Asgari ücret tespit komisyonu 2. toplantısı da yapıldı, rakam üç aşağı beş yukarı belli=sefalet
İşçileri Türk-İş’in, patronları TİSK’in temsil ettiği ve yine patronların temsilcisi olan hükümetin de içinde yer aldığı Asgari Ücret Tespit Komisyonu (AÜTK) 2. toplantısını bugün Türk-iş Genel Merkez binasında gerçekleştirdi.
1 Aralık’ta gerçekleşen ilk toplantıdan önce TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen asgari ücret çıtasının neye göre belirlenmesi gerektiğini buyurmuştu. Ona göre 2018 yılı asgari ücret tespit çalışmalarında enflasyonun tek belirleyici olmaması gerekiyordu. “İşsizlik oranları, verimlilik artışı, küresel, ekonomik ve siyasi gelişmeler, ekonomik riskler, rekabet gücü gibi belirleyici diğer değişkenler de dikkate alınmalı(ydı)”. “Milli seferberlik” tiratlarının her an daha yüksek volümlerle tekrarlandığı bu koşullarda kar oranlarını büyüten patronlar cephesi her zaman olduğu gibi işçiden fedakarlık istiyordu.
Bugün yapılan 2. toplantıya katılan TİSK Genel Sekreteri Akansel Koç’sa sesini daha fazla yükseltti. Kendisine DİSK’in asgari ücret için zikrettiği 2 bin 300 TL rakamı hatırlatılınca onun bir sendika olduğunu da “unutarak”, “Tabi çeşitli siyasi çevreler de açıklamalar yapıyor. Bu tür açıklamalardan rahatsızlık duyuyoruz” deyiverdi.
En büyük patronlardan Koç Holding’in sadece ilk 9 ayda yüzde 54 oranında kar ettiği, milli gelirin yüzde 11 oranında arttığı havalarının atıldığı bu koşullarda onların toplamını temsil eden TİSK böyle buyuruyordu.
Ya devlet? O cephe de asgari ücret asıl olarak patronlara verilecek katkılar üzerinden tartışılmaya ve bu yaklaşım meşrulaştırılmaya devam ediyor. Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder’in toplantıdan sonra yaptığı açıklama bunun tipik ifadesidir. Önder, TÜİK'in asgari geçim standardını belirlediğini söyledi. Sanki bu onlar için ölçütmüş gibi. Ölçüt olsaydı aynı TÜİK geçen yılki rakamı da bin 600 TL olarak belirlemişti. Ama olan ortada, bin 400 TL. Ki o da seçimlerin yüzü suyu hürmetine yapılan 300 TL’lik zamla birlikte böyle oldu.
Fakat Önder’in konuşmasının bam telini dediğimiz gibi yine patronları rahatlatmak oluşturdu. Teşvik ve katkılara devam edeceklerini söyledi Önder… Bunun mealinin “Asgari zam da yapsak onu kuruş kuruş işçinin cebinden çekip geri size ödeyeceğiz” olduğunu biliyoruz.
Ya Kasım ayı için “Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.567,45 TL, Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 5.105,71 TL oldu. Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 1.948,56 TL olarak gerçekleşti“ diyen Türk-İş açısından durum farklı mı?
Dört kişilik bir aile için sadece gıda harcamaları için bin 567,45 TL gerektiğini tespit eden Türk-İş bugün yapılan toplantıda talep ettikleri rakamı açıkladı: TÜİK'in 2018 yılı için açıkladığı asgari geçim standardı. Yani bin 893.90 TL.
Bu rakamı açıklayan Türk-iş Genel Başkanı Ergün Atalay bir de bizzat kendi açıkladıkları verileri “unutarak” “Bize bunu versinler, altına imza atalım” dedi.
İşçilerin-patronların ve hükümetin bir araya geldiği ama toplamının PATRONLAR olduğu bu bileşimin yapacağı toplantılar ve o toplantılardan çıkacak sonuçlar üç aşağı beş yukarı belli kısacası. Asgari ücret en fazla bin 500-600 TL civarında bir rakamla sabitlenecek. Ama bunu bile istemeyen patronların ihya edilmesi için yapılacak ödemelere-katkılara gereken paralar yani vergiler hiç öyle sabit kalmayacak!
Bu arada yoksulluk sınırını 5 bin 105,71 TL olarak açıklayan fakat asgari ücret için “versinler bin 893 TL’yi altına imzamızı atalım” diyen Atalay’ın yine işçinin cebinden kesilerek patronlara verilecek hibelere-desteklere onay verdiğinin de bizzat Genel Müdürü Nurcan Önder’in açıklamasıyla faş olduğunu hatırlatalım.
İşçi sınıfının örgütsüzlüğü üzerinde tepinen bu ağaların asgari ücret konusunda da asıl olarak patronların “fedakarlık” telkinlerine kulak vereceklerini aşikar. Zaten bundan olsa gerek işçilere önden bir “sus payı” açıklaması yapma ihtiyacı duydular. Atalay, sanki lütufmuş gibi demiryolları, madenler, limanlar gibi Kamu İktisadî Teşebbüslerinde (KİT) çalışan işçilerin kadroya alınmasına ilişkin sorunun da çözüldüğünü açıkladı.
Kısacası bugün ikincisi yapılan AÜTK toplantısının sonucu belli. Anlaşma sağlanmış aslında. Pazarlık daha doğrusu işçiye pazarlama eşantiyonu olarak da KİT işçilerinin de 4D statüsüne alınacağı olmuş.
Tüm işçi sınıfını ilgilendiren asgari ücret; enflasyonun alıp başını gittiği, vergi üstüne verginin bindirildiği/bindirileceği, işsizliğin sahte istihdam modelleriyle bile bir tık aşağıya çekilemediği bu koşullarda asgari ücret tek bir kişinin bile yaşamasına yetmeyecek o rakamlarla belirlenecek.
İşçi sınıfı seyirci kaldığı sürece de bu böyle devam edecek.