Tiner bu kez okulda patladı

GÜNCEL
Çarşamba, 27 Aralık 2006 (19 yıl 10 ay önce)

Tiner patlamaları organize sanayi bölgelerinin atelyelerinden sonra meslek liselerinin atelyelerine de taşındı. Antep'de tinerle soba yakmaya çalışan 2 öğrenci ağır yaralandı.

Mehmet Rüştü Uzel Endüstri Meslek Lisesi 2. sınıf öğrencileri Adem Y. ve Serkan K. atölyede bulunan sobayı yakmak isterken dökülen tinerin alev almasıyla yüzlerinden feci şekilde yandılar.

Okulda bulunan diğer öğrenci ve öğretmenler tarafından Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi'ne kaldırılan öğrencilerin yüzlerinde ve vücutlarında ciddi yanıklar oluştuğu belirlendi. Her 2 öğrenci yapılan ilk tedavinin ardından genel cerrahi bölümüne sevk edildi.

Geçtiğimiz hafta içinde ise Ankara OSTİM'deki bir imalathanede sobanın yanına bırakılan tiner kutularının patlaması sonucu 18 yaşındaki Eyüp Çınar yanarak hayatını kaybetmiş 2 işçi ise ağır yaralanmıştı.

Antep'de meydana gelen olay Türkiye'de eğitim resminin küçük bir parçası. Devlet sadece 8 sınıflı ilköğretim okullarının yakıt ihtiyacını karşılamayı taahhüt ederken 5. sınıfa kadar eğitim verilen yaklaşık bir milyon öğrencinin eğitim gördüğü 11 bin 770 köy okulu kağıt üzerindeki böyle bir taahhüdün dahi dışına atılmış durumda.

Yaklaşık 25 milyon kişinin yaşadığı 36 bin 527 köyde okullar tezekle ısıtılmaya çalışılıyor.


EĞİTİMİN SIFIR NOKTASI (3)

Songül Demirci ve İpek Çoban, Çağlar ve Hülya gibi kötü eğitime mahkûm.
Ardahanlı dördüncü sınıf öğrencisi Çağlar, dört işlemi yapmakta zorlanıyor. Sekiz kardeşine bakan Hülya da 'Aslında okumayı öğrendik, ama matematik ve İngilizce öğrenemeyeceğiz herhalde' diyor.

Timur SOYKAN
Radikal - 25 Ağustos 2004


Ardahan'da köyler hep aynı manzara ile başlıyor. Köylerin kurulduğu alanların çevresinde dağlar, tepelerce uzanan yemyeşil geniş meralarda kısraklar koşuyor, büyükbaş hayvanlar otluyor, insanlar, oraklarını savurarak hayvanların kışlık yemeklerini topluyor. Bu güzel manzara köye yaklaştıkça sefalete dönüşüyor. Köylere hayvanların ayak izlerinin açtığı çukurlarla dolu çamur deryası yollarla ulaşılıyor. Büyüklü küçüklü taşlar toprak ile tutturularak yapılmış, yarısı çamura gömülü, çatısız evlerden oluşuyor.

Bahçeleri ise tezek kalıpları dolduruyor. Ardahan'ın verimsiz topraklarında hayvan dışkısı gübre değil yakacak olarak kullanılıyor.

Tezek dondurucu ve uzun kışlarda köylülerin yegâne yakacağı. Kış boyunca ahırlarda biriktirilen tezekler, yazın tuğla büyüklüğünde kalıplara bölünüyor. Bütün köylerde evler tezek tepelerinin ardında kalıyor. Tezek kalıplarından kışın yakılacak bahçe duvarları örülüyor.

Su gibi en temel ihtiyaçlar da Ardahan köylüleri için önemli bir sorun. Çoğunluğunda tek bir çeşme bulunuyor. İnsanlar, gün boyunca su taşımak zorunda. Tek geçim kaynağı, büyükbaş hayvanları. Ama onların evlerinin sofrasında et çok nadir oluyor.

Bütün bu koşullardan kaçışı ise köylerdeki harabe görünümünde onlarca ev anlatıyor. Köylerdeki yaşam, göç edenlerin artlarında bıraktıkları ev ve ahır kalıntıları arasında sürüyor. Göç etmeyip kalan aileler ise hep kalabalık. Karamsar tablonun içinde sefaletin en acıklı manzarası da çocuklar, oluyor. Köylerin en güzel binaları olan okullar ise bir umut değil, sorunlar yumağı olarak anılıyor.

Dersler 10 dakika sürüyor
Bütün köylerin eğitim sorunu aynı. Birini öğrenmek diğerlerini anlamaya yetiyor. Arıkonak, Ardahan'ın Hanak ilçesine bağlı. Öğrenim döneminde her gün 25 çocuk, yaşadıkları yoksulluğun içinden köy okuluna geliyor. 1939 yılında inşa edilen Arıkonak Köy Okulu'nun zemini ahşap, duvarlarındaki sıvalar nemden dökülüyor. Bir köşede küçük Atatürk büstü duruyor.

Okul kış aylarında ısınmıyor, çocuklar paltoları ile nefesleri dumana dönüşerek dersleri dinliyor. Bütün köylerde olduğu gibi sobalarında tek yakacakları, köylülerin okula taşıdığı tezek.

