Grev yasağı ve lokavtın gölgesi altında MESS'le yapılan yeni görüşmelerde "kırmızıçizgi" dayatmaları sürdü
130 bin metal işçisine açlık ücreti ve kölece çalışma koşullarına rıza göstermeyi dayatan, bunu da daha baştan “kırmızıçizgim” diye ilan eden MESS ile işkolunda örgütlü 3 sendika arasında yürütülen toplu sözleşme görüşmelerinin tıkanması ve sürecin grev kararlarına evrilmesinden sonra son derece hızlı gelişmeler yaşanmaya başladı.
MESS, işçinin üretimden gelen gücünü kullanma hakkına karşı patronların en namert yöntemlerinden olan lokavtı devreye soktu. Arkasındaki hükümetiyse daha önceki 14 grev yasağında olduğu gibi “milli güvenliği zedeleyici” diyerek, MESS’in lokavt ilanıyla aynı gün aldığı yasak kararını 2 gün sonra, yani bugün Resmi Gazete’de yayınlayarak yürürlüğe koydu.
Anlayacağımız, “bu karanlık havalarda” on binlerce metal işçisinin “grev” bayrağını sallaması patronlar ve onların devleti açısından gerçekten de ciddi bir “güvenlik” tehdidi oluşturuyor. Keza, içerde en küçük bir toplumsal muhalefet dinamiğinin ezilmeye-sindirilmeye çalışıldığı; bunun, Efrîn işgal girişimiyle adeta zembereğinden boşaldığı bir anda on binlerce metal işçisinin kendi sınıfsal gündemleriyle “grev” demesinin onlar açısından nasıl bir mana taşıdığı açık.
Faşizmin postal seslerinden başka bir sesin duyulmasının istenmediği bu koşullarda tüm bir toplum bırakalım grevi, sosyal medya hesabından “barış” ya da “savaşa hayır” demenin bile yasaklandığı karanlık bir tünele sokulmak isteniyor. Emekçilerin savaş politikasıyla militarize edilip, aç karınlara şovenizm zehri dışında bir şeyin girmesinin istenmediği koşullar bunlar. Sadece savaş karşıtı olmanın değil, savaştan yana tutum aldığını ilan etmemenin bile gerici bir lincin konusu olabildiği koşullar...
O açıdan da on binlerce işçinin greve gitmesi, dayatılan gündemin dışında kendilerinin gerçek gündemleriyle ilişkilenmeleri elbette istenmeyecekti! Grev gibi bir okulun bir günlük kazanımlarına bile tahammül gösterilemeyeceği için de daha 2 Şubat’a günler varken bu yasak kararıyla “istediğim sınırlarda durun” mesajının altı kalınca çizilmeliydi!
Yasak kararının ardından açıklama yapan Türk Metal (TM) çetesi asıl açıklamayı yarın (27 Ocak Cumartesi) yapacağını söyleyerek, Bakanlar Kurulu kararına “yasak” demekten özenle kaçındı. Yaptığı açıklamada ısrarla “grevimiz 2 ay ertelenmiştir” tanımını kullandı. Bol bol demagoji yaparak… Tercih ettiği tanımlama bile nasıl bir tutum alacağının özeti…
Öz Çelik-İş’se üyelerine gönderdiği mesajla zaten baştan havlu attığını ilan etti.
Dayatılan tek tip sendikacılığın gözde örnekleri olan bu iki “sendikayla” perde arkasında nelerin kaynatıldığını, hangi pazarlıkların yapılıp, sözlerin alındığınıysa ilerleyen günlerde hep birlikte göreceğiz.
Birleşik Metal İşçileri Sendikası (BMİS), “yasağı tanımayacağız” diyerek EMİS’le yapılan toplu sözleşme sürecinde grev yasağına karşı aldığı tutumu öne sürdü. “O zaman da tanımadık, bunu da tanımayacağız” dedi.
BMİS’in EMİS işyerlerindeki grev yasağı kararına karşı aldığı tutumun oldukça “muğlak” olduğunu hatırlayacak olursak, onun da aslında açık bir dövüş yerine işyerlerinde yapılacak fiili iş yavaşlatmalar ve kısmi iş bırakmalarla patronlar üzerinde basınç uygulama yoluna gitmeyi tercih edeceğini tahmin etmek mümkün.
TM’nin suya sabuna dokunmayan açıklamasından farklı olarak BMİS bugün örgütlü olduğu 30 işyerindeki 12 bin işçiyle hem Cuma eylemlerini gerçekleştirdi hem de üretimden gelen gücün kullanıldığı eylemlerle bunu pekiştirdi. 2 Şubat’ta greve gideceğini ise net olarak belirtti. Bunun nasıl bir “grev” olacağınıysa hep birlikte göreceğiz.
