Hiç bu kadar aşağılanmamıştım

Alınterimle olduktan sonra hiçbir iş ayıp değil diyerek gazetelere iş ilanı verdim

KADIN
Çarşamba, 27 Aralık 2006 (19 yıl 10 ay önce)

Sabah sabah sinirlerim altüst oldu yine. Sabahın köründe telefonun çalmasıyla uyandım. Bir erkek sesi. Gazeteye iş için verdiğim ilanı görmüş. Haftada üç gün temizliğe gelmemi istedi. "Olur" dedim. Temizliğin dışında başka ihtiyaçları da varmış, karşılayıp karşılamayacağımı sordu. Sakin olmaya çalışarak, "Hayır, ben sadece temizlik yapıyorum. Başka kadın arayın kendinize" dedim. Teşekkür ettirmeyi ihmal etmeden kapattı telefonu!
Trene yetişmeye çalışıyorduk arkadaşım konuşurken. Yüzümün beyazlaştığını farkedince, “Neden bu kadar şaşırıyorsun, ilk kez mi duyuyorsun bunları?” diye sordu. Doğru anladığımdan emin olmak için tekrar sordum. “Sen gazeteye temizlik için ilan verdin ve herifin biri sabahın köründe seni arayarak fuhuş teklif etti, öyle mi?..” "Evet" dedi arkadaşım.
Bu hep böyle olur. Sen ilan verirsin ve beklediğin yanıtlardan çok fuhuş için aranırsın!

“Sen bana gel…”

Çok şaşırdığımı ve kızdığımı görünce konuyla ilgili sohbet derinleşti. İlk zamanlar kendisi de aynı şoku yaşamış. Çocuğu biraz büyüdükten sonra, maddi olarak çok zor durumda kaldığı bir sırada vermiş ilk gazete ilanını. Ve gelen ilk telefon, doğrudan fuhuş


İNGİLTERE'DE KÖLELİK
The Independent gazetesi, İngiltere'de kölelik düzeninin sürdüğünü, bağımlı ülkelerden gelen göçmen işçilerin çok uzun saatler ve çok düşük ücretlerle çalıştırıldığını ve hiç izin kullandırılmadığını yazdı.

Gazete, bu duruma örnek olarak, Mısır'da yanında çalıştığı İngiliz aileyle İngiltere'ye gelen ve çalışmayı sürdüren Sri Lankalı kadını gösterdi.

Independent, hizmetçilik yapan Somalatha'nın (29) günde 18 saat çalıştığını, hiç izin kullanmadığını ve bunun karşılığında kendisine sadece ayda 200 sterlin ücret ödendiğini yazdı.

Somalatha'nın yanında çalıştığı aileyle aynı masada yemek yemediği, artan yemeklerle idare ettiği de belirtilen haberde, artık yemek kalmazsa 29 yaşındaki hizmetçinin sadece patates ve soğan yemesine izin verildiği öne sürüldü.

Evde herhangi bir yiyeceğin eksilmesi halinde doğrudan Somalatha'nın suçlanıp cezalandırıldığını da ileri süren gazete, ev sahiplerinin özellikle genç hizmetçinin vizesinin dolmasına ve kaçak durumuna düşmesine yol açtığını da iddia etti. Independent, hükümetin, ev işlerinde çalışmak üzere yurt dışından gelen kadınlara iş yeri değiştirme hakkı tanımayarak, bu "kölelik düzenini" dolaylı yoldan da olsa desteklediğini öne sürdü.

İngiltere'deki "modern kölelik düzeninin" deniz kıyılarındaki midye toplama sektöründe ve daha pek çok alanda sürdüğünü de yazan gazete, 2004 yılında 23 Çinli göçmenin midye toplarken, met cezir yüzünden öldüklerini hatırlattı. Gazete, bu kazanın bile sistemi bozamadığını, aynı "kölelik düzeninin" sürdüğünü dile getirdi.

