AYM 2911 sayılı kanunun bazı maddelerinin iptali istemiyle yapılan başvuruya bol "ama"lı bir kararla yanıt verdi
CHP’li 119 milletvekilinin 2911 sayılı Kanun’un bazı maddelerinin iptali istemiyle yaptıkları başvuruyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi (AYM) yasadaki “toplantı ve yürüyüşlerin güneş batmadan bitirilmesi, genel yollarda yapılamaması ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmaması” hükümlerini iptal etti. Fakat bu hükümleri “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının, ifade özgürlüğüyle yakından ilgili olup, demokratik toplumun temelini oluşturduğu(nu)” vurgulayan mahkeme, kendisiyle çelişerek bu hakkı kullananların da bazı kurallara uyması gerektiğini belirtti.
Dahası, “Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin, tedbirlerin gereği gibi alınmasını güçleştiren yerlerde yapılmasının, kamu düzenini bozucu nitelikleri dikkate alındığında, mahallin en büyük amirine, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılabileceği yer ve güzergahları belirleme yetkisinin tanınmasının, demokratik toplumlarda gerekli olmadığı sonucuna ulaşılamayacağı(nı)” kaydeden mahkeme işçi ve emekçiler lehine gibi görünen düzenlemeyi bizzat kendisi aynı kararda işlevsizleştirmiş oldu.
Hem nalına hem mıhına vuran mahkeme bu kararıyla esasında yasaklı kent meydanlarının toplantı ve gösterilere açılması yasağının devamı yönünde alt çizmede bulunmuş oldu. Keza Taksim ya da Kızılay gibi meydanların toplantı ve gösterilere açılıp açılmamasının inisiyatifini daha önce olduğu gibi yine mülki amirlere bırakmış oluyor. Bu karar hükümetin 1 Mayıs’lar için takındığı tutumun yasal olarak onaylanması anlamına geliyor. Keza her 1 Mayıs’ta benzer gerekçelerle valilik Taksim dışında başka adresler göstermekte, “demokratik hakkın kullanılmasındaki özenini” kanıtlamaktadır.
Bunu belirten mahkemenin hemen ardından “Toplantı ve gösteri yürüyüşü güzergahının, bireylerin mekan seçme konusundaki tercih hakkını aşırı biçimde kısıtlayacak, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılımı caydırıcı hale getirecek veya bu hakkın kullanımını zedeleyecek şekilde belirlenmesi durumunda, buna dair idari kararın, idari yargı yerlerince denetlenerek gerekirse iptal edilebileceğine işaret edilen kararda, "Toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergahını belirleme yetkisinin mülki amire tanınması suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yapılan müdahale ölçüsüz değildir." ifadesi kullanmasının çok da anlamlı olmadığı açıktır.
Kararında devamında da benzer içerikli kendisiyle çelişen, demokratik esneme gibi görünüp esasında eskisini başka bir “ama” ile meşrulaştıran yaklaşım devam etmektedir. Kararın o bölümlerinde şunlar belirtilmektedir:
GÜNEŞ BATTIKTAN SONRAKİ TOPLANTILAR
Kamu düzeni bakımından tehdit oluşturmayan ve barışçıl niteliğini koruyan toplantıların, sırf güneşin batışından sonraki döneme sarkmış olması nedeniyle dağılmasının demokratik bir toplumda gerekli olduğunun söylenemeyeceği ifade edilen kararda, şunlar kaydedildi:
"Bu tür toplantılarda, toplantıya katılanların şiddet içermeyen yöntemlerle düşünce ve kanaatlerini açıklama fırsatı bulmasının, demokratik bir toplumda hoşgörüyle karşılanması gerekir. İtiraz konusu kural, güneşin batmasından önce başlamış olan toplantıların da iletilmek istenen mesajın verilip verilmediğine bakılmaksızın, güneş batış saati itibarıyla dağılmasını zorunlu kılmaktadır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının mahiyeti ve demokratik toplum bakımından önemi gözetildiğinde, havanın kararmasından sonra toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin kategorik olarak yasaklanması, halkın gereğinden fazla sınırlandırılması sonucunu doğurabilecek niteliktedir. Toplantının türü göz önünde bulundurulmak suretiyle, toplantının güneş battıktan sonra devam etmesinin kamu düzenini etkileyip etkilemediği, başkalarının hak ve özgürlüklerini zedeleyip zedelemediği değerlendirildikten sonra yasaklama kararı verilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkin değerlendirme yapılmasına imkan tanınmadan, açık alanlardaki toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin, güneş batmasından sonra devam etmesinin mutlak olarak yasaklanması, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahaleyi orantısız kılmaktadır. İtiraz konusu kuralla, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahale, demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı bulunmamaktadır."
"Güneş batmadan önce dağılacak" hükmünün iptali, karar Resmi Gazete'de yayımlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe girecek.
SES VE GÖRÜNTÜ ALINMASI
Kanunun, 'toplantıların 48 saat öncesinden idareye bildirilmesi' şartını da değerlendiren Yüksek Mahkeme, kamu otoritelerinin alması gereken tedbirlerin mahiyeti göz önüne alındığında, 48 saatlik süreyi makul kabul ederek, kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki dengenin gözetildiğine hükmetti.
Dava dilekçesinde, "Katılımcıların ses ve görüntülerinin kolluk tarafından kaydedilmesinin, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale olduğu" iddiasını da söz konusu kanun yönünden inceleyen Mahkeme, "Ses ve görüntü kaydının, suç delillerinin tespiti ve suçluların cezalandırılması bakımından sağlayacağı yararlar dikkate alındığında, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılım bakımından bireyler üzerinde yaratacağı sınırlı etkinin ihmal edilebilir olduğu" sonucuna vardı.