Türkiye işbirlikçi burjuvazisi içersindeki güçler mücadelesi kızışıyor. Artçı sarsıntılar POAŞ düzeyinde dev vurgunlara evrildi.
Türkiye işbirlikçi burjuvazisi içersindeki güçler mücadelesi kızışıyor. Medya ile hükümet arasındaki “kirli dosya savaşları” da bu güçler mücadelesinde önemli bir yer tutuyor. Medyanın yüzde 60'ını elinde tutan Doğan Grubu, son dönemlerde üst üste Yimpaş, Acarkent ve Cevahir dosyalarını açarak AKP Hükümeti'ni epey bir tartaklamıştı. Medya savaşlarında Doğan Grubu'nun müzmin rakipleri olan Çukurova ve Ciner gruplarına yaslanmaya çalışan AKP Hükümeti'nin yanıtı da gecikmedi.
AKP Hükümeti önce Ağustos ayında uygulamaya başladığı akaryakıt şirketlerine ceza uygulamasını Doğan Grubu'nun ortağı olduğu POAŞ'tan darbelemeye doğrulttu. POAŞ'a kesilen 1 milyar 670 milyon YTL düzeyindeki cezaların yürürlük tarihine gelmesiyle, POAŞ'tan başlayarak Doğan Holding'in borsadaki tüm hisseleri sarsıldı. Borsa Yatırımcıları Derneği'nin büyük zarara uğrayan küçük yatırımcıları Doğan Holding'e dava açmaya yönlendirmesi de bunda etkili oldu.
Doğan Grubu bir takım rezervlerini ve “ilişkilerini” devreye soktuğu manipülasyonlarla tam bu sarsıntının üstesinden geliyordu ki, bu kez Sabah gazetesinin POAŞ'ın dev çaplı vergi yolsuzluğu dosyasını açmasıyla, borsa yine tepetaklak oldu. POAŞ'ı alıp onunla birleştirilen İş-Doğan Petrol Yatırımı şirketinin, bu karanlık operasyonda yaptığı 1.2 milyar YTL'lik (cezalarıyla birlikte 3 milyar YTL'ye yaklaşan) vergi kaçakçılığı, zaman aşımına 4 gün kala patlatılıp Hükümet tarafından Doğan Grubu'na tebliğ edilince, grubun borsadaki şirketleri ağır bir darbe daha yemiş oldu.
Türkiye'nin en büyük ikinci özelleştirmesi olan Petrol Ofisi'ni İş Bankası ve Doğan Holding ortaklığı, bir medya grubunun ihaleye girebilmesi için çıkartılan özel yasayla ve gerçek değerinin yarısına almıştı. Koç Grubu ise girdiği POAŞ ihalesinden “nasılsa rakiplerime değil, bize çalışacak” diye çekilmişti. İhaleden 10 milyon dolar farkla çekilen Koç Grubu (sonra TÜPRAŞ'ı aldı) ile Doğan Grubu arasında medyanın yanı sıra enerji sektöründe de bir “müvazaa anlaşması” olduğu söylentileri yayılmıştı. Doğan Grubu'nun Koç'un otomobil bayisi iken hızla yükselişe geçmesi ve Koç'un kirli işlerinde örtü olarak kullandığı, ilk 10'a giren en büyük holdinglerden birine dönüşmesi iyi bilinir. Nitekim Aydın Doğan da bunu açıkça “Koçlar asıl imparatorluk. Koçlar beni koruyabilir” diye belirtmekten geri kalmamıştır.
Doğan Grubu böylelikle hem işbirlikçi tekelci burjuvazinin içindeki güç ve paylaşım dalaşlarında hem de işbirlikçi tekelci burjuvazinin hükümet operasyonlarında önemli roller oynadı. Economist dergisi bile şunları yazmıştı:
Aydın Doğan Türkiye'nin en çok tartışılan işadamlarından biri. Ona kim karşı çıktıysa ayağı kaydı. Necmettin Erbakan hükümetteyken kendini sıkıştıran medya tekeline karşı savaş açmaya kalkmıştı. Başbakanlığı kaybetti. Aydın Doğan bu düşüşü hızlandıracak biçimde yayın yaptı. Saadettin Tantan, Dışbank'ta (Doğan Holding'e ait-bn) bazı yolsuzluklar olduğunu ima etmeye kalkıştı. İçişleri Bakanlığı'nı kaybetti. Aydın Doğan'ın medyayı kullanarak ticari gücünü artırdığını söyleyen ve POAŞ ihalesine fesat karıştırıldığını ileri süren Nazlı Ilıcak'ın milletvekilliği düşürüldü.Doğan Grubu, DSP-MHP-ANAP hükümetinin devrilmesi ve Erdoğan-AKP'nin önünün açılması gibi siyaset mühendisliği operasyonlarının “psikolojik harekat” cephesinde önemli roller oynadı. Aydın Doğan, 3 Kasım seçimlerinden önce medya topları ve “seçim tırları” ile AKP'yi yağlamasının ödülünü AKP Hükümet olduktan sonra ilk ve en yağlı ihaleleri kapmakla aldı. Aydın Doğan'ın ihale takipçisi Ertuğrul Özkök, aynı zamanda TÜSİAD ile Erdoğan arasındaki bağlantıyı kuran Cüneyt Zapsu'dan ilk ihaleyi de alıvermişti. Doğan Grubu, Koç ve İş Bankası müttefiklerinin, Toprak Holding, Uzanlar ve Çukurova Grubu gibi rakiplerini ezmesinde ya da silkelemesinde de çok önemli roller oynadı.