Vergi cennetlerinde milyarları aklayıp vergileri sıfırlayanlar asgari ücrete sıfır zam düşünüyor
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 2018 ücretinin belirlenmesi için yaptığı ilk toplantıdan sonra açıklamalar yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, AKP’li yıllarda asgari ücretin nasıl arttığından dem vurup, kendi soyguncu politikalarına övgüler dizerek açtı perdeyi. Açıklamalarının can alıcı noktasıysa işçilerin de patronların da fedakarlık yapması gerektiği oldu.
Sarıeroğlu, bu “fedakarlıktan” neyi kastettiğini ya da 2018 için ne düşündüklerini anlatmak yerine, Eylül ayından beri uygulamaya konulan yeni vergi kesintileri nedeniyle işçilerin yaşadıkları kayıpları telafi edeceği iddia edilen torba yasa tasarısına övgüler dizdi. Sarıeroğlu’nun bu yaklaşımı bile “biz asgari ücrette zam düşünmüyoruz, sadece bazı vergi kalemlerinden vazgeçeceğiz” anlamına geldiği açık.
Kısacası Sarıeroğlu’nun “Biz vergi kalemlerini düşürüyoruz siz de başka bir şey istemeyin” mealine gelen sözlerinin yaşamdaki karşılığının, temel tüketim kalemlerine ve diğer harcamalara bindirilen zamlar olacağı açık. İşçiye yapılan 100 TL’lik zammı bile patronlara doğrudan ödeyen (katkı payı diyerek!) devlet, şimdi de işçiye “ücretinizden vergi kesmeyeceğim ama bunu da burnunuzdan fitil fitil getireceğim” demeye getiriyor.
Nitekim lüks tüketim maddelerine değil asıl olarak emekçinin temel tüketim maddelerine ardı ardına yapılan zamlar bu perdenin ilk sahneleri. Bunun suya-elektriğe-doğal gaza bunları geçtik iğneden ipliğe nasıl bir zam sağanağıyla bize geri döneceğini varın siz düşünün.
Kaldı ki asgari ücretten kesilen bazı vergilerden vazgeçseler bile işçinin eline geçecek paranın aşağı yukarı bin 500 TL olacağı da ortada. İstanbul gibi kentlerde en düşük kiranın binlere yaklaşan rakamlarla başladığını, ulaşımın, beslenme ve ısınmanın cepleri yakan faturaları oluşturduklarını düşünecek olursak patronlar ve hükümetlerinin bizimle nasıl bir dalga geçtiklerini de net olarak görürüz.
2017 asgari ücreti brüt olarak bin 777. 50 kuruş. Bundan kesilen vergi dilimleriyse şunlar:
SSK primi yüzde 14: 248.85 TL
İşsizlik sigortası fonu yüzde 1: 17:78 TL
Gelir vergisi yüzde 15: 93.32 TL
Asgari geçim indirimi: 133, 33 TL
Damga vergisi yüzde 07,59: 13,49 TL
Kesintiler toplam: 373,44 TL
Net asgari ücret: 1.404.06 TL
Şimdi hükümet ve patronlar aslında bu kalemlerin bazılarının üzerine çizgi çekmeyi, onları da başka yollrla yine bizim cebimizden çekip almayı tasarlıyorlar. Man Adası’nda, Malta’da vergileri sıfırlayanlar, lüks tüketimden neredeyse vergi almayanlar, gözlerini işçinin gözünün içine baka baka onun cebinde kalan son kuruşa dikiyorlar.
Bir “savaş bütçesi” olduğunu ilan ettikleri 2018 bütçesini asıl olarak bizim cebimizden daha fazla nasıl çekeriz, verdiğimizi kuruşu kuruşuna nasıl geri alırız hatta borçlandırıp ebedi köleler haline getiririz planları yapıyorlar.
Metal işçisine 3 yıllık sözleşme dayatıp, hastalık-istirahat haklarını gasbetmeye göz diken; “eşit işe eşit ücret” balonuyla tüm bir işçi sınıfına asgari ücrete boyun sunmayı buyuran metal patronlarının bu küstah tutumlarının arkasında da sınıfa karşı kolektif savaş seferberliğine girişmek konusundaki hemfikirliliktir.
“Fedakarlık” çağrısı yaparak işçiyi aslında en fazla net bin 500 TL’lik zamma boyun sunmaya davet eden Sarıeroğlu, 2018 için ne düşündükleri konusunda başka renk vermezken açlık ve yoksulluk rakamlarıysa çok açık. Şu anda asgari ücret 133 liralık Asgari Geçim İndirimi (AGİ) dahil, net 1404 lira olarak uygulanıyor. Sarıeroğlu buna en fazla 100 TL daha ekleyeceklerini ima ediyor. Oysaki sadece Türk-İş’in açıkladığı son rakamlara göre ise 4 kişilik bir ailenin sadece gıdadan oluşan açlık sınırı 1567 lira, gıdayla birlikte kira, giyim, elektrik, sağlık gibi temel ihtiyaçlarını içeren yoksulluk sınırı ise 5105 lira.
Asgari ücret tüm bir işçi sınıfının ücret skalasının belirlenmesinin temel ölçütlerinden biri. İşçi ve emekçilerin bütünü açısından kolektif bir hayat-memat meselesi… O nedenle de sendika bürokratlarının gevelemelerine bırakılmayacak, patronların devletinin onlar adına bizden alarak önümüze attığı kırıntılara razı olunmayacak önemde bir mücadele konusu.
Yeni bir krizin beklendiği, iğneden ipliğe her şeye zam üstüne zammın yapıldığı, işsizler ordusunun büyüyeceği, sıcak para musluklarının politik-ekonomik nedenlerle sınırlanacağı bu koşullarda “sizin krizinizin, savaşlarınızın, yayılmacı planlarınızın, vergi cennetlerinde akladığınız, vergilerden kaçırdığınız paralarınızın faturasını biz ödemeyeceğiz!” demek tarihsel bir zorunluluktur.