Hükümetinin “yasak” dediği bu koşullarda lokavt ilan etmiş olan MESS bugün işçi sendikalarıyla bir görüşme daha gerçekleştirildi. Yapılan görüşmeden sonra yazılı bir açıklama yapan BMİS, MESS’in ücret zammı ve sosyal ödeme-ödeneklerle ilgili tekliflerini revize ettiği belirtti.
Açıklamada yeni teklifte, birinci 6 ay için fabrika ortalamasına seyyanen yüzde 13,20 ücret zammı teklif edildiği kaydedildi. Bunun da ikramiye dahil net 294 TL'ye denk düştüğü vurgulandı. Diğer 6 aylarda enflasyon oranında ücret artışı teklif edildiğinin belirtildiği BMİS açıklamasında, sosyal ödeme ve ödeneklerde ise birinci yıl için yüzde 13,20, diğer yılarda enflasyon oranında artış teklif edildiği söylendi.
3 yıllık sözleşmedeki ısrarın devam ettiğinin vurgulandığı açıklamada, MESS’in kazanılmış hakları geriye götürmeyi hedefleyen tekliflerinin de masada durduğu ifade edilerek şunlar söylendi:
Sendikamız MESS'in ücret, sosyal ödenekler ile yürürlük süresi konusundaki tekliflerinin kabul edilemez olduğunu, ayrıca kazanılmış hakları geriye götürecek herhangi bir maddenin kabul edilmesinin söz konusu olmayacağını MESS heyetine bildirmiştir.
Açıklamaya göre, taraflar 30 Ocak Salı günü saat 10.00'da MESS merkezinde yeniden toplanacak.
MESS’le görüşme yapan TM de MESS’in getirdiği önerileri sözleşmenin 2 yıllık olması kaydıyla değerlendireceğini belirttiği açıklamasında şunları söyledi:
MESS ile sendikamızın toplu sözleşme komisyonu arasında bugün yapılan müzakerelerde MESS teklifini revize etti.
İşyeri ortalamasına verilmek üzere, 6 aylık enflasyon rakamı olan %3,2‘ye, %10 refah payı vererek, ilk 6 ay için teklifini % 13,2 ye yükseltti. Sosyal haklarda ise MESS, ilk yıl için zam teklifini %13,2 olarak açıkladı.
MESS, sözleşme süresinin ise 3 yıllık olmasındaki ısrarını yineledi. Bunun üzerine sendikamız da sözleşmenin 2 yıllık olması koşuluyla, teklifini ilk 6 ay için %30 olarak revize edeceğini MESS’e iletti. Gelişmelerle ilgili olarak Başkanlar Kurulumuz saat 16:00 da olağanüstü toplanıyor.
TM çetesinin tutumundan anlaşılan MESS’in teklifinin 2 yıllık sözleşme karşılığında biraz daha rötuşlanarak kabul edileceği…
Bu durumda BMİS’in nasıl bir tutum alacağını önceki yıllardan da biliyoruz. O da en fazla işyerlerindeki fiili iş bırakmalar-yavaşlatmalarla süreci bir süre daha götürmeye çalışıp, MESS’le bir noktada uzlaşacaktır. Bu arada da tarihe “direnen sendika” olarak geçme onurunu kazanıp, metal işçisine gelecek açısından yatırım yapmış olacak!
TM çetesinin daha başından “2 yıllık olursa değerlendirebiliriz” dediği ve taslaktaki yüzde 38 oranında zamdan bir anda yüzde 13,2’ye rıza göstermeye hazırlandığı anlaşılıyor. Efelenerek perdeyi açan TM çetesinin kışkırtılan şovenizm üzerinde “milli ve yerli bir sörf” yaparak bu perdeyi “kazasız belasız” kapatmaya niyetli olduğu anlaşılıyor.
BMİS de ondan farklı olarak atraksiyonun bol olduğu ancak açık ve net bir dövüşten imtina edildiği o tanıdık eksende bir süre oyalandıktan sonra TM’den biraz daha iyice bir sözleşmeyle süreci bitirme hesaplarıyla hareket edecektir.
Çelik-İş’in ne yaptığı zaten belli…
Aslolan giderek bir danışıklı dövüş niteliği kazanacak bu süreçte metal işçilerinin ne diyecekleri… Şoven histeriye teslim mi olacakları yoksa kendi öz çıkarları ve gündemleriyle bir sınıf duruşunun asgari ölçütleriyle hareket edip etmeyecekleridir.