Savaş ve rant bütçesi onaylandı

Bir savaş bütçesi olduğu önden açıklanan 2018 yılı merkezi bütçesi Meclis Genel Kurulu’nda 305 oyla kabul edildi

GÜNCEL
Cumartesi, 23 Aralık 2017 (8 yıl 6 ay önce)

Bir savaş bütçesi olduğu önden açıklanan 2018 yılı merkezi bütçesi Meclis Genel Kurulu’nda yaşanan 12 günlük tartışmaların ardından 305 kabul, 124 ret oyuyla kabul edildi. Yerli-yabancı sermayeye ve silahlanmaya kaynak aktarımlarıyla karakterize olacağı önden açıklanan bütçeyle aynı zamanda emekçilerin gündelik ihtiyaçlarına otomatiğe bağlanmış zamlar (dolaylı vergi) yapılacağı da ilan edilmişti.      



 



2018 bütçesi, 762 milyar 753 milyon TL olarak belirlenmişti. Orta vadeli mali programda da milli gelirin (GSYH) 3 trilyon 446 milyar TL olacağı açıklanmıştı. Onaylanan bütçeye göre ödenekler içinde en fazla payın 203 milyar 780 milyon TL’yle Maliye Bakanlığı’na ayrılması planlanmıştı.



 



İşçi ve emekçilerin eğitim-sağlık gibi temel ihtiyaçlarını kapsayan kalemlerse bu ödenekler içinde devede kulak kalıyordu. Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) 92 milyar 529 milyon TL, Sağlık Bakanlığı’naysa 37 milyar 571 milyon TL ödeneceği belirtilmişti.



 



MEB’in 2018 bütçesinin yüzde 69’unu personel giderleri, yüzde 11’iniyse sosyal güvenlik devlet primi giderleri oluşturuyor. Eğitimin diğer ihtiyaçlarına dönük herhangi bir düzenleme ve bunlara ayrılacak kalemler harcamalar içinde yüzde 20’yi kapsıyordu. Bu yüzde 20’nin de bol bol imam hatip lisesi ve diğer ek “dini-milli” etkinlik ve aktivitelere (dolayısıyla dini vakıflara) ayrılacağını öngörmemekse mümkün değil. Zaten buna dair de epey bir haber de çıktı. Bu düzenlemelerle okul öncesi eğitimin zorunlu ve tam gün yapılacağı vaadinin yerine getirilemeyeceği açık olduğu gibi, bu vaadin de çeşitli yan ödeneklerle dini vakıflar ya da sayısız dini kursa aktarılacak ödeneklerle AKP tarzında “yerine getirileceği” olasılığı yüksek.



 



Bu böyleyken Diyanet için ayrılan bütçeyi anmaya bile gerek yok. Her zaman olduğu gibi kabarık... Ne  de  olsa toplumsal yaşamın yeniden örgütlenmesindeki en önemli adreslerden biri, savaş politikalarını da din sosuyla meşrulaştıracak kurum…



 



“İtibardan tasarruf olmayacağı” anlayışının tüm harcamaların üzerinde bir yerde tutulacağıysa tartışılmaya bile gerek olmayan bir gerçek. Lobicilikte ve pekçok karanlık işte kullanılacak örtülü-örtüsüz ödenekler açısından olduğu gibi….



 



Keza sağlıkta da tablo farklı değil. Daha önceki açıklama ve tartışmalardan da anlaşılacağı gibi sağlık bütçe planlaması asıl olarak özel hastanelerden satın alınan sağlık hizmetlerine, dolayısıyla SGK’ya ve ilaç tekellerine aktarılacak.



 



208 bütçesi aynı zamanda daha önceki bütçelerde rastlamadığımız Kamu Özel Ortaklığı (KÖO) başlığını taşıyan ödenekleri de kapsıyor. Çılgın projelere, bir rant ekonomisi haline gelen yol-köprü-şehir hastaneleri … gibi projelerin yapımına ayrılacağı vaadedilen “garanti ödemesi” şimdilik 6 milyar TL olarak telaffuz ediliyor. Bu modelle yapılan Osmangazi Köprüsü’nün ve Avrasya Tüneli’nin vaadedilen garantisinin şimdiye kadar nasıl ödendiğini biliyoruz!



 



Silahlanmaya ve içerde daha fazla otoriterleşmeye ayrılan kalemlere hiç değinmiyoruz. Keza bunu bizzat kendileri açıkladılar. Dediler ki “bu bütçe bir savaş bütçesi olacak”! Gerek OHAL koşulları gerekse bölgesel politikalardaki kirli karanlık hesaplar emekçinin cebinden kesilen vergilerin şişirilmiş bir savaş ekonomisine aktarılacağı anlamına geleceği açık.



 



Nitekim toplanan verginin yüzde 60’ı dolaylı, yani tüketim üzerinden alınıyor. Türkiye’deki vergilerin önemli bir bölümünün ücretli emekçilerden yapılan kesintilerle karşılandığı dikkate alındığında bu savaş ve sermayeye kaynak aktarımı temel hedefi üzerinden şekillenene bütçenin nasıl bir vergi soygununa dönüşeceğini anlamak zor değil.



 



Bütçe hedeflerinin tutturulması için otomatiğe bağlanmış zamları, genişletilmiş vergi kalemlerini, yükselen enflasyon oranlarını, büyüyen işsizliği düşündüğümüzde 2018 yılının işçi ve emekçiler açısından oldukça zor bir yıl olacağı açık.



 



Hükümetin bakanları üzerinden açıkladığı “savaş bütçesi olacak” ilanının aynı zamanda işçi ve emekçilere dönük bir savaşı içerdiğini görmek ve buna göre tutum almak kaçınılmaz.