Zarrab, Kılıçdaroğlu ve yeni perde

Gerek Kılıçdaroğlu'nun açıkladığı belgeler gerekse Zarrab burjuva iktidar bloku için yeni bir perdenin açıldığını gösteriyor

GÜNCEL
Çarşamba, 29 Kasım 2017 (8 yıl 4 ay önce)

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Tayyip Erdoğan’ın çocuklarının, kardeşinin, dünürünün, eniştesinin ve eski özel kalem müdürünün Man Adası Devleti’nde 1 sterlin sermayeyle kurulan ve Türkiye’de de şubesi bulunan Bellway Limitet Şirketi üzerinden dışarıya transfer ettikleri paralarla ilgili açıklamaları, AKP cenahından “darbe girişimi” olarak karşılandı.



 



AKP’nin kadrolu avukatı gibi davranan Bekir Bozdağ hışımla,”Kılıçdaroğlu sahte belgelerle konuşuyor, iftirasının hesabını yargı önünde verecektir” dedi. Medya cephesi, tüm bir sözcüler camiası hep bir ağızdan “iftira, iftira, iftira” çığırtkanlığına girişti. Paronaya düzeyinde komplolar kuran Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, köşesinden Kılıçdaroğlu’nu bizzat tehdit ederek, “Bu bir darbe girişimidir. Kılıçdaroğlu’nun durduğu yer işte o çokuluslu darbecilerle aynı yerdir. FETÖ yerine o ikame edilmiştir. Öyleyse Kemal Kılıçdaroğlu yeni darbe girişiminden açıktan sorumludur, sorumlu tutulacaktır” dedi.



 



Belli ki Kılıçdaroğlu’nun da şimdiye kadar susarak elinin altında tuttuğu dosyaları deşifre etmesi için ortam uygun hale geldi. Tehditlere ve AKP cenahının neler yapabileceğine aldırmadan bu dosyaları şimdi deşifre etmesinin başka nasıl bir açıklaması olabilir?



 



Hemen ardından günlerdir hop oturulup hop kalkılan Zarrab’ın itirafçılaştığı resmi belgeyle de ortaya çıkarak netleşti. ABD’li savcı Cavid Denton’un dünkü duruşmada Zarrab’la ilgili ettiği “Türk yetkililere ayakkabı kutularına konulan paralarla nasıl sus payı verildiğini anlatacak” sözleri bile bu davanın sonrunu “milli soruna” dönüştüren AKP açısından nasıl bir demoklasin kılıcına dönüştüğünü açıkça gösteriyor.



 





 



Dünkü duruşmada söz alan savcı David Denton, kendileri lehine tanıklık yapacağını söylediği Zarrab’ın “Türk yetkililere ayakkabı kutularına konulan paralarla nasıl sus payı verildiğini anlataca(ğını)” belirtti. Denton, Zarrab’ın “İran’la petrol karşılığı altın ticareti” adı altında kurulan ilişkileri anlatacağını, bu ilişkinlerin ortaya çıkmasının İran ve Türkiye bankaları tarafından nasıl engellendiğini belirtti.



 



Öte yandan davaya bakan hakim Richard Berman yaptığı açıklamada davada yargılanan tek ismin eski Halkbank yöneticisi Mehmet Hakan Atilla olduğunu belirtti. Bu arada burjuvazinin o kiri dünyasına has başka bir satış da gündeme geldi. Atilla’nın avukatları, iddianamedeki diğer sanıklardan Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın Zarrab’dan rüşvet aldığını ileri sürdü. Dahası müvekkillerinin “suçsuz” olduğunu savunarak “Reza Zarrab’ın yolsuzluklarının mağduru” olduğunu iddia etti.



 



Zarrab’ın ABD’de de kirli ilişkilerini sürdürdüğünü öne sürerek “Yüksek makamlara ayakkabı kutularında rüşvet yollayan Atilla değil Sarraf'tı. Sanık sandalyesinde oturması gereken Reza Zarrab" diye konuştu. Avukatlar ayrıca, iddianamedeki diğer sanıklardan Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın Zarrab’dan rüşvet aldığını ileri sürdü.



 



Sözün kısası dünyada-bölgede-içerde yaşanan ekonomik-siyasi çok boyutlu-katmanlı karmaşa ve kriz ABD emperyalizminin bu (Türkiye) “stratejik ortağı!” için normal koşullarda (!) bir şekilde hasıraltı edilecek bu devasa yolsuzluk ve hırsızlık dosyasını şu ya da bu biçimde çok yönlü bir kullanım aracına dönüştürüyor. 17-25 Aralık 2013’te patladığında bir şekilde denetim altına alınarak burjuva iktidar blokunun tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılan dava, şimdilerde daha ciddi pazarlıkların-şantaj ve gerekirse ötesine geçirilecek derinleştirilmiş bir krizin aleni aracı olarak kullanılmaya başlandı.



 



Bu krizin işçi ve emekçiler lehine sonuçlanmasıysa burjuvazi içi dalaşların izlenmesiyle sözkonusu olamaz. Derinleşen krizin emekçiler cephesinden yükselecek toplumsal mücadele cephesinin açılmasıyla bu gerçekleşebilir. Bu olmadığı sürece benzer nice krizi şu ya da bu şekilde aştıkları gibi bunu da aşarlar.