Bugünün 'normali'!

Bugünün "normali" öğretmenin racon keseninin makbul görülmesi, "çocuklar ölmesin" diyeninse hapse atılmasıdır

GÜNCEL
Cumartesi, 23 Aralık 2017 (8 yıl 3 ay önce)

Rejim, İçişleri Bakanı sıfatı taşıyan adamın burjuva muhalefet partisinin liderini hedef alarak “sen bittin” dediği, mafya-çete bozuntularıyla iş kotardığı; devletin en tepesine çöreklenmiş bu çetenin başındakinin de “racon kesmekten” bahsettiği vıcık vıcık bir çürüme yaşıyor.  Bu çürüme şu ya da bu şekilde topluma da sirayet ettiği gibi, devletin her kademesinde insanın yüzüne yüzüne vuran çarpıcı boyutlar kazanıyor.



 



Bu çürümüş zamanın en fazla mide bulantısı yaratan kesimlerinden birini de rejimin istediği “öğretmen modelleri” oluşturuyor. On binlerce öğretmenin KHK’larla bir anda ihraç edildikleri bu koşullarda istenen öğretmen modeli de daha bir görünürleşiyor. Bazısı elinde silahla fotoğraf paylaşıyor, bazısı Kürt çocuklarının Kürtçe konuşmalarını yasaklıyor, bazısı kurt işareti yaparak vıcık vıcık bir kafa taşçılık yapıyor. Öğrencilerine cinsel istismar saldırısında bulunanları her gün 3. sayfa haberlerinde okur olduğumuz bir zaman bu…



 



Kürdistan’da sokağa çıkma yasaklarının sürdüğü dönemde ‘Beyaz Show’ isimli programa telefonla bağlanıp “Çocuklar ölmesin” dediği için ‘terör örgütü propagandası’ suçlamasıyla yargılanan ve 1 yıl 3 aylık hapis cezası onanan öğretmen Ayşe Çelik 10 gün sonra bebeği Deran’la cezaevine girecekken; ırkçı-örümcek kafalı-tacizci-mafya kılıklı öğretmenler burjuva eğitim sisteminin stratejik hedeflerine de uygun olarak çoğaltılıyor.



 



Semih Özakça, Acun Karadağ ve daha isimlerini sayamayacağımız on binlerce öğretmen doğruyu ve iyiyi öğretme çabalarının bedelini ihraçla alırken; tüm bu dediklerimizi yapanlar adeta yüceltiliyor.



 





 



İyiler eksildikçe onların yerini alanlar ya da zamanın kendi zamanları olduğunu bilmenin rahatlığıyla tüm pisliklerini kusanlar “öğretmenlik” mertebesini en iğrenç halleriyle tepe tepe çürütüyor.



 



Rejimin başındakinin “raconu ben keserim” dediği bu ülkede bu mafyatik tarz ve yöntemin yukarıdan aşağıya hiyerarşik bir nitelik kazandığına en son Antalya’nın Kaş İlçesi Sütleğen İlköğretim Okulu’nda görevli sınıf öğretmeni Yusuf Akça’nın ailelere kestiği raconla tanık olduk.



 



Çocuklara şiddet uygulayan bu psikopata dair yansıyan görüntüler çarpıcıydı. Kendisine “çocuklarımızı neden dövüyorsun?” diye soran velilere “Hepiniz mahkemeye geleceksiniz. Beni niye şikâyet ediyorsunuz” diye tepki gösteriyordu.



 



Bir velinin, “Çocuğu korkutmuşsun çocuk hala suskun duruyor” sözlerine tehditle karşılık veren Akça, “Ağzını burnunu kırdım mı, doktora gittin mi, hastane raporun var mı? Bundan sonra var ya bu köyde eğer beni şikâyet eden adam varsa onun ben azını burnunu kıracağım” diyordu.



 





 



Üstüne bir de “devir bizim devrimiz” dercesine “İkimiz beraber Kaş mahkemesine gideriz, ben de seni şikâyet ettim. Sen fakirsin ama sen para bulamazsın. Ben dolaşacağım şimdi yalnız başıma. Sen de dolaş. Hadi mezarlığa doğru gidelim bu köyün kıralı sen misin?” tehditleri savuruyordu.



 



Bugünün normali budur…



 



“Çocuklar ölmesin” dediği için Ayşe öğretmenin yeni doğan bebeğiyle cezaevine gitmesidir. Ya da Nuriye Gülmen gibi eğitimcilerin 2 sosyal medya paylaşımı üzerinden cezalandırılmasıdır. “Savaş dursun” diyen yüzlerce akademisyenin görevden ihraç edilmesidir.



 



Ve tabi ki Yusuf Akça gibi böyle racon kesenlerinse el üstünde tutulması… Emin olun ki bugünün normalleri içinde şimdilik açığa alınan Akça yarın bir okula müdür olacaktır.



 



Çünkü hayali kurulan toplum, öğretmen, öğrenci, kadın… rejimin başındakilere benzerlik gösterendir/gösterenlerdir.



 



Fakat tarih de tanıktır ki bu devran böyle dönmez!