinde olmasını engellemek, yok etmek için çeşitli yol ve yöntem deniyorlar” diye belirten Yükler konuşmasında şunları vurguladı:



 




Her an her yerde oturduğumuz apartman merdivenlerinde, asansörlerinde, sokağımızda, marketimizde, gittiğimiz kafelerde her yerde adım adım takip edip, yılgınlık yaratmaya çalışıyorlar. Cumhuriyet Gazetesi çalışanları gözaltına alındığında meslektaşlarımızın dayanışması ve tepkileri sayesinde serbest bıraktılar. Biz ev basınlarıyla gözaltına alındığımızda da meslektaşlarımızın yoğun tepkileri ve dayanışması sayesinde bırakıldık. Sesleri yükseltimizde kocaman bir barikat oluşturabiliyoruz. Sokakta haber yaparken de bu sesler yükseltildiğinde oluşan barikatı unutmadan hareket etmeliyiz. Barikatları güçlendirmeli ve haber yapma ve halka ulaştırma hakkımızı korumalıyız. Hep birlikte.




 



Yükler konuşmasını, “Bizi sokaktan etkisizleştirmeye çalışanlara karşı sokak haberciliğini çoğaltmalı, barikat oluşturmaya daha çok önem vermeli, gazeteciler olarak sokak habercileri olarak dayanışmayı da yükseltmeli, çoğalmalıyız” sözleriyle tamamladı.



 





 



#HaberciyizHaberBiziz, 'Gazetecilik suç değildir' panel formunun ikinci bölümünde kayıt, kanıt alma hakkının neden ve nasıl engellenmeye çalışıldığını Seyr-i Sokak muhabiri Oktay İnce değerlendirdi. İnce, sokakta yaşadıkları baskı, şiddet, gözaltılarda yaşadıklarını örnek vererek bunu yaptı.



 



Basın kartı baskısının sokakta çok şiddetli olduğunu, ancak bununla mücadele sonucunda artık basın kartı sormadıklarını da anlatan İnce şöyle devam etti:



 




Her bir birey sokakta ya da başka yerde olan bir olay ya da eylemde resim, video çekme, görüntü alma hakkına sahiptir. Hiç kimse hiç bir baskıyla bunu engelleyemez. Resim ve video görüntülerinin gücünü devlet çok iyi biliyor ve bu nedenle engellemeye çalışıyor. Ama bizler cesaretimiz ve inancımızla bu engeli tanımayacağız. Sokakta daha çok kayıt, kanıt almaya devam edeceğiz. Sokakta her ne şekilde olursa olsun kayıt, kanıt alanları çoğaltacağız. Artacağız.




 



Sendika.org muhabiri Mert Arslan’sa konuşmasında, Sendika.org'un sayısız sansür ve kapatılma ile karşı karşıya kaldığını dile getirerek, “Teknoloji çağındayız. Sansür ve kapatılmalara karşı teknolojik yollar bulup, her seferinde kapatılmaların yaşandığı ilk dakikalarda yeniden yayına devam etmenin yolunu bulduk. Onlar da biliyorlar bu da başka bir direniş yoludur. Onlar kapatır, on dakikayı bulmadan, yayına devam ederiz” diye belirtti.



 



#HaberciyizHaberBiziz 'Gazetecilik suç değildir', 'Kayıt, kayıt alma, haber yapma hakkı engellenemez' panel-formunun üçüncü bölümünde serbest kürsüde soru- cevap ve deneyimler aktarıldı.



 



Ayrıca 29 Ekim Pazar günü Karşıyaka Mezarlığı’nda Sezai Ekinci şahsında Ekim’de ölümsüzleşenlerimiz için yapılacak anmanın duyurusu da yapıldı.



 



Panel- form saat 21.30'da sonlandırıldı.