Somalatha'nın, İngiltere'de aynı şartlarda yaşayan göçmen işçileri korumak üzere kurulan "Kalayaan" adlı sivil toplum kuruluşu tarafından kurtarıldığını duyuran Independent, "Ancak daha birçokları eziyet çekmeye devam ediyor. Yapılan araştırmalar, bu durumdaki modern kölelerin yüzde 75'inin iş yerlerinde psikolojik tacizlere hedef olduklarını ve üçte birinden fazlasının da fiziksel işkenceye tabi olduklarını gösteriyor" hatırlatmasında bulundu.
teklifiymiş. Zor durumda oluşunu, alınteriyle çalışabileceği bir işe ihtiyaç duyuşunu böylesine pervasızca kullanmaya çalışmaları karşısında hırsından ağlamış. Gün boyunca telefonların ardı arkası kesilmemiş ama. Hatta bir tanesi, yaşının genç olduğunu öğrenince, "Bu yaşta, bu paraya yardımcılık mı yapılır? Bak Almancan da iyi değil, sen bana gel…"demiş.

“Hayatımda hiç bu kadar aşağılanmış hissetmemiştim kendimi” dedi arkadaşım.
Kendi ülkemde iyi bir derece ile üniversite bitirdim. Üç dil biliyorum. Almancayı da öğrendim. Ama bunlar burada hiçbir şey ifade etmiyordu, hala işsizdim. "Alınterimle olduktan sonra hiçbir iş ayıp değildir" diyerek gazetelere temizlik, çocuk ya da yaşlı bakıcılığı için ilan verdim, neyle karşılaştım! Anlatamayacağım kadar zoruma gitti. Günlerce kendime gelemedim.
“Kimler arıyor daha çok, göçmenler mi Almanlar mı?” diye sordum. “Yabancılar hiç aramazlar, onların genellikle parası yoktur. Orta yaşlı Almanlar ararlar” diye yanıtladı.

Öylesine şaşkındım ki, çocuk saflığında bir soru daha soruverdim “Neden böyle yapıyorlar ama? Bu ülkede fuhuş yasak değil ve resmi yollardan istediklerini yapabilirler…”

Arkadaşım bu saf soru karşısında hafifçe gülümsedi:Elbette fuhuş yasal. Ama çok pahalı. Onlar da bilir göçmen kadınların genellikle düşük eğitim seviyesine sahip olduğunu, iş bulamadığını, dil problemlerinin olduğunu ve maddi olarak zor durumda olduklarını. Ve ne yazık bazı göçmen kadınların temizlik gibi işlerle birlikte başka işler de yapmak zorunda kaldığını. Bu nedenle bu tür ilanları kaçırmazlar, şanslarını denerler ve resmi olarak fuhuş yapanlara verecekleri paranın çok daha azına göçmen kadınları kullanırlar…

Karşı koymadığın sürece…

“Bu adamlar nasıl bu kadar rahat davranabiliyor peki?" dedim hala inanamayarak.
Dedim ya, bu onlar için çok doğal ve hesaplı. Bu işi yapan kadınlar da var. Arıyorlar, "hayır" cevabını alınca da kibarca "teşekkür ederim, size iyi günler dilerim" deyip telefonu kapatıyorlar. Dedim ya, önceleri sinir krizi geçiriyordum. Hatta bir keresinde, telefonda görünen numaradan adamın evini tespit edip gittik eşimle birlikte. Çok çok sinirlenmiştik. Adam öfkemizi anlayıp "hayır ben aramadım" deyip durdu… Sonra, “alışmak” değil kesinlikle; çünkü bu aşağılama alışamaz insan, ama ciddiye almamayı başardım. Sinirlerimi bozup kendimi harap etmiyorum en azından…
Onurlu, emekçi ellerine baktım arkadaşımın. Göçmen bir kadın olarak bir kez daha ezildi yüreğim. Binlercemizi düşündüm. Hem bir göçmen, hem de bir kadın olarak kat kat fazla eziliyor oluşumuzun acısı çöktü içime. Bir kez daha anladım ki, karşı koymadığın sürece bu sistem posan çıkıncaya kadar her yönden sömürür, sonra da atar seni bir kenara…

Yaşanacak Dünya, Sayı: 29, Aralık 2006