2007’de kendin ol!

Heybene doldurduğun düşlerini tek tek gerçekleştirmek için bu yıl biraz daha kararlı ol hayatta.

GÜNCEL
Pazar, 31 Aralık 2006 (19 yıl 9 ay önce)

Bu yazıyı mum ışığı altında radyo tiyatrosu dinleyerek yazıyorum. Saatlerdir elektrikler kesik ve dışarıda kar yağıyor. Geçmiş zamanlardan fırlayıp gelen sımsıcak bir gün yaşıyoruz bizimkilerle birlikte. Eskiden de böyleydi. Anımsıyorum; elektrikler sık sık kesilirdi...
GELECEĞE REÇETE HAZIRLAMAK

Yeni bir yıla gireceğiz birkaç gün sonra. İç hesaplaşmamı nasıl yapacağımı, bu kadar yoğun günlerin yıprattığı ruhumu nasıl onaracağımı düşünürken imdadıma yetişti kar. “Kar ayrılık hüznüdür ve ne çok ayrılıklar biriktirdik genç ömrümüzde” diyen şairin dizeleriyle yaşıyorum günümü.

Sahiden ne çok ayrılıklar biriktiriyoruz artık. Ve sahiden ne kadar hızlı kopuyor takvim yaprakları. Yeni bir yıla girerken, herkes kendince bir reçete hazırlar geleceğe. Adı konulmamış sözler yazılır yüreğe. Yeni yılda geride kalan yenilgilerimizi yengiye çevireceğimize dair sözler veririz en gizli düşlerimize. Artık kimsenin bizi dinlemek istemediği bir çağda kendimize anlatırız çocuk sevinçlerimizi.

Zorlanırız ilk dakikalarda. Bir yıl vardır geride; 365 Gün 6 saat. Hiç de kolay değildir hesaplaşmak. Kırdığımız yürekleri, kırıldığımız günleri düşünmek azap verir adama. Ama bir yıl bitmektedir ve yeni bir düş kurabilmek için tüm silahlarımızı bir kenara koyarak sorular sormalıyızdır kendimize. Ben ne yaptım sahiden?

İş, aş, aşk, kavga… Ya da hiçbiri. Kocaman bir sıradanlıkla mı geçti günlerim. Oysa; “Eksilen her yaprak biraz daha ölüme yaklaştırırken zavallı bedenimi daha çok şiir okumalıydım dersiniz” kendinize. Daha çok gezmeli, daha çok boş vermeli ve daha çok anlamalıydım dersiniz. Sonra ve de en acısı hırçınlıklarınızla nasıl da yalnızlaştığınızı fark edersiniz birden bire… Selam vermediğiniz insanları, yok saydığınız değerleri ve belki de koca bir yılı birlikte geçirdiğiniz küçük hesaplarınızı…

Üç kuruş daha çok kazanacağım diye heba etiğiniz günlerinizin hüznü çöker yüreğinize. O çok önem verdiğiniz işi kapmak için kendinizden ne kadar çok verdiğinizi ve verdikçe ne kadar az ben kaldığını fark edersiniz içinizde… İçsel hesaplaşmaların en kritik anları yaklaşmıştır. Uzak düştüğünüz dostlarınızı, onların sizi, sizin onları unuttuğunuzu anlarsınız. Oysa ne güzel günlerdi o günler… Biri doktor, biri televizyoncu biri muhasebeci biri sanatçı olan hepsi etrafında saygın insanlar diye bilinen o insanların ve senin aslında ne kadar da hoyrat olduğunu görürsün. Etiketler için kaybedilen yılların gölgesi düşer bu sefer yüreğine; ağlarsın…

Yeni bir yıla girerken hep anlaşılmamak üzerine kurulan hayatının ortasında kalırsın bir başına. Ama yeni bir yıl başlamaktadır işte… Solgunlaşan eski yaprakları geri çevirmenin, hatta yeni bir defteri eline alıp en güzel yazınla ilk merhabayı yazmanın vakti gelmiştir. Hazırladığın gelecek reçetesindeki ilacı içmek için 1 Ocak 2007 sabahı gördüğün ilk insana içten bir Merhaba! diyerek başlarsın yıla…

GİT GİDEBİLDİĞİN YERE

Heybene doldurduğun düşlerini tek tek gerçekleştirmek için bu yıl biraz daha kararlı ol hayatta. Doğru bildiğin adımı atarken -artık olgun bir insanısın unutma!- sağa sola, ona buna danışma; dön içine dinle o sesi ve at adımını mutlaka. Ya sonu kötü olursa diye düşünmeden yap yapacağını. Ya zarar görürsem diye kaybettiğin güzelim zamanlarına inat bu yıl koşar adım ilerle düş reçetende…

Bak, pişman olmayacaksın bu defa… Kaç yıl daha yaşayacağız ki şunun sırasında… Kavganı ver mutlaka, insanı sakın unutma ama kar yağıyorsa şayet ilk zamanlarda; sakın düşünme, at kendini hayata… Bak hem Orhan Veli de yok etrafta çalabilirsin onun dizelerini kendine; "Yelken ol, kürek, ol, dümen ol, git gidebildiğin yere..."

Yakup Karbuz
Taka Gazete (Trabzon)