Binali Yıldırım 'yalanlarken' doğruladı

Binali Yıldırım paramiliter çetelere koruma zırhı getiren düzenlemeye "çarpıtılıyor" derken bile işin aslını yineledi

GÜNCEL
Çarşamba, 27 Aralık 2017 (8 yıl 3 ay önce)

Paramiliter güçlere saldırma yetkisi verdiği gibi yargı koruması zırhı da giydiren 697 sayılı OHAL KHK’sının 121. maddesiyle ilgili konuşan Başbakan Binali Yıldırım, “çarpıtıldığını” söylediği cümlelerin aslında aynen anlaşıldığı gibi olduğu anlamına gelen açıklamalar yaptı.



 



Burjuva iktidar blokunun koçbaşlığını yapan AKP cenahından ardı ardına yapılan açıklamaların hemen hepsinde aynı “mağduriyet”, “siyasi rant”, “bilinçli çarpıtma”, “siz darbeye karşı değil misiniz?” argümanları kullanılıyor.



 



Fakat her açıklamayla yapılan bu düzenlemenin esas meramı “belirsiz” kavramlaştırmalardan da çıkarak net bir ifade kazanıyor. Yıldırım bunu daha açık sözlerle ifade etti. Bir taraftan “darbe teşebbüsü olasılığ”ı ve “milli iradenin hakim kılınması” gerekçesiyle OHAL’i bizzat kendileri uzatırken diğer taraftan “milli irade 16 Temmuz’da galip geldi” diyerek kendileriyle çelişen (bunda hiçbir zaman beis görmediler!) Yıldırım, "Darbeyi önlemek adına memleketin, milletin geleceği yönünde durumdan vazife çıkaran vatandaş varsa ki oldu 15 Temmuz gecesi, milyonlar sokağa indi. Bu insanları korumak bizim boynumuzun borcudur” diyerek aslında kendi milis güçlerine açıktan “bu düzenlemeyi sizin için yaptık” demiş oldu. “Varsa” ya da “durumdan vazife çıkaran gibi kavramların kendisi bizzat bunun ifadesidir.



 



"Hiçbir düzeltme yapılmayacak, dilinde falan da bir sorun yok" şeklinde buyurgan bir tonla konuşan Yıldırım, üstüne bir de “yazıldığı gibidir” diyerek o “belirsiz” anlatımla güç vermek istedikleri paramileter çetelere ve bunların potansiyel tabanlarına bir kez daha mesaj salmış oldu.



 



Yıldırım, yapılan düzenlemeye karşı çıkan kesimleri “boş konuşmakla suçladığı” o açıklamasında şunları vurguladı:



 




"Bu insanları korumak bizim boynumuzun borcudur"



 



"Darbeyi önlemek adına memleketin, milletin geleceği yönünde durumdan vazife çıkaran vatandaş varsa ki oldu 15 Temmuz gecesi, milyonlar sokağa indi. Bu insanları korumak bizim boynumuzun borcudur. Aksi halde darbelere göz kırpmak anlamına gelir. Darbelere karşı vatandaşın kararlı duruşunu, cesaretini kırmak anlamına gelir. Mesele doğru zeminde ele alınmalıdır."



 



"Kimse başka bir tarafa çekmesin"



 



 "Yapılan düzenleme darbe teşebbüsü ve akabinde meydana gelen olayları önlemek için sokağa inen, hayatına ortaya koyan vatandaşlarımızı korumaya yönelik bir düzenlemedir. Mesele bu kadar açık ve nettir. Kimse başka bir tarafa çekmesin.



 



Bu konuşmaların hepsi boş konuşmalardır, onu açıkça söyleyeyim. Sebebi şu, ülkemizde bir 15 Temmuz darbesi olmuştur, 16 Temmuz günü de darbe girişimi ve akabindeki terör olayları bastırılarak milli irade hakim hale gelmiştir.



 



Ben şunu sormak istiyorum, bu görüşlerini ifade edenler özellikle ana muhalefet partisi darbeye karşı mıdır, değil midir? Darbe zamanı millet sokağa çıkmış, resmi görevli olan, olmayan, ülkesine, bayrağına, vatanına sahip çıkan herkes bu darbeye karşı koymuştur."



 



"Hiçbir düzeltme yapılmayacak, dilinde falan da bir sorun yok"



 



Dolayısıyla darbeye karşı koyan vatandaşlarımızın kanuni koruma altına alınmasından daha doğru bir şey yoktur. Buna karşı çıkmak demek vatandaşlarımıza 'Niye bu darbeye karşı çıktınız' demektir. Hiçbir düzeltme yapılmayacak, dilinde falan da bir sorun yok. Düzenleme, 667-668'deki düzenlemedeki kullanılan hukuki terimlerin tamamen aynısıdır."



 



Darbe zamanı yapılmış bu düzenleme hiç konuşulmuyor, ona yapılan küçük bir ilave, sivillerin de o darbede karşı koyan, darbecilerle mücadele eden sivillerin de korunmasını esas alan bir ilave yapılmıştır. O zaman gündem olmayan, sorun olmayan şey bugün neden gündeme taşınmıştır; bunu anlamak mümkün değil.



 



CHP'nin belli ki darbe konusunda kafa karışıklığı devam ediyor. Başından beri bu darbe teşebbüsüne bir türlü inanmamıştı ve aynı tutumunu belli ki sürdürüyor. Ana muhalefet partisi böyle davranmakla şehitlerimizin kemiklerini sızlatıyor, gazilerimizi ve yakınlarını fevkalade rahatsız ediyor. Bu tutum ve davranış asla kabul edilemez.