Buralarda havalar tecrit gibi soğuk geçiyor. Tüm bu baskının nedeni, direnç yanımızın teslim alınmak istenmesidir
Edirne F Tipi'nden Zeynel Firik adlı tutsak İzmir Cezaevi İnsitifi'ne hayati tehlikeye karşı tedavi hakkının gasp edilmesini üstüne hücre cezası verildiğini faşizme yetmeyen tüm bunların arından bir de infazının yakıldığını bildiriyor. Ağrı ve Sincan'dan gelen son mektupların üzerine bu mektubu da bir eylem çağrısı olarak yayınlıyoruz:
Sevgili İCİ Ailesi Merhaba;
Sizlerin yürek sıcaklığını taşıyan değerli satırlarınızı tekrardan almanın sevinciyle, öncelikle kucak dolusu sevgi ve selamlarımızı gönderiyor, iyi olmanız temennisiyle sevgiyle kucaklıyor ve öpüyorum.
BURALARDA HAVA TECRİT GİBİ SOĞUK!...
Buralarda havalar tecrit gibi soğuk geçiyor. Ama içimizdeki sevgi ırmağı, Balkanların soğuğuna karşı daha da güçlü. Hele birde canların yüreğinin yanı başımızda olduğunu bilmek, hissetmek, Sibirya’nın soğuğu olsa ne fayda…
AMELİYAT OLMAM GEREK AMA DEVLET HASTANESİNDE MAHKUM KOGUŞU YOK.. DİĞERLERİDE GÜN VERMİYOR… YAPTIĞIM SUÇ DUYURULARI SONUÇSUZ KALIYOR
Daha öncede bahsini ettiğim kolumdaki cisim nedeniyle gitmiş olduğum devlet hastanesinde çekilen film neticesinde ameliyat olmama karar verilmişti. Devlet hastanesinde mahkum kabul yeri olmadığından, Edirne Tıp Fakültesi'ne sevkim yapıldı. Burada da yapılan muayene sonucunda ameliyat olmam gerektiği söylendi ve sonbahara gün vermek istendi. Muayene eden doktor; “bir de başkan’a sorayım ona göre tarih vereyim” dedi gidiş o gidiş oldu. Gün verilmeden yeniden hapishaneye getirildim. Bu durum 2-3 defa tekrarlandı. Bunun üzerine her iki hastane hakkında suç duyurusunda bulundum. Aylar sonrasında valiliğin yapmış olduğu kavuşturma sonucunda kavuşturmaya gerek olmadığına karar verilmiş ki kararın ilginç yanı doktorların ameliyat olmam gerektiğini söylemelerine rağmen, valiliğin kendisini doktor yerine koyup hayati olmadığını söylemesi ilginç. Ki gerekçeli kararda tamda keyfiyetin bir ürünü. Bu kararı yollayacağımdan, gerekçelerini geçiyorum.
Son olarak sizlerin başvurusu neticesinde hastaneye götürüldüm. Git-gelden başka bir şey olmadı. Yaşanan bu durum tamamıyla bir zihniyetin ürünü olduğundan, tedavi olamıyorum-ettirilmiyorum. Benimkisi hayati bir şey olmasa da, ağır olan ve ciddi sorunları olan bir çok arkadaşında çeşitli gerekçelerle tedavisi engelleniyor.
HÜCRE CEZASI DİYE İNSANİ DOĞAL HAKLARIMIZ KARŞILANMIYOR
Yakın bir süreç önce “havai limanlarında” (HÜCRE CEZASI) tatil yapmamız için beni ve Erol’u apar topar götürdüler. Götüren onlarken, en doğal insani gereksinimlerimizi de karşılamadılar. Günlük havalandırma saatimiz olan 1 saati de keyfi bir şekilde arama dayatmalarından gasp ettiler. Mektup - ziyarette cabası. Tabii ki tüm bu keyfi uygulamaların nedeni, direnç yanımızın teslim alınmak istenmesidir.
BU YOLLA İNFAZIMI DA YAKTILAR…
Bu yetmiyormuş gibi kendini kendi hukukların üzerinde gören idare; üç’ten fazla hücreye alınmış olmamdan dolayı, infaz’ımı yakarak ödüllendirmiş(!) oldular beni.
PARAMIZLA ALDIĞIMIZ CEK PASI FAZLA DİYE ARAMADA ALDILAR!
30 Kasım günü genel arama yapıldı. Aramada, daha önce paramızla aldığımız çek pas fazladır gerekçesi ile alıp götürdüler. Çek pas sapını, belim ağrıdığından faraşın sapına bağlamıştık. Böylece, eğilip kalkmada fazla bir sorun olmuyordu. Ama, personel bir şeyler alma derdinde olduğundan, itirazlarımı profaktörce yaklaşımlar sergileyerek tartıştık. Bu tartışma personelle yaşanırken, aramadan sorumlu olan subayın hakkımda tutanak tutulmasını istedi ve de tutuldu. Muhtemelen açılacak soruşturma sonucunda, hücre cezası verebilirler. Keyfiyetin kol gezdiği bu yerlerde, her daim dirençte bizlerin meşru hakkı olmaya devam edecektir.
Sevgili canlar, bizler moral olarak iyiyiz. Bilinen hapishane monoton yaşamının rehavetine kapılmadan, okuyup yazıyoruz. Erol’da sizlere yazdığı için, soruna kısaca yanıt vereyim. Bildiğim kadarıyla sizlere 2-3 defa yazmıştı. Yanıt alamadığından, sohbete ara verdi. Birlikte kalıyoruz sorun yok. Yine de her ihtimale karşı mektubu sizlere ulaşmamışsa, selam ve sevgilerini iletmiş olayım. Genel olarak bir değişiklik olmasa da uzun bir aradan sonra gazetemizi bu ay alabildik. Biliyorsunuz öncesinde her gelen dergiyi çeşitli gerekçelerle vermiyorlardı.
Yeni kantine gelen yeni malzemelerin normal fiyatından iki kat pahalı olması, yolunacak kaz misali anlayışı güdülmektedir. Sebzelik-salata tahtası, prit, daksil, küçük makas, ayakkabılık vs. şeyler. Öncesinde tehlikeli malzemeler statüsünde görülüyordu!!! Şimdi ne oldu da bu kapsamda çıktı? Unutmadan C.Demir’in sürgün kitabı geldi. Henüz okuyamadım. Muhtemelen yüreklerimizi Dersim’in engin patikalarında gezdirecektir.
03/12/2006
SEVGİ, DİRENÇ VE UMUTLA KALIN…
SEVGİLERİMLE
ZEYNEL FİRİK
Edirne F tipi hapishanesi
EDİRNE