AB Ordusu oluşturulmasını öngören PESCO, 23 AB üyesinin imzasıyla yürürlüğe girdi
Avrupa Birliği’nde bulunan emperyalist ülkelerin daha bir militaristleştirilmesi programı PESCO (Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği Savunma Anlaşması) ile AB Ordusu'nun ilk adımı resmen atıldı.
Almanya birliğe girildiğini resmen açıklamıştı. PESCO kapsamındaki 17 projeden en önemli dört projeyi Almanya üstlendi. Ancak PESCO’ya bağlı olarak da Almanya-Fransa arasındaki çatışmanın kızışacağını öngörmek zor değil.
Yeni savaş bölgeleri startı Almanya'da Federal Hükümetin, AB Askeri Birliği’ne girildiğini duyurmasıyla verilmiş oldu. Buna bağlı olarak Almanya, 2010’dan beri var olan AB savaş müdahalelerinin vazgeçilmez parçası olan hava taşıma kumandanlığının yanında sağlık hizmeti kumandanlığının da liderliğini yapacak. Bunlara ek olarak, işgallerin en kısa zamanda gerçekleşmesini sağlayacak lojistik yapıları da inşa ve koordine edecek. Hem sağlık hizmeti hem de hızlı işgal konularında Almanya zaten NATO içinde de önemli rollerin sahibiydi. Gelecekteki askeri müdahalelerin koordineli ve hiçbir ülkenin, hiçbir engeline takılmaksızın yapılması hazırlığı, işin liderliği anlamında Almanya ile Fransa arasında sert mücadeleleri de beraberinde getirecektir.
13 Kasım’da imzalanan program, AB içinde askeri işbirliğinin sistematik olarak sağlamlaştırılmasını içeriyor. Buna bağlı olarak programa katılan 25 AB ülkesi, düzenli olarak askeri bütçelerini arttırma göreviyle yükümlü. Bunun ise emekçilere yeni saldırılar demek olduğu aşikar. Bütçelerinin silahlanmaya harcanan kısım yüzde 20’ye yükseltilecek, silahlanma araştırmalarına ayrılan yatırımlar da yüzde 2’ye erişecek.
Katılımcıların hepsi AB askeri operasyonlarına personel, materyal, alt yapı veya diğer araçlarla katkı sunacaklar. Acil durumlarda emperyalistler arası diplomasiye takılmadan karar alabilmek için yeni karar mekanizmaları oluşturulacak. Böylece Alman parlamentosu da dahil ulusal parlamentolar devre dışı bırakılacak, göstermelik parlemento işlevi dahi yerine getirilmeyecek.
PESCO içinde Almanya’nın liderliğini üstlendiği dört proje AB’nin militaristleşmesinin kilit projeler. İnşasını Alman Ordusu, Avrupa hava taşıma kumandanlığını, sağlık hizmetleri kumandanlığını üstleniyor. AB içinde sağlık hizmeti standartını tek tipleştirmek, tıbbi bakım için gerekli kapasitelerin koordinesini ve kurtarma ekiplerinin koordineli çalışmasını sağlamak gibi rolleri var. Almanya, böylece NATO içinde zaten aktif olduğu bir alanı AB içinde de ele geçirmiş oluyor.
Savaş mobilizasyonu lojistik merkezlerin koordinesi projesinin liderliğinin Almanya’ya verilmesi de büyük önem taşıyor. AB savaş birliklerinin en kısa süre içinde savaş bölgelerine gönderilebilmesi ve bakımlarının da en iyi düzeye çıkarılması hedefleniyor.
Almanya, malzeme depolanması yanında ulaşım yolları ve araçlarının sorumluluğunu da üstleniyor. Askeri malzemelerin erişilebilirliğinin en yüksek düzeye çıkarılması, savaş ve işgal bölgelerinin daha önceden belirlenip oralarda oluşturulacak depolara malzemelerin taşınması görevidir bu. Lojistik merkezlerin koordinesini sağlayan bu proje yanında Hollanda, PESCO içinde askeri hareketliliğin tek tipleştirilmesini sağlayacak bir projenin sorumluluğunu alıyor. AB içinde ortak askeri hareketin en hızlı ve yerel bürokrasiye takılmadan yapılabilmesi amaçlanıyor. NATO’nun bu kumandanlığının Almanya’ya taşınması ABD tarafından da destekleniyor.
NATO tugaylarının Rusya sınırına yerleştirilmesinde Almanya yine kilit bir rolü üstleniyor. + Toplumsal muhalefete karşı da hazırlığı da içeren projede, 'Krizlere Tepki İnisiyatifi'nin (CROC) işlevi bu hazırlığın sadece Ortadoğu gibi savaş bölgeleri için olmadığını ele veriyor. Projenin amacını "Gerçek ya da tahmini tehlikelerin ortak analizini yapmak ve somut müdahaleler için gerekli askeri tugayların ve kapasitelerin tespiti" olarak belirlenmiş durumda. "Gerçek ya da tahmini krizli bölgelerin" AB'ye dahil herhangi bir ülkede toplumsal patlama olmayacağını kim garanti edebilir? Kısaca emperyalist proje kendilerinin yarattığı emperyalist savaş bölgelerine hızla müdahale ve daha fazla silahlanma anlamı taşırken, içteki olası "sınıf savaşınıa" müdahale de hedeflemektedir.
Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, AB’nin askeri birliği yönünde atılan bu adımın AB’nin ABD’ye karşı stratejik bağımsızlığını hedeflediğini tekrarlamaya devam ediyor. "AB'nin entegrasyonu" denilen bu süreç, ancak ve ancak enternasyonal proletarya ve halkların savaşa karşı mücadelesi, "entegrasyonu" ile durdurulabilir.