Zonguldak bir kez daha ayaktaydı

Zonguldak maden işçileriyle birlikte "Özelleştirmeye hayır!" dedi

İŞÇİ SINIFI
Perşembe, 2 Kasım 2017 (8 yıl 5 ay önce)

Zonguldak’ta bugün Türkiye Taşkömürü Kurumu’yla (TTK), Türkiye Kömür İşletmeleri’ni (TKİ) küçük parçalar halinde özelleştirmenin yolunu açacak Torba Yasa Tasarısı’nın 58. maddesinin geri çekilmesi talebiyle dev bir miting düzenlendi.



 



Madencinin başkenti’nde neredeyse tüm bir kent Madenci Anıtı’nda toplandı. Günlerdir çeşitli etkinliklere sahne olan ve özelleştirmeye izin vermeyeceklerini haykıran madenciler ve Zonguldak halkı bir kez daha kararlılıklarının altını çizdi.  



 



Mitingde konuşan Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Ahmet Demirci, 170 yıllık bir üretim kültürünün kazandırdığı deneyimlerle ‘90’da, ‘94’te ve 2004’teki yaptıkları uyarıları hatırlatarak,



 





 




2009 yılından bu yana da Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda izlenen yanlış politikalara karşı mücadele veriyoruz.



 



TTK’da işçi sayımız sürekli azalıyor, üretim düşüyor.



 



Tarihimizin en az sayıda işçisiyle çalışıyoruz.



 



Yeni işçi alınmıyor ve TTK göz göre göre zarara sürükleniyor.



 



Buna rağmen, sanki zarar bizden kaynaklanıyormuş gibi zarar rakamlarını anlatarak TTK’yı satmaktan, kapatmaktan söz ediyorlar.



 



2010 yılından bu yana TTK Genel Müdürlüğü’nün işçi talebine cevap vermiyorlar.



 



En son 2014 yılında 4 bin 600 işçi talep edildi ama Bakanlık izin vermedi.”




 



diye belirtti.



 



2016’da Kordon’da envanter çalışması yapıldığını öğrendiklerinde tepkilerini ortaya koyduklarını, paneller-toplantılar yaptıklarını ifade eden Demirci, “14 Temmuz 2016 tarihinde buradan, Madenci Anıtı’ndan hep birlikte seslendik” hatırlatmasında bulunarak, “Ancak sesimizin Ankara’ya ulaşması engellendi” dedi.



 



Özelleştirmenin önünü açacak 58. Madde’de “Türkiye Taşkömürü Kurumu ile Türkiye Kömür İşletmeleri, uhdelerinde bulunan maden ruhsat sahalarını işletmeye, işlettirmeye, bunları bölerek yeni ruhsat talep etmeye ve bu ruhsatları ihale etmeye yetkilidir” denildiğini hatırlatan Demirci; yetkinin TTK Genel Müdürlüğü’ne verildiğini, ruhsatın küçük parçalara bölündüğünü, ihale usulünün devreye gireceğini vurguladı.



 



Küçük parçalara bölünerek ocakların şirketlere satılmasının aynı zamanda Türkiye’de bu büyüklükte bir işletmenin sorumluluğunu alacak yetkinlikte şirketlerin olmaması anlamına geldiğini ifade eden Demirci, bunun sektörün sıradan şirketlere devredilmesi anlamına geldiğini söyledi. Ruhsatların verilmesi nedeniyle TTK’nın saha ve şirketleri denetleyemeyeceğini belirten Demirci, “Devletin başka birimleri, yani bu sahaları hiç tanımayan kurumlar bu şirketleri denetleyecek” diyerek bunun iş cinayetlerine davetiye çıkarmak anlamına geldiğini dile getirdi. .



 





 




2004 yılında taşeron uygulamasına karşı çıktık. Madencilik tarihinde görülmedik kazalara neden olabilir dedik, eylemler yaptık. Bizi dinlemediler ve zorladılar. İnşaat şirketine madende iş verdiler. 2010 yılında Karadon’da 30, 2013 yılında Kozlu’da 8 arkadaşımızı kaybettik” diye belirten Demirci, “Hiç olmayacak yerlerde kazalar yaşandı. Sonra Zonguldak’ta büyük bir miting yaptık. Emeğe saygı, taşerona hayır, dedik. Hükümeti uyardık. Biz, TTK’da taşeron faciasından kurtulduk ama Soma’da 301 arkadaşımızı koruyamadık. Çünkü bizi dinlemediler ve madencilik sektörü kâr hırsına yenildi




 



vurgusuyla aynı zamanda özelleştirmeyle birlikte yaşanabilecekleri hatırlattı.



 



Hükümete tasarıyı geri çekme, milletvekillerine de 58. maddeyi kabul etmeme çağrısı yapan Demirci, “Biz yeraltı maden işletmeciliği devlet eliyle yapılsın diyoruz. Kömürümüze kan bulanmasın, cenazemiz yol kenarlarına, hastane önlerine bırakılmasın” dedi.