Ama eski binayı ısıtmaya yetmiyor. Dersliğin kapısında 1., 2., 3., 4., 5. sınıflar yazıyor. Aslında okulun iki sınıfı daha bulunuyor. Ama sınıfları paylaşacak başka bir öğretmen yok. Tek öğretmen hepsi ile ilgilenmek zorunda. Oysa içlerinde beş 1. sınıf, yedi 2., sekiz 3., iki 4. ve üç 5. sınıf öğrencisi bulunuyor. Öğretmen bir ders saatinde her sınıfa 10'ar dakika ayırabiliyor. Birinci sınıflar için heceleri tahtaya yazıp, ödev verirdikten sonra ikinci sınıflara imla kurallarından bahsetiyor, 10 dakika sonra üçüncü sınıftakilerin dersi başlıyor. Bu karmaşa içerisinde çocukların temel eğitimleri çok yetersiz kalıyor.

Bir yıldan fazla kalan yok
Ama öğretmenin olduğu günler, köyün mutlu zamanları. Aylarca öğretmenin gelmediği ve okul kapısının kilitli kaldığı zamanlar oluyor. Son beş yılda köyde bir yıldan fazla kalan öğretmen yok. Aylarca kar altında kalan Arıkonak'a rapor alarak gelmedikleri sıklıkla oluyor. Yeni öğretmenin atanması süreci nedeniyle aylarca dersler boş geçebiliyor.

Lojman, sadece yatak bulunan bir oda. Duvarlarda nemin kara izi her mevsim duruyor. Kar, okulun yarısını örterken tezek yakılan soba, çoğu zaman ısınmak için yeterli olmuyor. Tuvaletse dışarıda. Öğretmen kar altında bir elinde fener, diğerinde bidonla tuvalete gitmek zorunda. Bu tablo her yıl onlarca çocuk ve bir öğretmenin ağlayarak vedalaşmasıyla sona eriyor. Sonra aynı yoksul macerayı yaşayacak başka bir öğretmen köyün, çamur yolunun başında görünüyor.

Sekiz yıllık zorunlu eğitime geçildikten sonra köyde 5. sınıfı bitiren çocuklar, en yakın belde Ortakent'teki okula minibüs ile taşınıyor. Bu okulda da dersler boş geçiyor, öğretmenler değişiyor. Köy çocuklarının doktor, öğretmen olma hayalleri erken bitiyor.

Çağlar bir doktor olabilse...
Doktor olmak isteyen milyonlarca çocuktan biri; 10 yaşındaki Çağlar Keskin. Babasının hayvanları olduğu için köyün şanslıları arasında. Yine de büyük bir yoksulluk içinde. Dersleri olmadığı zamanlarda, hayvanların bakımında babasına yardım ediyor. Kışın yakacakları olacak tezeklerin hazırlanmasına, küçük elleri ile yardım ediyor.

Çağlar'ın hayatı boyunca hiç unutmayacağı bir öğretmeni olmayacak gibi. Çünkü dört yıllık kısacık okul hayatında bile dört öğretmen değiştirdi Son öğretmeni de evlenerek bu yıl başka bir kente tayin oldu. Çağlar dört işlemi yapmakta çok zorlandığını anlatıyor.

Sekiz kardeşine bakıyor
Hülya Demirci'nin, kendisinden küçük sekiz kardeşi var. Kardeşlerini yoksul sofralarında o besliyor. Çünkü annesi, hayvanlar ve ev işleri ile ilgilenmeli. Hülya bu sene 4. sınıfa geçti. Ama ne sınıfı değişecek ne de öğrenciler. Sadece öğretmen başka biri olacak. Hayali öğretmenlik. Ama onun dünyası için bu çok zor. Utana sıkıla "Aslında okumayı öğrendik. Ama matematik, İngilizce hiç öğrenemedik. Öğrenemeyeceğiz herhalde" diyor.

Köyün muhtarı Özay Balcı ise "Birleştirilmiş sınıfta çocuklarımız öğrenemiyor. Taşımalı eğitim ile 5. sınıf sonrasına gittiklerinde de başarısız oluyorlar. Daha iyi okumayı öğrenemeden bakıyorsunuz, çocuk 8. sınıfı bitiriyor" diye konuşuyor. Hakkâri'de de 195 birleştirilmiş sınıflı ilköğretim okulu bulunuyor.

'İbrahim öğretmen çok uğraştı'
Küçük köyde bugün geçmişi aratıyor. Köyün yaşlıları, kendileri ile aynı okulda öğrenim gören köyün öğrencilerine üzülüyor. 1953 yılında aynı yine Arıkonak Okulu'nda öğrenci olan 63 yaşındaki Latif Çiftçi "Bizim o zamanlarda üç sınıfımız da doluydu. Üç öğretmenimiz vardı. Biri her gün 10 kilometre yürüyerek gelirdi. Onun adı İbrahim'di. Bizim köy için çok uğraşmıştı. Şimdi gelen kaçıyor. Biz 50 yılda hep geriye gitmişiz" diyor.